• Reklam
  • Reklam
  • Reklam

Bİ’ KAHVE

Geleneksel Türk kültürünün vazgeçilmezi olan Türk kahvesinin serüveni yüzyıllar öncesine dayanmaktadır. Sır gibi tarihte saklı olan kahvenin keşfi hakkında pek çok farklı görüş bulunmakta, ancak bu görüşler arasında en çok kabul gören hiç şüphesiz kahve çekirdeklerinin Habeşistan topraklarında keşfedildiği, oradan da Yemen’e ulaşarak dünyaya yayıldığıdır.

01 Ağustos 2018 - 17:09

Bizler, öteden beri kahvenin anavatanını Yemen olarak biliriz. Fakat ilk kahve, Yemen’e Habeşistan’dan gelmiş ve orada üretilmiştir. En fazla anlatılan efsaneye göre, kahveyi ilk keşfeden canlılar, “keçi”lerdir. Rivayete göre, Habeşistan’da keçi ve deve sürülerinin çobanları güttükleri hayvanların garip bir ağacın meyvelerini yedikten sonra, daha canlı, hareketli olduklarını görünce, ”bunda bir hikmet var” diyerek durumu dervişleri Şazili’ye bildirmişler. Bu meyvenin suyunu kaynatıp içen Şazili’nin kendisi de aynı canlılığı duymuş ve kahvenin meziyetleri böylece anlaşılmıştır.

Fakat kahve çekirdeklerinin bugünkü anlamda sıcak bir içecek haline dönüşmesi, ilk kez Yemen’de olmuştur. 1517 yılında Yemen Valisi Özdemir Paşa, lezzetine hayran kaldığı kahveyi İstanbul’a getirmiştir. Türkler tarafından bulunan yepyeni hazırlama metodu sayesinde kahve, ilk kez bakır cezvelerde pişirilerek, “Türk Kahvesi” adını almıştır. Kahve, kısa zamanda çok beğenilerek saray mutfağında yerini almış, saraydan konaklara, ardından evlere girmiş ve İstanbul halkının kısa sürede tutkunu olduğu bir lezzet haline gelmiştir. Kahvenin toplumda kabul görmesiyle doğan kahvehaneler ise, zaman içinde sosyal yaşamın ayrılmaz bir parçası olmuştur. Öyle ki Osmanlı zamanında eve misafir geldiğinde hemen ev sahibi bir kahve ikramında bulunur, yanına da bir bardak su koyarmış. Misafir eğer suyu kahveden önce içerse, karnının aç olduğu anlamına gelir, hemen sofra kurulurmuş. Eğer kahveyi önce içerse karnının tok olduğu sadece muhabbet etmeye geldiği anlaşılırmış

KÜÇÜK BİR KAHVE TARİFİ

Geleneksel Türk Kahvesinin günümüzde ki popülaritesini,  İç Koza Han’da yıllardır közde kahvelerini kahve severlere ulaştıran İbrahim Ulaş lezzetli bir Türk Kahvesinin tarifini verirken “Öncelikle kahvenin tazeliği çok önemlidir. Çünkü kahve öğütüldükten sonra hızla bayatlamaya başlar, tazeliğini kaybeden bir kahvede de aroma ve yoğunluğa ulaşmak imkansızlaşır. Bir başka önemli hususta kahveyi pişirme tekniğidir .  İyi bir kahve hazırlamak için, suyun klorsuz ve soğuk olması gerekir. Dibi kalın bakır cezvede soğuk suya salınan kahve, birkaç kere karıştırılarak ateşe konur ve pişirme sırasında fazla karıştırılmaz. Her fincan için iki çay kaşığı kahve, iki çay kaşığı şeker (arzuya göre) ilâve edilir. Köpüklenince ateşten çekilen cezvenin ilk köpüğü, fincanlara pay edilir ve kahve yeniden ateşe sürülür. Kalan kahve bir taşım daha pişirilir ve fincanlara boşaltılır. . Lezzetli bir kahvenin pişirilme süresi ise en az 4-5 dakikadır eğer kahve közde veya kızgın kumda pişirilecek ise bu süre 10-12 dakikaya çıkabilir.” ifadesinde bulundu.

Geleneksel kahvemizin inceliklerine değinen Ulaş “Türk Kahvesi’nin en önemli özelliği hiç şüphesiz, bol köpüklü olmasıdır. Yumuşak köpüğü sayesinde kahvenin tadı damakta uzunca bir süre kalır. Ayrıca bu leziz köpük, kahvenin bir süre sıcak kalması için örtü vazifesi görür. Kahveyi sade içmek, Türk Kahvesi’nin gerçek tadını almak isteyen kahve tiryakilerinin birleştiği ortak noktadır. Kahve ile birlikte ikram edilen su, önceden ağızda kalmış bütün tatların giderilip, sadece kahve tadının alınması içindir. Ayrıca, gerçek kahve tiryakileri kahveden önce mutlaka su içerler ve asla kahvelerinin yanındaki ikramları kahve ile bir arada tüketmezler!” dedi.

Kültürümüzde kendine has bir yeri olan kahve, pek çok kişinin vazgeçilmezleri arasında. Kahve daha çok bir dinlenme vesilesi ve sohbet bahanesi olarak tercih edilmektedir. Öyle ki Ulaş yalnız gelen müşterilerimiz pek kahveyi tercih etmezken grup halinde gelenler ortak sipariş vererek uzun sohbetlerin yanında Türk kahvesini tercih etiklerini vurguladı

Yapılan araştırmalara göre Türk kahvesi;  kansere karşı koruyuculuk sağlar özellikle de prostat kanserine karşı koruyuculuk özelliği vardır. Kahveyle beraber tip 2 diyabet, insilün direnci ve Alzheimer da engellenmiş sayılır. Kahve çekirdeklerinin içerisindeki antioksidanların yaşlanmayı engelleyici ve hücreleri yenileyici bir etkisi vardır.

Aryıca Türk kahvesi metobilizmayı engellemektedir, bu yönüyle diyete yani kilo vermeye de yardımcıdır. Kahvenin içerisindeki kafeinin termojenik etkisi vardır. Termojenik etkiyle birlikte metobolizmanın hızlı çalıştığı uzmanlar tarafından ifade edilmektedir, bu durum da kilo kaybını arttırır dolayısıyla günlük tükettiğiniz 3 fincan kahve zayıflamanıza yardımcı olacaktır.

Kafeinin en önemli özelliklerinden biri de sinirleri yatıştırmasıdır, Türk kahvesi aynı zaman da doğal sakinleştirici etkisi yaratmaktadır. Kahve tüketimini alışkanlık haline getirmiş bireyler, o gün kahve tüketmezlerse baş ağrısı gibi durumlar ön plana çıkabilir.

Reklam
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR x
Seydikemer'de şehit Yasin Ağır anısına Süper Enduro Yarışı yapıldı
Seydikemer'de şehit Yasin Ağır anısına Süper Enduro...
TFF 1. Lig: BB Erzurumspor: 2 - İstanbulspor: 2
TFF 1. Lig: BB Erzurumspor: 2 - İstanbulspor: 2