Aile Sağlığı Merkezleri’nin kapanma riskiyle karşı karşıya kaldığının altını çizen AHESEN Genel Başkanı Dr. Kandemir; “Halkın nitelikli, ücretsiz ve ulaşılabilir sağlık hizmeti alabildiği, olağanüstü durumlarda hayati rol ile gündeme gelen Aile Hekimliği; sağlıkta şiddetin artması, caydırıcı etkin bir yasanın çıkarılmaması, çalışma koşullarının kötüleşmesi, angarya ve iş yükünün artması, hak edişlerin yoksulluk sınırlarına kadar indirilmesi, emekliliğin imkânsız hala getirilmesi ve iş güvencesi kalmaması gibi bir çok neden ile sürdürülebilir sağlık hizmeti işleyişi, imkansız hale gelmiştir. Üzerlerine yüklenen yükü taşıyamayan meslektaşlarımız, torba yasa ile ceza yönetmeliğine maruz kalmıştır. Yaşanan tüm olumsuzluklara ve sıkıntılara rağmen Tıp Bayramı’nın ilk günü gibi aynı ruhla vatanımıza hizmet etmeye devam ediyor, şartların düzenlenmesi için hem AHESEN hem tüm meslektaşlarımız adına yetkilileri müdahaleye davet ediyoruz. Ülke sağlığının temini için bu durum son derece elzem bir hal almıştır” dedi.
“CEZA VE BASKILARLA SİSTEM DÜZELMEZ”
Uygulamaların iyileştirme ve çözüm odaklı olmadığını dile getiren Dr. Melisa Menemencioğlu; Verilen cezalarda iyileştirme ödemesinin kesilmesi bir disiplin cezasıdır. Ancak iyileştirme ödemeleri kesilme sayısının sözleşme feshine gitmesi aynı suça verilen ikinci cezadır. 1 suça 2 ceza verilmesi Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesine aykırıdır. Mali durumun disiplin cezasına bu şekilde bağlanması ise idareye keyfi ceza verme imkânı sağlar ve mobbinglerin önünü açarak hekimler üzerinde büyük bir baskıya neden olur. Biz hekimler bu iş güvencelerimizin tehdidi altında büyük bir motivasyon düşüklüğü ve stres altında girdik. Özlük hak kayıpları ve sağlıkta şiddete çözümsüzlük nedeniyle sistemden ayrılan hekimlerin ardından kalan asgari sayıdaki hekimler sağlık çarklarını döndürmeye çalışıyor. 1. basamakta çalışan hekimlerin saydığımız nedenlerle sistemden uzaklaşmasına neden olmak, halihazırda sıkıntı yaşanan 2. ve 3. basamaklara ulaşmayı imkânsız hale getirecek. Cezalarla ve baskılarla sağlık hizmeti sunumundaki eksiklikleri düzeltilemez. Kutlayamadığımız bu 14 Mart Tıp Bayramı’nda, sağlık hizmeti almada şu anda bile zorlanan halkımız ve tüm sağlık çalışanları adına Sağlık Bakanlığı’nın bu yanlış tutumundan dönmesini talep ediyoruz.” dedi.
“HER ÇIKAN YÖNETMELİĞE HUKUK MÜCADELESİ OLARAK BAKILIYOR”
AHESEN 2. Şube Başkanı Dr. Selçuk Ünal ise yaptığı açıklamada geleceğe kaygı ile baktıklarına vurgu yaptı. Dr. Ünal; “Ne yazık ki, 14 Mart Tıp Bayramı geldiğinde ne mesleğimizin saygınlığı ile gurur duyabiliyoruz ne de geleceğimize kaygısız bakabiliyoruz. Aile Hekimliği çalışanları olarak, her geçen yıl, sistemsiz bir sağlık sistemi içinde, bir taraftan hizmet sorumluluğumuzu yerine getirmeye çalışıyor diğer taraftan da Sağlık Bakanlığının adeta inatlaşma haline getirilen hukuksuz, dayatıcı ve zorlayıcı karar ve uygulamaları ile boğuşuyoruz. Her çıkan yönetmeliğe; bu sefer neyi cezalandıracaklar, neyi engelleyecekler, ne için hukuk mücadelesi vereceğiz diye bakar olduk. Artık göstermelik alkışlar, içi boş övgüler, tutulmayan vaatler istemiyoruz. Önümüzdeki yıl Tıp Bayramı’nı; gerçekten mesleğimizle övünebileceğimiz, işimizi keyifle yapabileceğimiz, gelecek kaygısı duymayacağımız koşullarda kutlamayı istiyor ve hak ettiğimizi düşünüyoruz.” dedi.

















