Gerçekleşen toplantıya Marmara Belediyeler Birliği Başkanı Mustafa Bozbey, Bilecik Büyükşehir Belediye Başkanı Melek Mızrak Subaşı, Marmara Belediyeler Birliği Başkan Vekili Hasan Akgün, Silivri Belediye Başkanı Alper Taban, AFAD Deprem ve Risk Azaltma Müdürü Prof. Dr. Orhan Tatar, AFAD Marmara Afet Risklerini azaltma Daire Başkanı Gökhan Yılmaz katılım gösterdi.
Doğal Afetlerin felakete dönüşmesini önlemek bizim elimizdedir
Toplantı öncesi açılış konuşmasını gerçekleştiren Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı ve Marmara Belediyeler Birliği Başkanı Mustafa Bozbey: "Afet yönetimi kriz anında uygulanacak sürecin çok ötesinde uzun soluklu ve kapsamlı bir stratejik konu olarak da ele alınmalıdır. Değerli misafirlerimiz, sevgili dostlarımız, yaşadığımız büyük kayıplar nedeniyle afet dediğimizde aklımıza ilk olarak da depremi yani. Biliyoruz. Ancak iklim değişikliği ama kirliliği ışık kirliliği, yangınlar, sel, hela ve Marmara Denizi'ndeki müsilaj benzeri afetler de dikkate almamız gereken tehditler arasında yer almaktadır. Bu afetlerin her biri. hazırlıksız yakalandığımızda büyük tutumlara yol açmaktadır. Doğal afetlerin felakete dönüşmesini önlemek de bizlerin elindir. Erken uyarı sistemlerinin geliştirilmesi, risk analizlerinin düzenli yapılması, eğitim ve farkındalık çalışmalarının yaygınlaştırılması gibi temel adımlar afet eee. ayrılmaz parçalarıdır. Afet anında en fazla zarar görebilecek alanlardan biri depreme dayanışsız yapılar olduğu gibi aynı zamanda. kentlerimizin altyapılarıdır. Su, kanalizasyon, elektrik ve haberleşme hatları gibi temel altyapı hizmetlerini afet. Anında işlevini yitirdiğinde karşılaşabileceğimiz zorlukları son olarak altı Şubat depreminde çok acı bir şekilde deneyimlemiş olacaktır. Bu nedenle. Altyapılarını da afetlere karşı dayanıklı hale getirmek hayati bir önem kazanmaktır. Yapı sporunun büyük oranda eski. afetlere karşı dayanıksız olması da önemli bir sorun olarak da karşımıza çıkmaktadır. Deprem riskine karşı yapı denetimlerinin sıklaştırılması. yapı denetim firmalarının gerçekten yasasının değiştirilmesi, kaçak ve ruhsata aykırı yapılarının yapıların iyi takibi. Denetlenmesi riskli anlamlarda gerekli jeolojik ve jeotertif çalışmaları kararlılıkla yürütmek zorundayız. Afetlere karşı dayanıklı bir kent. yalnızca binaların sağlamlığıyla ilgili değil. Aynı zamanda toplumsal dayanışma ve farkındalıkla da mümkün olacaktır. en kıymetli yatırım insana olan yatırımdır. Gelecek nesillere daha güvenli, daha dirençli ve afetlere hazırlıklı kentler bırakmak da. hepimizin sorumluluğudur. Hepimizin görevidir. Bugün burada bir araya gelişimiz ve birlikte çalışma iradeniz buna olan inancımızın da tam.
