“CİĞERLERİMİZ YANDI”
Başkan Mustafa Bozbey Bursa’da gerçekleşen yangınlarla ilgili olarak: “Öncelikle ülkemizi de bizleri de derinden üzen konu ile gündeme başlamak istiyorum. Yangınlarla ilgili hepimize geçmiş olsun. Bursa’da iki kere deprem yaşadık ve gece de 2 kere deprem yaşadık. Gemlik te yaşanan deprem insanlarda tedirginlik yaşadı. Ciğerlerimiz yandı. Özellikle orman yangınları önce toplum olarak yangınlarla ilgili nedendir sorusuna kendimizin cevap vermesi lazım. Ben ne yapıyorum sorusunu kendimize sormamız lazım. Anız yakımı. Pikniklerde ateşi bırakmalar. Araba ya da bir yerde cam şişenin doğaya atılması ile yangına sebebiyet veriyor. Önce birey olarak kendimizi sorgulamamız lazım. Bursalılar lütfen bulundukları yaşadıkları alanlarla ilgili esnaflarımız bacalarını temizlettirin elektrik tesisatlarınızı kontrol ettirin. Sorumluluğumuz birey olarak bizden başlıyor. Tedbirlerimizi alırsak yangınlar minimuma düşecektir. Bakanlığımız anız yakanlarla ilgili bir cezai hatta hapis cezası da dahil bir düzenlemesinin bir an önce yapması lazım. Her 10 dakika da bir yangın ihbarı alıyoruz. Hele cuma günü 7 dakika da bir yangın çıktı. Allahtan güçlendirdiğimiz tesisat olarak, personel olarak güçlendirdiğimiz itfaiye grubumuz var. Köylere verdiğimiz yangın tankerlerinin ne kadar kıymetli olduğunu görmüş olduk. Setbaşın’da ki yangınla ilgili itfaiyenin oraya ulaşması 3 dakika. İtfaiyemiz tam zamanında yetişti. Bunları ortadan kaldırmak için sorumluluklarımızı almamız gerekiyor. Bizler ekiplerimizi ile sadece Bursa’da olan yangınlara değil İzmir’e de Bileceği de destek olduk. Bursa İtfaiyesi ne kadar güçlü olduğunu ortaya koyan bir anlayışı da sunmuştur. Bundan sonra da tabi ki bunların azalmasını diliyoruz. Herkes kendi sorumluluklarını yerine getirmek için kendini zorunlu hissetmelidir. Şu anda bana gelen bir ihbar Çatalağzı orman yangını. Bunların cezası olmadığı sürece bunların önünü alamayız. İnsanımıza anız yakımının doğru olduğunu kim söylediyse yalan söylemiş. Deprem ile ilgili hakikaten kentsel dönüşümle ilgili ve kurum kuruluşlarımız ile birlikte bursayı güçlü hale getirmek ve hazırlıklı olmak zorundayız. Biz büyükşehir olarak yoğun bir çalışma yapıyoruz. Bu bizim için önemli. Türkiye de ruhsatsız yapı oranın yüksek olamsı kentimizde yüzde 60 oranın ruhsatsız yapının olması kötü duruma getiriyor.
“84 GÜNLÜK SUYUMUZ KALDI”
Bursa Büyükşehir Belediyesi yerel bir parlementodur. Yerel parlementonun görevi bursanın sorunlarına çözüm üretmek zorundadır. Her bir meclis üyemizin önerileri bizim için önemlidir. Ancak bunu polemik konusu yapmak doğru bir davranış değildir. Ekim Kasım aylarında söyledim. Buski’nin borcu 25 milyar liraya çıkacak dediğimizde hiç bir meclis üyesi bize inanmadı. Siyaseten söylediğimi sandılar ama ben gerçeğin altını çizdim. Göreve gelmeden önce bursalılara yüzde 25 indirim yapıcaz dedim ama BUSKİ’nin durumuna 7-8 ay da vakıf olabildim. Buski’de bir metreküpün maliyeti bize 72 lira. Biz ne alıyoruz 22-23 lira. Meclis üyelerine gelin bir düzenleme yapalım dedim. Meclis üyelerimiz ise bunu bir siyasi polemik haline getirdiler. Bizler her zaman şeffaf olduk. Şunu da belirtmek istiyorum Bursamızın 84 günlük suyu kaldı. Benim derdim bursa halkının her şeyi bilmesi lazım. BUSKİ’nin borcunun sürekli artmasının sebebi döviz ile ilgilidir. Bu bir suçlama değil bu bir bilgilendirmedir. Bursa halkı parasının nasıl harcandığını bilmesi lazım. Biz her ay buraya çıkarak hesap vererek şeffaf olarak çalışıyoruz.” dedi.
