DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan Bursa’da değerlendirmesinden sonra ülke gündeminde değindi. Ali Babacan: “Asgari ücretlimiz artık temel gıda ihtiyaçlarını karşılayamayacak bir duruma gelmiştir. Milyonlarca vatandaşımız eğitimde ve iş bulma konusunda sıkıntı yaşamaktadır. Ülkemizde 4.800.000 kişi bu durumdan etkilenmektedir. Ülkemizde makro rakamlara baktığımızda, enflasyon ve faiz oranlarının dünya genelinde en yüksek seviyelerde olan ülkelerden biri olduğumuzu görüyoruz. Bu süreçte vatandaşlarımızın kredi kartı borçları artmakta, sanayicimizin yüksek faizler nedeniyle yaşadığı problemler gözlemlenmektedir. Ülkede bulunan yüksek enflasyon ile eğer Hazine hala borç ödüyorsa ve bankada parası olanlar varsa, bunun en önemli sebebi yüksek faiz oranlarıdır. Türkiye’de milyar lira ödemeler yapılmakta ve bu durum oldukça dikkat çekicidir. Bugünlerde, daha önce görmediğimiz birçok tehlikeyle karşı karşıyayız. KOBİ'lerimiz ve sanayicilerimizle birlikte, yurt dışından buraya yüksek faizle para yatırmaya gelen az sayıda insan dışında, çoğu vatandaşımız zor durumda kalmaktadır.
Ülkemizin en büyük sorunlarından biri ise hukuk ve adalet konusunda yaşanan sorunlardır. Bu sorunlar İstanbul’da daha da belirgin hale gelmiştir. Ülkemizde Anayasa Mahkemesi'nin kararları duyulmamaktadır. Hükümetin kendi bildiğini okumaya devam edilmesi durumunda bu duruma itiraz edilmezse, büyük bir felaketle karşı karşıya kalabiliriz. Türkiye’de çok büyük bir hukuk ve adalet krizi var. Türkiye’de ‘hukuk devleti’ ilkesi yok edilmiş durumda. İstanbul Belediyesi’nde yaşanan olayların üzerinden 2 ay geçti. Anayası, AHM kararlarına uyulmuyor, bu büyük felakettir. HSK denen bir yapı var. Buna meclisin seçtiği üç üye seçildi ve bir süreç yaşandı. Yargının idare ve denetim organı. Kura yerine basit çoğunluk diye bir şey uydurup genel kurula isim gönderdiler. Hükümetin anayasayı delmesine alışığız da meclisin kendi eliyle delmesi kabul edilemez. Avrupa’nın en genç nüfusuna sahip ülkemiz böyle yönetilmeye devam ederse daha çok kriz görürüz. Fakir daha fakir, zengin daha zengin oldu. Hukuk yoksa adalet yoksa güven yok. Güven yoksa yatırım yok. Yatırım yoksa iş yok ve iş yoksa istihdam yok. Yatırım yapanlar binbir pişman” açıklamalarıyla adalet ve hukuk sistemi hakkında eleştirilerde bulundu.
Ali Babacan terör örgütünün silah bırakması sürecine ilişkin: “Sayın Bahçeli’nin, Ekim’de Meclis’in açıldığı gün muhalefet milletvekillerinin elini sıkmasıyla başlayan süreçte belirsizlikler hâkim. Bu durum, bulmacanın parçalarını görmemizi sağlarken, resmin bütününü henüz göremediğimizi ortaya koyuyor. Ancak, bu süreçte bir çözüm ihtimali olduğunu düşünüyoruz. Kırk yıllık terör sorunu, on binlerce can kaybına yol açtı ve bu nedenle her türlü çözüm arayışına destek vermeye hazırız. İçişleri Bakanlığı'nın yürüttüğü çalışmalar, geçmişteki çözüm sürecinde önemli adımlar atıldığını gösteriyor. Ancak, mevcut durumun ne yönde ilerleyeceği belirsiz. Hükümetin muhalefeti ikna etmek için yaptığı turlar, bu sürecin ciddiyetini artırıyor. Terörle mücadelede sadece silahlı yöntemler değil, sosyal, ekonomik ve diplomatik araçlar da devreye sokulmalı. Türkiye’deki temel hak ve özgürlük sorunları, terör meselesiyle ayrı bir şekilde ele alınmalıdır. Özellikle Kürt ve Alevi vatandaşlarının sorunları, bu bağlamda önemlidir. Bu sorunların çözümü, terörle mücadele konusunun gündem dışı bırakılmasına olanak tanımalıdır. Türkiye’nin "Devası" adlı kitabında, bu sorunlara dair birçok çözüm önerisi bulunmaktadır ve bunların hızlı bir şekilde hayata geçirilmesi gerektiği vurgulanıyor. Terör, yalnızca Türkiye’nin sınırları içinde çözülebilecek bir sorun değil; bu nedenle dış politika ve diplomasi de devreye girmelidir. İran, Irak ve Suriye gibi komşu ülkelerdeki durumlar, Türkiye’nin terörle mücadelesinde önemli bir yer tutmaktadır. Eğer kalıcı bir çözüm isteniyorsa, bu bölgelerdeki dinamiklere de dikkat edilmelidir. Bütün bu faktörler göz önünde bulundurulduğunda, terörle mücadelede kapsamlı ve çok yönlü bir yaklaşımın benimsenmesi gerektiği açıktır. Bu süreçte, hem iç hem de dış politikada atılacak adımlar, Türkiye’nin geleceği açısından kritik öneme sahiptir.” dedi.

















