Genel Başkan Yardımcısı Hayati Yazıcı konuşmasının devamında: “Gerçekten, 14 Ağustos 2001 tarihinde Türk siyasi hayatına Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı liderimiz Recep Tayyip Erdoğan öncülüğünde bir siyasi parti olarak tüzel kişilik kazanmış bir partidir. O günden bu yana milletimizle birlikte yürüyüşümüzü sürdürüyoruz. Şöyle bir dönüp baktığımızda, bu zaman içerisinde Türkiye'de 7 genel milletvekili seçimi, 6 genel yerel seçim, 3 referandum ve 3 kez cumhurbaşkanlığı seçimi olmak üzere toplam 19 kez milletin huzuruna çıkmışız. Yani, demokrasilerle egemenliğin sahibi olan milletimizin önünde hesap vermek için bu süreçleri yaşadık.
Ne diyorsunuz? Görüşünüz nedir? Kime güveniyorsunuz? Yetkinizi kime vereceksiniz? Şimdiden hesap sorulması gerektiğini düşündüğümüz bu süreçlerde, aziz milletimiz hep AK Parti'yi tek başına iktidara getirmiştir. Bursa'da son seçime baktığımızda biraz eksilme olmuş; inşallah, gözlemlediğimiz kadarıyla bu eksikliği önümüzdeki seçimlerde telafi edeceğiz. Bütün bunları söylerken, aziz milletimiz iş olsun diye kendisine sıkı sıkıya bağlıdır. Oy kullanırken, yani sandıkta benim egemenlik hakkımı kullanırken, asla bir iki yüzle oy kullanmaz. Rasyonel bir biçimde oyunu kullanır. Kimin ne yaptığını değerlendirir. Dolayısıyla, bu ölçütleri dikkate alarak oyunu çok rasyonel bir biçimde kullanmaktadır. Bütün bu seçim süreçlerini gözlemlemiş bulunuyoruz. Bu perspektifte, teşkilatlarımız partimizin en önemli unsurlarıdır ve siyasi yapımızın omurgası olarak nitelendiriyoruz. Bu omurga ne kadar dinamik ve işlevsel olursa, o kadar iyi sonuçlar almamızı sağlar.
AK Parti'nin siyaseti kapsayıcı, kuşatıcıdır. Yola çıktığımız günden bu yana, yani 14 Ağustos 2001’de Ankara’da Bilkent Otel’de sahnedeki sloganları şöyle hatırladığımızda; “Her şey Türkiye için, aydınlığa açık, karanlığa kapalı.” Ve oradaki söylemin başat cümlesi, genel başkanımızın konuşmasının mottosu diyebileceğimiz şu cümleydi: “Hiçbir şey eskisi gibi olmayacak.”
Bu cümleyi dikkate aldığımızda, kapsayıcı siyasetimizi milletten yetki aldığımız günden bu yana gece gündüz durmaksızın icra etmeye devam ediyoruz. Terleyen kadrolarınız kim? Çalışan terler, üreten terler, hedefi olan terler, sorumluluk taşıyan terler, hesap verme bilinci içinde olanlar terler.
Egemenlik hakkını millet kullandı. Millet bize yetki verdi, biz de millete hesap vereceğiz. Dolayısıyla bütün zamanımızı ve imkânımızı, milletimizin hayat standardını yükseltmeye, insanımızın dokusunu korumaya, sofrasındaki ekmeği büyütmeye adıyoruz. Bu perspektifle baktığımızda; ulaştırmadan bayındırlığa, sosyal politikalardan savunma sanayine, uluslararası ilişkilerden uzay çağına kadar sağladığımız bütün kazanımların arkasında bu bakış açısı vardır.