“BURSA EN AZ İSTANBUL KADAR DEĞERLİDİR”
Başkan Bozbey gündemin ana konusu olan turizm ile ilgili: “Asırlardır yaşayan bir hazine olan Bursa'mız, maalesef yıllarca turizm açısından ihmal edilmiştir. Ertelenmiş, önemli bir konu olmaktan çıkmış ve önemi tam olarak anlaşılamamıştır. Şu anda bu durumla karşı karşıyayız. Bu yolda hedeflerimiz var, arkadaşlar. Bu hedefleri, basınımızla birlikte Bursalılarla, meclis üyelerimiz, bürokratlar, siyasiler ve genel idare eden herkesle birlikte gerçekleştireceğiz. Çin'de bulunarak katkı sunarak, sivil toplum kuruluşları dahil olmak üzere bu süreci yönetmek ve sonuçta Bursa'yı turizmin merkezi haline getirmek istiyoruz. Öncelikle, kendi kentimizin değerini bilmeliyiz. Bu, kentimizi tanımakla başlar. Bursa'nın yaklaşık üç buçuk milyon sakini varsa, bu kadar insan Bursa'yı tanıyorsa, iki buçuk milyon kişi Rusya'ya Bursa'yı anlatıyor demektir. Her bir kişi Bursa'yı bir diğerine anlatarak, bu sayıyı artırabiliriz. Bunu sağlamak zorundayız. Bursa, Türkiye'nin akla gelen ilk şehri olan İstanbul ile karşılaştırıldığında, en az onun kadar değerlidir. Bunu dünya insanlarına anlatmamız ve Bursa'yı onlarla buluşturmamız gerekiyor. Bursa'nın tanıtımını yalnızca belli odaklarla değil, yaygın bir biçimde yapmalıyız. Bursa, Osmanlı'nın üç ayrı merkezinin bulunduğu bir şehirdir. Birçok kişi bu gerçeği bilmiyor. Örneğin, Yenişehir'de camide hutbe okunan bir yer olduğunu duydunuz mu? Yenişehir'in Osmanlı ile bağlantıları var. Bunu ortaya koymamız lazım. Bursa'nın tarihi, sekiz bin beş yüz yıla kadar uzanıyor. Selçuklu ve Roma dönemlerine ait birçok hazineye sahibiz. Doğal güzellikleri açısından da zengin bir kentiz. Karacabey'deki endemik bitkiler ve ormanlar, Bursa'nın doğal zenginliklerini göstermektedir. İznik de bizim önemli bir değerimizdir. Sadece Cumalıkızık ile değil, oradaki külliyelerle de öne çıkmalıyız. Osmanlı, Bursa'yı almak için uzun yıllar mücadele etmiştir. Bu hikayeleri bütünleştirerek, Bursa'nın turizmdeki geleceğini birlikte inşa edeceğimiz yeni bir dönemin kapılarını aralayacağız.
