Bu alanlara sahip çıkmak zorundayız
Başkan Bozbey konuşmasının devamında: “Bu alanın, Arkeopark'ın daha tanınabilir hale gelmesi ve Türkiye'nin örnek alanı olarak öne çıkması için yaptığımız çalışmalarla, Arkeopest adındaki bu buluşmayı sağlayarak, bu alanı gelecek kuşaklara hazırlıyoruz ve aktarıyoruz. Bunu niçin söylüyorum? Çünkü bu alanlara sahip çıkmak zorundayız. Kolay değil; sekiz bin beş yüz yıldır burada bir yaşamın varlığını ancak on beş yıl önce fark edebildik. Daha önceki yıllarda bu durumu fark edebilseydik, belki de burada çok daha fazla arkeolojik kalıntıyı tespit etme imkanına sahip olacaktık. Bu kalıntılar, belki bize farklı bir yol göstericiliği de yapmış olacaktı.
Türkiye’de bir ilk
Necmi Hocamızın önderliğinde başlayan bu projeye zamanında Nilüfer Belediyesi destek verdi. Sonrasında Büyükşehir Belediyesi de bu projeyi sahiplenerek, burada hem konaklama üniteleri hem de yakın zamanda faaliyete geçecek olan müzesiyle birlikte bu alanı daha kullanılabilir hale getirdi. Bu alan, üniversite öğrencilerimize hizmet edecek bir anlayışa sahip olup, Türkiye'nin örnek arkeoparklarından biri haline gelmiştir. Bugün, Türkiye'de ilk defa gerçekleştirdiğimiz Arkeopest ile birlikte bu alanın tanıtımını Bursalılara ve Türkiye'deki insanlara yapmaktayız. Ayrıca, ilim insanlarına, sivil toplum örgütlerine ve yurt dışından gelecek misafirlere de tanıtım yapmayı hedefliyoruz. Bursa'nın kültürel tanıtımına ve turizme katkı sağlayacak olan bu alanı tanıtmak ve yaşatmak zorundayız.
Bu alanı gelecek kuşaklara aktarmak hepimizin sorumluluğu
Bu nedenle, örnek bir proje olan Arkeopest'in hayırlı olmasını diliyorum. Bugün burada kırkın üzerinde farklı atölye var. Çocuklarımız ve aileleri, bu alana gelerek tarihi dokusunu ve anlamını öğreniyorlar. Çocukların burada hoşça vakit geçirmeleri, aynı zamanda tarih ve kültürel bilinçlerinin oluşmasına katkı sağlamaları son derece önemli. Ailelere de çocuklarını buraya getirerek destek oldukları için teşekkür ediyorum. Bu alanı koruyup kollamak ve gelecek kuşaklara aktarmak hepimizin sorumluluğudur. Sadece biz kent yöneticilerinin değil, halkımızın ve burada benim de bir katkım olsun diyen herkesin mutlak sorumluluğu vardır. Hepinize çok teşekkür ediyorum ve Arkeopest'in hayırlı olmasını diliyorum. Bundan sonra devamı gelecektir.” ifadelerini kullandı.
Burası çok zengin bir bölge
Kent Tarihi ve Tanıtım Başkanı Günay Kılıç: “Burası 183 dönümlük bir arazide oldukça geniş bir bölge. Yaklaşık 4-5 ay sonra bu bölgeyi yeniden düzenlemeye çalışıyoruz. Çünkü 8 yıl ara verilmiş, yapılmamış. 180 kilometrelik arazinin bakım onarımını, yön tabelalarını ve bilgilendirme tabelalarını yapacağız. Bu arkeoloji festivalinin 20 arkeoloji festivaliyle aslında biz burayı Bursa halkına ve tüm Türkiye'ye yeniden tanıtmak istedik. Gördüğünüz gibi ilgi çok yüksek. 40'ı aşkın atölye var. Hem içte hem dışta paydaşlarla birlikteyiz. Hem üniversiteler var, hem Kültür Bakanlığı var, hem Tofaş Anadolu Arabaları Müzesi var, hem de belediye içinde değişik başkanlıklara katkı sunuyor. Daha ilk günden 10.000 sayısını geçtiğimizi öğrenmiş bulunuyoruz. Ailece gerçekten çok özel bir etkinlik. Aslında çocuklar, gençler ve aileler burayı tanıyor, hem de Bursa'nın tarihi hakkında, yani 8.500 yıl önceki tarihi hakkında bilgi sahibi oluyorlar. Osmanlı kalıntıları da alanda bulunuyor. Çok zengin bir bölgedeyiz.
Güneş enerjisini kullanıyoruz
Biz bu arkeoloji festivaliyle bugün herkesi davet etmek istiyorum. Bu soruların yanı sıra her zaman katkı sağlayabilir mi? Elbette, sağlayabilir. Biz onun adımını artık sürdürülebilir kentler ağına başvurduk. Bu başvurumuz kabul edildi. Burada biz sürdürülebilirliği verdik. Yine işte plastik kullanmayacağız. Efendim, güneş enerjisiyle işlerinizi çözmeye çalışacağız. Bunun o ağa girdikten sonra SDC, bunun uluslararası anlamda da bu bölgeyi tanıtacak. Devam edecek festivale gelecek kişiler nasıl gelmeli? Festival 2 gün, bugün ve yarın devam edecek. Biz festivalin kapısına hem kent için hem Uludağ Üniversitesi seferleri var. Bugün baktık, belediye otobüsleri dolu dolu. Şimdi kendi araçlarıyla gelenler var, ama kendi araçları yoksa metrolar, Uludağ Üniversitesi'nden 7 S'ye binerek buraya getirdiler.” dedi.
