Biz işimizi yaparken önceliklerimizi belirliyoruz. İmkânlar sınırlıdır, bu nedenle sınırlı imkânlar dahilinde öncelik sıralaması yaparak icra ediyoruz. 24 yıldır yaptığımız da budur. Yani 24 yaşındayız ama 23,5 yıldır iktidardayız. Kuruluşumuzdan sadece 15 ay sonra millet bizi tek başına iktidara getirdi. Bunun başka örneği yoktur. Bizim anlayışımıza göre siyaset, sorunlara çözüm üretme faaliyetidir. Dolayısıyla değerler hepimizindir. Onun için “tek millet, tek vatan, tek bayrak, tek devlet” diyoruz. Bunlar AK Parti’nin değil, 86 milyon Türkiye Cumhuriyeti vatandaşının değerleridir. Bu değerler üzerinden siyaset yapılmamalı, herkes sahip çıkmalıdır. Siyasi rekabet projeler üzerinden yürütülmelidir.
Bugün Türkiye’de herhangi bir sorun alanıyla ilgili proje üreten, çözüm önerisi sunan AK Parti dışında herhangi bir parti var mı? Maalesef yok. Siyaset projelerle yapılır, siyasi rekabet projeler üzerinden yürütülür. Türkiye siyasetinde ise bir muhalefet boşluğu, muhalefet kısırlığı söz konusudur. Sayısal olarak çokluk vardır, ancak vizyon, projecilik ve perspektif açısından bir derinlik ve somut çalışma gücü yoktur. Bu da Türkiye’nin en büyük handikaplarından biridir. Örneğin, Meclis’te ikinci parti konumunda bulunan Cumhuriyet Halk Partisi’nin Genel Başkanı’nın sürdürdüğü siyaset tarzına, söylemlerine ve kullandığı ifadelere baktığımızda gerçekten söylenecek çok şey vardır. Ancak partisini bu kısır anlayıştan süratle kurtarması gerektiğini düşünüyorum. Bizim için en kıymetli olan, birliğimiz ve bütünlüğümüzdür. Siyasi yelpazede hedef kitlemiz, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının tamamıdır. 86 milyonun tamamı bizim hedef kitlemizdir. İşte bu birliğin çıkış noktası olarak nitelendirebileceğimiz Malazgirt Zaferi’nin 954. yıldönümünü önümüzdeki hafta kutlayacağız. Bu kutlamayı devlet başkanı düzeyinde gerçekleştiren ve bu uygulamayı başlatan parti AK Parti, lideri ise Recep Tayyip Erdoğan’dır. Türkiye önemli bir ülkedir. Asya, Avrupa ve Afrika kıtalarının kesiştiği stratejik bir kavşaktadır. Böylesine kritik bir coğrafyada güçlü ve vizyoner liderlere ihtiyaç vardır. İşte o vizyoner lider, Recep Tayyip Erdoğan’dır. Kadrosuyla, ekibiyle, duruşuyla ve yönetim tarzıyla Türkiye’yi hem bölgesinde hem dünyada mazlum milletlerin güven noktası haline getirmiştir.
Bizim değerlerimiz yalnızca ulusal değil, aynı zamanda insanlığın ortak değerleridir. İki Dünya Savaşı’ndan sonra kurulan Birleşmiş Milletler, Adalet Divanı ve Ceza Mahkemesi gibi uluslararası organizasyonlar insanlık suçlarını önlemek için oluşturulmuştur. Ancak tüm bu yapılara rağmen bugün Gazze’de katliamcı, soykırımcı bir devlet, onların desteğiyle suç işlemeye devam etmektedir. İşte bu noktada insanlığın vicdanının sesi olan, bu değerleri her zeminde dile getiren Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’dır. Paris’te yaşama hakkı ne ise, Bağdat’ta da odur. Londra’da ne ise, Gazze’de de odur. New York’ta ne ise, Şam’da da odur. Ekonomik kapasitemiz ve performansımız da son derece önemlidir. Özellikle enflasyon konusunda ilgili bakanlıklarımız ve kurumlarımız kararlı bir şekilde çalışmaktadır. İnşallah enflasyonun belini kırarak çok daha güçlü olacağız. Bu süreçte dezavantajlı kesimlerin yaşadığı sıkıntıları da aşacağız. Cumhurbaşkanımızın defalarca dile getirdiği “terörsüz Türkiye” hedefi doğrultusunda da çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Bu hedefe ulaşıldığında Türkiye hem kendi insanı için hem bölgesi hem de dünya için çok daha güçlü bir ülke olacaktır.” şeklinde konuştu.





