“GELEN TURİST BURSAYA DÖVİZ BIRAKMADAN GİTMEMELİ”
Bizim için turizm, Bursa'mızın geçmişiyle iç içe geçmiş bir olgudur. Turizm, aynı zamanda birçok hizmet alanını da içinde barındırmaktadır. Ulaşımdan çevreye, altyapıdan kültürel mirasa, planlamadan halkla ilişkilere kadar birçok alan bu kapsamda yer almaktadır. Bu nedenle belediyeler, turizmin kenarında değil, tam da içinde yer almalıdır. Bursa Büyükşehir Belediyesi olarak, bu vizyonda turizm faaliyetlerine önderlik yapacak bir yapı olan Sürdürülebilir Turizm Koordinasyon Merkezi'ni oluşturduk. Bu merkezde, kamu, özel sektör ve sivil toplum aktörlerini bir araya getirerek, kentimizin turizm faaliyetleriyle ilgili kararları ortak akılla ve şeffaflık ilkeleriyle almak ve uygulamak hedefindeyiz. Bursa'da turizmin sadece sayılarla değil, içerik, nitelik ve katılım ile ölçülmesi gerektiğine inanıyoruz. Ölçmeden bir konuyu, bir değeri iyileştiremezsiniz. Bu nedenle, kamunun yararını gözeten, katılımı örgütleyen ve yalnızca tanıtmakla kalmayıp, ona yön veren bir anlayışla turizmi yönetiyoruz. Sürdürülebilir Turizm Koordinasyon Merkezi'ni hayata geçirerek, kararların tepeden dayatma değil, çok yönlü, çok katmanlı bir ortak akılla alınmasını sağlıyoruz. Bakanlık verilerine göre, 2024'ün ilk dört ayı ile kıyasladığımızda, 2025'te Bursa'da hem tesise giriş hem de geceleme sayılarında yüzde on beşlik bir artış bekliyoruz. Ancak bunun yeterli olmadığını biliyoruz. Hedefimiz, bir nokta yedi olarak belirlenmiş durumda. Geceleme süresinde ilk etapta iki tam günü aşmayı, sonrasında ise üç gecelemeyi hedefliyoruz. İşte o zaman Bursa'da esnafımız da kazanacak. Gelen turist Bursa'ya döviz bırakmadan gitmemeli. Örneğin, İstanbul'dan otobüse binen bir turist, Ulu Cami'yi gördü, Yeşil Türbe'yi ve Yeşil Cami'yi ziyaret etti. Orada yarım saat, kırk beş dakika mola verdi ve ardından geri döndü. İsterseniz günde bin otobüs gelsin, bunların kentimize hiçbir faydası olmayacaktır. Bu nedenle, turistlerin burada kalması, gecelemeleri ve ilave tesislere ya da eğlence alanlarına gitmeleri gerekiyor. Turizmden beklentilerimizi artıracaksak, gelen turistin taleplerini karşılamalıyız. Yani, onun eğlence mekanlarını hazırlamalı ve güvenli bir şekilde bir yerden bir yere ulaşmasını sağlamalıyız. Akşam saatlerinde güvenli bir şekilde gezebileceği alanlar sunmalıyız. Bu noktada kendimize birçok soru sormamız gerekiyor: Turizm, Bursalıya ne kazandırıyor? Burada olumlu bir cevaba ulaşmak için en önemli unsur, ziyaretçilerin geceleme sürelerini uzatmaktır. Bursa gibi eşsiz güzelliklerle dolu bir kentin, maalesef halen bir noktada kalması, hem toplum olarak bizleri üzmeli hem de turizmden faydalanacak kesimlerin seslerini yükseltmesi gerekmektedir.
“KİTAPLARINA YAZMAYA BAŞLADILAR”
Leylek Şenliği düzenledik. Bu etkinlikte altmışın üzerinde program yapıldı ve Karacabey belediyeleriyle birlikte düzenlendi. Etkinliğe birçok ilden insanlar katıldı. Burada, Adem Amca ile Yaren Leylek arasındaki dostluğu, muhabbeti ve sohbeti vurgulamak istiyorum. Diller farklı olsa da, aralarındaki iletişim tüm dünyaya ulaştı ve milyonlarca kişi bu dostluğu izledi. İnsanlar, Adem Amca ile olan dostluğunu sadece görsel anlamda değil, kitaplarına da yazmaya başladılar. Bu etkinlik, aslında turizme önemli bir katkı sağlıyor ve dünyanın tanıdığı bir müzeye ev sahipliği yapıyoruz. Etkinlik boyunca, hem Gölgesel Eski Karar hem de Karaoğlan mahallelerinde müthiş bir hareketlilik vardı. İç turizmin ne kadar canlı olduğunu orada görmüş olduk. Bursa Büyükşehir Belediyesi olarak, ev sahipliği yaptığımız uluslararası organizasyonlarla etkinlik kapasitelerimizi artırdığımızı da belirtmek isterim.
