Bakan Murat Kurum açıklamasının devamında: “Bu manzara karşısında Türkiye olarak 2016 yılında Paris Anlaşması'na imza attık. Ancak altını çizerek ifade etmek gerekirse, adaletsiz uygulamaları da şerh olarak düştük. Nedir bu şerh? Türkiye'nin büyümesine, Türkiye'nin kalkınmasına, Türkiye'nin istihdamına getirmeyecek şekilde. Yani bir taraftan büyüyeceğiz, bir taraftan gelişeceğiz; ancak bir taraftan da doğamızla uyumlu, ki başkanım da ifade etti, sanayi devrimini kaçırmış, inşallah o döngüsel ekonomideki fırsatı değerlendirmiş bir ülke olarak bu süreci takip ediyoruz. Ve bu süreçle ilgili kararlı adımlarımızı atmaya gayret gösteriyoruz. Çünkü bizim net bir hedefimiz var. Biz bir yanda büyük ve güçlü Türkiye için çalışmakta azimli olacağız; öte yandan küresel sistemin o çürümüş yanlarını budamaya devam edeceğiz. Bu anlamda Türkiye Yüzyılı vizyonu ve 2053 net sıfır emisyon hedefi çok anlamlı, çok değerlidir. Bu vizyonla biz bir eylem planı hazırladık. En fazla ham madde kullanılan ve döngüsel ekonomiye geçiş potansiyeli en yüksek olan sektörlerimizi birer birer belirledik. Bilim insanlarımızla, sanayicilerimizle, üreticilerimizle birlikte bugün temsilcileri de aramızda olan ambalaj, elektronik, bilgi teknolojileri, gıda, inşaat, plastik ve tekstil sektörlerimiz bunların başında geliyor.
Artık bundan sonra üretim modellerimizi değiştirmek, güncellemek durumundayız. Eski yöntemlerle ürettiğiniz ürünlerin pazarda herhangi bir karşılığı yok. Ben açık ve net söylemek zorundayım. Bugünün koşullarının kargo emisyonunu hesap etmeyenler, çevreye, doğaya uyumlu üretim yapmayanlar, ticaretini güçlendiremez ve hatta sürdüremez. İşte Avrupalı, belki de son elli yılda ortaya koyduğu en kararlı politika ortada. Biz Türkiye olarak ticaretimizi, ihracatımızın yüzde elliden fazlasını Avrupa Birliği ülkelerine yapıyoruz. 2019'da açıkladıkları Avrupa Yeşil Mutabakatı ile ekonomik bir dönüşümün kapılarını tüm dünyaya açtılar. Bu konuda çok kritik kısıtlamalar getirdiler. Biz de bu süreci fırsata dönüştürecek hazırlıklarımızı titizlikle yaptık. Sanayide yeşil dönüşüm için yeni bir sayfa açtık. Artık sanayi tesislerimiz, sanayide yeşil dönüşüm belgesine sahip olacak. Ve ticaret kısıtlamalarına katı tutmayıp orada herhangi bir kısıtlamaya takılmadan yeni üretimde belki çok daha fazla pay sahibi olacaklar. Bir taraftan da burada iklim değişikliğiyle ilgili finansmana çok daha hızlı bir şekilde ulaşacaklar.
Bir diğer kritik süreç olan geri dönüşüm konusu da, ki artık kaynaklarımızın sınırsız olmadığı bilinciyle hareket etmek durumundayız. Havamızın, suyumuzun, doğamızın o anlamda sınırsız olmadığı bilinciyle üretim ve tüketim alışkanlıklarımızı gözden geçirmek durumundayız. İşte bu konuda da saygıdeğer Ümit Erdoğan hanımefendinin öncülüğünde yürüttüğümüz Sıfır Atık projesinde de yeni bir aşamaya geçiyoruz. Çevre ajansımızla yönetim sistemi için gerekli altyapı çalışmalarını tamamladık ve Kızılcahamam'dan sonra Sakarya'yı da deposto sistemimiz için pilot il belirledik. Böylelikle bu sistemi seksen bir ile yayarak geri dönüşümle hem vatandaşımızın hem de çevremizin kazanacağı bir sürece hep birlikte girmiş olacağız. İnşallah hep birlikte bu mücadeleyi sürdürecek ve 2053 yılına kadar alüminyum, çimento gibi birçok sektörde emisyon azaltımı sağlayacağız. Nedir emisyon azaltımı? Havayı daha temiz hale getireceğiz. Ülkemizi, şehirlerimizi daha yaşanabilir hale getireceğiz. Ve bir taraftan da üretimimize devam edeceğiz. Yani ithalatımızın büyük oranda enerjiden kaynaklı olduğunu hepimiz biliyoruz. Bu nedenle enerji sektöründe yenilenebilir enerjinin payını inşallah 2035 yılında yüzde altmış beşe çıkaracağız. Yani güneş, rüzgarımızdan, havamızdan, suyumuzdan istifade ederek ithalatımızı azaltacak, yerli, milli imkanlarla üretimimizi yapmaya çalışacağız.
