Gazeteabc/ Haber: Adiviye ElbaşBursa Tabip Odası öncülüğünde, Bursa’daki çeşitli sivil toplum kuruluşları ile Cumhuriyet Halk Partisi milletvekillerinin katılımıyla, sağlık alanında özelleştirme iddialarına tepki göstermek amacıyla basın açıklaması gerçekleştirildi. Açıklama, Ali Osman Sönmez Onkoloji Hastanesi Acil Servisi önünde düzenlenirken, katılımcılar kamu sağlık hizmetlerinin korunması ve sağlık kurumlarının özelleştirilmesine karşı durulması çağrısında bulundu.





Bursa, sanayisiyle, tarımıyla ve turizmiyle ülke ekonomisine yüksek katkı sunan bir kenttir
Bursa Tabip Odası Başkanı Ferda Firgin: “Bugün burada hastane yerlerinin satışına itiraz etmek için toplandık. Bu mesele, basit bir bina ya da arsa satışı değildir. Bu, devletin güvence altına almakla yükümlü olduğu en temel haklardan biri olan sağlık hakkının halkın elinden alınması meselesidir. Bursa, sanayisiyle, tarımıyla ve turizmiyle ülke ekonomisine yüksek katkı sunan bir kenttir. Ancak ne yazık ki hastane yatak sayısı ve yoğun bakım kapasitesi açısından ülkemizin gerisinde kalmaktadır. Mevcut kapasite yetersizken, halkın kolay ulaşabildiği sağlık alanlarının elden çıkarılması kamu yararıyla açıklanamaz. Şu an önünde bulunduğumuz Ali Osman Sönmez Onkoloji Hastanesi ve Memleket Hastanesi başta olmak üzere, Diş Hastanesi, Mustafakemalpaşa’daki 7 nolu Tepecik Aile Sağlığı Merkezi gibi halkımızın kolay ulaşabildiği ve uzun yıllardır büyük bir ihtiyacı karşılayan bu alanların satışı, bu hastanelerden hizmet gören halkımızın aleyhine bir karardır. Hemen arkamızda olan Memleket Hastanesi, Ahmet Vefik Paşa tarafından inşa ettirilip 1868 yılında hizmete sokulmuş,birinci dünya ve ikinci dünya savaşını ve kurtuluş savaşınıgörmüştür. Cumhuriyet bile ilan edilmeden önce 1922’de onarılıp tekrar hizmete sokularak yıllarca halkın şifa kaynağı olmuştur. Bina 1952 yılında yeniden inşa edilerek Türkiye’nin ilk memleket hastanesi unvanını almıştır. Ardından bina dayanıksız denilerek 2019’da tadilatına başlanıp yeniden hizmete sokulacağı söylemleriyle bugüne kadar gelmiştir. Bu tarihsel süreklilik, sadece bir binaya değil, bir kamusal sağlık geleneğine işaret eder. Bu hastanenin satışı aynı zamanda bir geleneğin, bir tarihin yok edilmesi olacaktır. Bu yanlış karardan derhal dönülmelidir.
Sağlık hakkı savunulmadan hiçbir hak güvende değildir
Eski Bursa diye nitelendirdiğimiz Bursa’nın kalbi olan bu bölgede yaşayan nüfusun burada ikamet etmesinin en önemli sebeplerinden biri hastaneye kolay ulaşabilmektir. Ateşi olan bir çocuğu, bel ağrısından kıpırdayamayan bir erişkini ya da acil sağlık sorunu olan yaşlı bir vatandaşı buradan alıp bu trafikte şehir hastanesi gibi aşırı büyük ve hekimlerin bile içinde kaybolduğu dev hastanelere götürmeye çalışmak sorunu çözmek bir yana daha da içinden çıkılamaz hale getirecektir. Ekonomiye kaynak bulmanın yolu hastane yerlerini satışa çıkarmak değildir. Ücretsiz bir şekilde devlet tarafından verilmesi gereken sağlığa ulaşım hakkı bu satışlarla gasp edilmektedir. Halkımızı zaten aylarca randevu sırası beklemek zorunda bırakan mevcut durum daha da kötüleşerek parası olanın özel hastanelerden hizmet alabildiği, olmayanın alamayacağı bir konuma getirecektir. Bursa Tabip Odası üyesi hekimler olarak görev ve sorumluluklarımızdan birinin yalnızca hasta tedavi etmek değil halkın sağlık hakkını korumak olduğunun bilincindeyiz.Bu nedenle burada bulunan meslek odaları, emek ve sendika örgütleri ve vatandaşlarımızla birlikte mücadele etmeye devam edeceğiz. Bugün burada yalnızca bir hastane yerini değil, bu kentin sağlık hakkını, kamusal vicdanını ve ortak geleceğini savunuyoruz. Bu topraklarda sağlık bir ticaret konusu değildir. Hastane bir yatırım aracı değildir. İnsan hayatı piyasa hesabına sığmaz. Buradan bir kez daha söylüyoruz. Bu karar yanlıştır ve kabul edilemez. Sağlık hakkı savunulmadan hiçbir hak güvende değildir.” dedi.