“BU HEDEF BİZİM FELSEFEMİZDİR”
Dünya Sağlık Örgütü’nün Avrupa Sağlıklı Şehirler alanıyla ilgili toplantısı Bursa’da yapıldı. Bu etkinlik, 17-19 Haziran tarihleri arasında gerçekleştirildi. Yurt dışından yaklaşık 180-190 katılımcı ile birlikte, yurt içinden de katılanlarla toplamda 500 civarında kişi Bursa’da üç gün boyunca ağırlandı. Bursa’yı tanıtmamızın yanı sıra, katılımcılara çeşitli destinasyonları ziyaret etmek isteyip istemediklerini sorduk. İşaret ettikleri yerleri anlatarak Bursa’yı tarif ettik. Gittikleri yerlerden sonra katılımcılar, Bursa’dan inanılmaz memnun ayrıldılar. Buradan ayrılırken kendi aralarında bir araştırma yaptılar ve yüzde 98 memnuniyet duygusuyla buradan ayrıldıklarını belirttiler. Bu etkinlik, dünya salgınında Bursa’da yapılan yedinci kapanıştı. Yani Bursa’da yedinci fazı kapattık ve sekizinci fazın başlangıcını gerçekleştirdik. Bursa tarihi olarak, Dünya Sağlık Örgütü’nün sekizinci fazı artık Bursa ile anılacak ve bu şekilde uygulamalarda görülecek. Bu, oldukça önemli bir gelişme. Aslında, o kadar doğru bir işe imza attık ki bundan sonra yıllarca Bursa’nın ismi, belki de gidip görmediğimiz yerlerde bile anılacak. Her yıl bir etkinlik düzenlerken, Bursa’nın turizmine ne etki edeceğini ve nasıl geri dönüşler alabileceğimizi düşünmeliyiz. Bu hedef, bizim felsefemizdir. Yapılan çalışmalar için arkadaşlarıma çok teşekkür ediyorum. Önümüzdeki yıl sekizinci faz ile ilgili değerlendirmeler Portekiz’de yapılacak. Ancak artık Portekiz’deki değerlendirmelerin önemi kalmadı. Sadece orada sekizinci fazın değerlendirilmesi yapılacak. Bundan sonra her yıl sekizinci fazın değerlendirmeleri yapılacak ve dokuzuncu faza geçtikten sonra da bu konular tartışılacak. Bursa olarak geçecek olan bu süreç, diğer projelerimizde de önemli katkılar sağlayacaktır. Ayrıca, Dünya Sağlık Örgütü Avrupa Sağlıklı Şehirler alanında yaptığı bu toplantıda, bir karton organizasyonu gerçekleştirdi. Bu organizasyon sonucunda kağıtların harcanması hesaplandı ve her bir kişi ne kadar karbon üreteceği belirlendi. Üç gün boyunca üretilecek karbonun karşılığı olarak 1200 ağaç dikilmesi gerektiği ifade edildi. Katılımcılar, ilk defa böyle bir uygulama gördüklerini ve gidecekleri her yerde bunu tavsiye edeceklerini belirttiler. Bu nedenle Bursa, tarihiyle birlikte önemli bir yer elde etti. Ayrılırken, özellikle Avrupa koordinatörü şunu söyledi: “Sayın Başkan, ekibinize ve kentimize çok teşekkür ediyoruz. Bursa’yı çok sevdik, çok beğendik ve çok mutlu olduk. Siz artık bu seviyeyi yükselttiniz. Bundan sonraki yapılacak kentlerde, o kentlerin işi çok zor.” Ben de espriyle, “Diğer şehirlerde de bu olacak,” dedim. Bu, bir koordinatörün söylemesi açısından çok anlamlıydı. Çünkü aynı ifadeyi, bundan sonraki gidilecek kentlerde de duyacaklar.