Çalışmaların yardımıyla aslında iklim değişikliği sürecini bir bakıma fırsata çevirerek sanayicinin o iklim finansmanına erişimini kolaylaştırmış, her alanı ve her sektörü büyümesini ve kalkınmasını en yüksek noktaya taşımış ve canlı-cansız tüm doğal varlıklarını gözü gibi koruyan bir Türkiye'ye hep beraber ulaşacağız. İdealle söylüyorum, Türkiye Cumhuriyeti 2053 yılına sıfır emisyon hedefinde beklemeden 2053'ten çok daha önce ulaşacak. Türkiye yüz yılı yeşilin, mavinin ve doğa korumanın yüz yılı olacaktır. Biz bu mücadeleyi hep birlikte yapacağız ve evlatlarımıza, çocuklarımıza, geleceğimize çok daha güzel bir Türkiye'yi inşallah hep birlikte bırakacağız.
Kıymetli misafirler, iklim değişikliğine bağlı olarak deniz suyu sıcaklıklarının yükselmesi ve gerekli önlemlerin alınmaması, kirlilik yükünün artması maalesef Marmara'da müsilajın yeniden görülmesine sebep oluyor. Bakanlık olarak müsilaja karşı belediyelerimizle mutabakatla bir masa etrafında aldığımız eylem planına sadık bir şekilde çalışıyoruz. Ancak üzülerek ifade etmem gerekir ki, eylem planında beraber çalışıp ortak mutabakatla imza altına aldığımız belediyelerimiz, vazifelerini yeterince yerine getirmiyor. Ben, Marmara'ya kıyısı olan tüm belediyelerimizden vakit geçirmeden, artık çok geç olmadan, duamıza verdiğimiz sözleri yerine getirmelerini bekliyorum. Müsilaj ve benzeri sorunların yeniden yaşanmaması için söz verilen atık su arıtma tesisleri artık yapılmalı. Burada bekleyecek bir zaman kalmaz. Bakın, bugün buradan çıkınca Nilüfer Çayı, Gemlik Körfezi ve İznik Gölü'nde incelemelerde bulunacağız. Bu doğa harikalarını Bursa'yı Bursa yapan bu güzellikleri biz korumakta kararlıyız. Kilometrelerce uzunluktaki tüm bu doğal alanlarda çevre kirliliğine, çok net söylüyorum, sanayicisine, belediyesine ve orada üretim yapanlara dikkat etmemiz gerekiyor. Burada, biz kirliliğe asla izin vermeyeceğiz. Biz bu noktada üzerimize düşeni yapmaya da her türlü desteği vermeye hazırız. Yani burada bir bahane yok. Bu nedenle, tüm Marmara'da olduğu gibi önlemlerimizi alacak, denetimlerimizi çok daha yoğun bir şekilde yapacak ve her türlü yatırımları burada yaptırımları yine uygulamaktan geri durmayacağız.“ şeklinde konuştu.
Bakan Kurum konuşmasında Marmara depremine değindi. Bakan Kurum: “Deprem bizim ana konumuzdur. İstanbul ne kadar önemli ise yeşil Bursa’da çok önemlidir. Belediye Başkanlarımız kentsel dönüşüme öncelik göstermelidir. Valimize yetki verdik deprem dönüşümünü gerçekleştirilecek. Biz Bakanlık olarak bu konuda valimizin her zaman yanında olacağız. Desteklerimizi ama manevi olarak ama maddi olarak her türlü göstereceğiz. Bursa’da deprem dönüşümünü gerçekleştirelim. Hanlar bölgesinde vatandaşlarımız ile anlaşarak tarihini yaygınlaştırdık. Son olarak ülkemiz için tarihi olan terör örgütü kendini fesih etme kararı aldı. Ben inanıyorum ki Türkiye yeni yüzyıla daha güçlü girecektir. Biz bu topraklarda bin yıldır biriz beraberiz. Türkiye Cumhuriyetinin önü açık geleceği aydınlıktır. Ben bu cennet vatanın terörden ve şiddetin uzak olduğu barışın ve huzurun hakim olduğu bir ülke için var gücümüzle çalışacağız.” dedi. Bakan Kurum konuşmasının sonunda Bursaspor’u tebrik ederken başarılarının devamını diledi.

