Siz hastanelerinizi satıp ne yapmak istiyorsunuz?
Açıklamaya yapılırken bölge sakinlerinden bir vatandaş: “Bu hastanenin değil, aşağıdaki devlet hastanesinin sahibiyiz biz. 60 senedir burada oturuyorum. Emekli astsubay kızıyım. Benim babam Sarıkamış’ta mayın döşedi. Şimdi onu da kaybettim, annemi de kaybettim. Tek başıma yaşıyorum. İnsülin kullanıyorum, şeker hastasıyım. Dizlerim rahatsız. Bir gözüm görmüyor, katarakt hastasıyım. Siz hastanelerinizi satıp ne yapmak istiyorsunuz? Bizi öldürmek mi? Benim gibi bir sürü hasta var. Şehir Hastanesi’ne gidemeyen insanlar var. Taksiye binecek paramız mı var? Benim babam emekli astsubaydı, ne maaş alıyor ki? Ne parası var ki? Ben taksi tutamam, Şehir Hastanesi’ne gidemem. Hepsi buraya geliyordu; onkolojiye ve devlet hastanesine. Burası 1868’de Guraba Hastanesi oldu. Yetersiz kaldığı için Muradiye’ye döndü. Daha sonra 1951 ve 1952’de devlet hastanesi oldu. Yani Osmanlı diyorsunuz, Osmanlı’nın göbeğindesiniz, Tophane’desiniz. Osmanlı’ya niye saygı duymuyorsunuz da Tophane topraklarındaki bu hastaneyi, onkolojiyi ve devlet hastanesini kapatıyorsunuz? Ne hakla bunu yapıyorsunuz? Nasıl seyrediyorsunuz? Bizim erkeklerimiz sokaklarda. Hepsi mafya, hepsi Polat Alemdar kesilmiş. Siz ne yapıyorsunuz? Bakın, gözlüklerinizi çıkarın. Tophane halkı hastanesini geri istiyor. Hastanelerimi geri istiyorum. Eğer siz buraya otel yaparsanız, hamam yaparsanız her gün bir camınızı kıracaklar. Her gün gelip yüzünüze tüküreceğim. Her gün, herkesin yanında. Kahrolsun! Hayır, değilsiniz. Biz Atatürkçüyüz. Sonuna kadar Atatürkçüyüz ve Atatürk’ün izindeyiz. Atatürk olmasaydı acaba siz ne yapardınız?Buraları sattınız. Fabrikalarımızı sattınız. PTT’lerimizi sattınız. Telekomlarımızı sattınız. Aklınıza gelen her şeyi sattınız. Daha satılmadık neyimiz kaldı? Bizi mi satacaksınız? Para etmem ki, 67 yaşındayım. Bizi mi satacaksınız? Kızlar mı olsun size? Utanın, utanın. Biz biliyoruz. Kaç trilyona sattınız, kime sattınız, saklıyorsunuz. Hepsi çıkacak ortaya. Bu millet size gereken cevabı verecek. Yeter artık, gidin. Gelin içeri. Yeter, gidin artık.” dedi.
Pala, sağlık alanlarının otel ya da farklı amaçlarla kullanılmasına karşı çıktı
Yapılan basın açıklamasına katılım sağlayan Cumhuriyet Halk Partisi Bursa Milletvekili Kayıhan Pala, sağlık alanlarının satışına sert tepki göstererek, iktidara geldiklerinde satılan tüm kamu taşınmazlarını geri alacaklarını söyledi. Hastanelerin kapatılmasıyla Bursa’da şehir merkezinde kamu sağlık hizmetlerinin azaldığını belirten Pala, sağlık alanlarının otel ya da farklı amaçlarla kullanılmasına karşı çıktı. Bu alanların deprem ve acil durumlarda da gerekli olduğunu vurgulayan Pala, şehir hastanelerinin bütçeye büyük yük getirdiğini savunarak tercihlerini halktan yana kullanacaklarını ifade etti.


