“25 TURİZM ACENTEMİZİ BURSADA AĞIRLADIK”
Türkiye'de bir ilk olan sürdürülebilir etkinlik ve yönetim projesinin önemli bir yere sahip olduğunu anlayabiliriz. Sürdürülebilirlik anlayışını tüm festivallerimizde ve organizasyonlarımızda taşıyan yepyeni bir görevi başlattık. Etkinliklerimiz artık sadece eğlenceli değil, aynı zamanda çevreye duyarlı. Yerel tüketiciye destek sağlıyor mu? Toplumsal olarak kapsayıcı mı? Turizme olan katkısı nedir? Kentimizin farklı noktalarına katkı sağlayacak yöntemleri burada ölçmek ve uygulamak istiyoruz. Herkes için değer yaratan bir turizm modeline ulaşmanın bir diğer yolu, kentimize konuk olan turist profillerini belirleyebilmekten geçiyor. Kentimizin tanıtımı, özellikle sosyal medya gibi kanallarla yerel turisti ve merkez turist profilini geliştirerek, gelişmekte olan turizm sektörünün kalitesini artıracaktır. Yenişehir Havalimanı'nın açılması, özellikle Balkanlardan gelen talep açısından benim için anlamlı. Havalimanı açılırsa, Bulgaristan gibi başka yerlere de uçuş imkânı olabilir. Bu süreci destekleyeceğiz ve desteklemeye devam edeceğiz. Değerli arkadaşlar, daha önce, 25-29 Mayıs tarihlerinde 25 turizm acentasını Bursa’da ağırladık. Onlara Bursa’yı tanıttık.Sözünü ettiğiniz hedeflere ancak Bursa’ya gelen turistlere özgü, doğal bir seyahat deneyimi yaşatarak ulaşabiliriz. Bunu yaparken sürdürülebilir, denetlenebilir ve uluslararası standartlarda bir sistem geliştirmek istiyoruz. Bursa’ya özel bir sürdürülebilirlik etiket sistemi olan "Yeşil Bursa Sertifikası"nı oluşturuyoruz. Bu sistem, sadece büyük turizm işletmelerini değil, aynı zamanda turizm sahnesinin görünmeyen aktörlerini de kapsayacak; çiftçilerimizi, sanatkârlarımızı, kadın kooperatiflerimizi ve sosyal girişimcilerimizi de içine alacaktır.Green desteği adı altında bir değerlendirme ve sertifikalandırma sistemi devreye alınacak. Bu sertifikalar, hijyen ve sunum şartlarını oluşturarak turistleri sürekli olarak Bursa’ya çekmemizi sağlayacak. Aynı zamanda küçük işletmelerin uluslararası platformda görünür olmasını sağlamalıyız. Küresel ölçekte ses getiren çalışmalar yaparak, sürdürülebilir turizm konusunda standartları belirleyen küresel sürdürülebilir turizm konseyine üye olduk. Bursa'nın turizm kurallarını belirleyen aktörlerden biri olacağımızı gösteriyor. Üyeliğimizin ardından, büyük arkeopark ve açık hava müzemiz sürdürülebilirlik standartları programı kapsamında öncü müze unvanına layık görüldü. Bu yeni rolüyle artık sadece bir müze olmayacak, aynı zamanda sürdürülebilirlik ilkelerinin sahada ayak bulduğu, ziyaretçilerine ilham veren bir deneyim alanına dönüşecektir. Bursa Büyükşehir Belediyesi olarak kurduğumuz sürdürülebilir koordinasyon merkeziyle bu dönüşümü desteklemiş olacağız.
“2026 ÖDÜLÜ İÇİN BAŞVURUMUZU YAPTIK”
Kültürel mirasın korunması ve ziyaretçi memnuniyeti gibi temel başlıklarda kentin turizm politikalarına yön verecek kapsamlı bir yol haritası oluşturuyorum. Bu adımla birlikte Bursa Büyükşehir Belediyesi, akıllı turizm vizyonunu kurumsal bir belgeyle tamamlayarak Türkiye'de ilk yerel yönetim olma niteliğini taşıyacaktır. Avrupa Komisyonu tarafından verilen Avrupa Akıllı Turizm Başkenti 2026 ödülü için başvurumuzu yaptık. Akıllı şehir vizyonumuz, altyapı projeleri kadar teknoloji destekli bir yönetişim modelini de hayata geçirmeyi hedefliyor. Bu kapsamda, başkanımız burada programımızı sunarken dijital verilerle analizler elde etmenin ve karar alma süreçlerini daha şeffaf, hızlı ve etkin bir şekilde yürütmenin imkânını tanıdığını belirtmek isterim. Bursa Büyükşehir Belediyemiz, dijital dönüşüm ve akıllı şehir alanında yürüttüğü yenilikçi uygulamalar sayesinde, merkezi New York'ta bulunan ve dünya genelinde akıllı şehirler konusunda otorite kabul edilen MUMİ tarafından 2025 yılının en akıllı yedi topluluğu listesine ikinci sıradan girerek finalistlerden biri olmuştur. Bu yıl, Türkiye'den yalnızca Bursa Büyükşehir Belediyesi'nin bu listeye girmesiyle yedi finalist kentten biri olmanın gururunu yaşıyoruz. Bir yıldır arkadaşlarımız yoğun bir biçimde bu çalışmaları sürdürmektedir.” şeklinde konuştu.


