Çok önemli bir tecrübe bizim için
Olası bir afetin etkilerini en aza indirebilmenin ve kayıtların önüne geçebilmenin mümkün olduğunu asla da unutmamamız gerekiyor. Halkımızın. hakikaten karşı eğitimin afet konteynerlerinin her mahallede var olmasını mahalle gönüllülerinin, afet gönüllülerinin eğitimleri gibi konulara da. ve bu projelerde uygulamak zorundayız. Aynı zamanda altı Şubat'ta bir olay daha yaşadık. Sizler de gittiniz, ben de gittim. Ve orada. o güne kadar öğrenmediğim bir konuyu da gerçekten bir yönetici olarak önermiş olurum. O zaman kendi yöneticisi değildim gittiğimde, sorduğumda, konuştuğumda insanlar şunu söylediler. ilk gün tuvalete ihtiyaç duydum. İkinci gün suya ihtiyaç duyduk. Üçüncü gün gıdaya ihtiyaç duyduk dediler. Ama biz ne yaptık. Var olan eşyaları, ayakkabı, giysi vesaire önce onları gönderdik. Ancak gerçekten çok önemli bir tecrübe bizim için. Onun için belediyeler olarak. önce tuvaletlerle ilgili ihtiyacı gidermek için hazırlık yapmak zorundayız. Suyla ilgili ihtiyacı gidermek için hazırlıklı olmak zorundayız. Üçüncü günde zaten gıdaya ihtiyaç duyduk. Onun için aslında bu yaşanan bu tecrübede bir yaşanan durum bize ne yapmamız gerektiğini de ortaya koyuyor. Hepimizin bildiği üzere. bunu Japonya gerçekten en iyi uygulayan ülkelerin başında geliyor. Japonya'ya da gittiğimizde bir alan gösterdiler. Çok büyük bir alanda yüz on bin nüfuslu bir. gıdayı, suyunu ve birçok ürünü oraya depolamışlar. Altı ayda bir de eee süresiz oranları değiştiriyorlar sürekli. Ve hazırlık. gösterdiler. Yıllardır büyük depremler yaşayan Japonya afetlere karşı hazırlık kültürünü bir yaşam biçimi haline getirmiş. Ve. Felaketlerin de yıkıcı etkilerini de en aza indiren ülkelerin başında geliyor. Onun için oradan alacağımız örnekler de bizim için geleceğe yönelik yapacağımız hazırlıklarda. önemli bir eee etki yaratacaktır." ifadelerini kullandı.
Depremin yıkıcılığı saniyeler ile ölçülüyor
Başkan Bozbey’ in konuşması sonrasında afet yönetimi özel oturumunda AFAD Deprem Risk Azaltma Genel Müdürü Prof. Dr. Orhan Tatar: “6 şubat depremi sürecinin içinde en acı bir şekilde yaşayan kişilerden bir tanesi de benim. Deprem sonradı yaptığımız hesaplamaları paylaşmak ve daha da önemlisi hiçbir saniye bile geçirmeden neler yapabileceğimiz açıkçası konuşmak ve buradan bir ev ödevi alarak dönmek istiyoruz. Çünkü baktığımızda hakikaten bir saniyemizin bile boşa geçmemesi gerekiyor. Doğa olayları bir anda afet‘e dönüştüğünde bunlar saniyelerle ölçülüyor. 45 saniyelik bir süre içerisinde 17 Ağustos’un yaşadık arkasından 6 Şubat’ta saat 4:17’de yaklaşık 2 dakika süren bir depremi yaşadık onun yaklaşık 9 saat sonrasında saat 13:24’te yine 7.6 büyüklüğündeki bir başka büyük deprem yaşadık. Bunların hepsi bir anda olan doğa olayları ve bir anda afete dönüşebilen olaylar dolayısıyla aslında deprem dediğimiz doğa olayı bu dünyanın ne kadar canlı olduğunu gösteriyor. Depremler olmasa dünyamız yok olur. Plakalar yakınlaşıyor uzaklaşıyor bir takım olaylar gerçekleşiyor. Depremin etkilerinin açıkçası afete dönüştüren bizleriz. Yapacağımız şeyler de çok zor değil. Çok farklı çok basit bir takım etkinliklerle bir takım düzenlemelerle bunları başarmak durumundayız ve inanıyorum ki başaracağız, başarmak zorundayız. Burada en temel konulardan bir tanesi bir toplumsal farkındalık yaratmak zorundayız bu toplumsal farkındalık bu toplumsal dayanışmayı yaratmadığımız sürece doğa olaylarını afete dönüştürebiliriz. Deprem için teknik kapasitenin geliştirilmesi ve depremde özel istasyonların kurulması gerekiyor. Bir deprem olduğunda bırakın 53.707 vatandaşımız yitirmeyi tek bir bina yıkılıp da içinde bir vatandaşımız yaşamını yitirdiğinde bile yüreğimiz sızlıyor canımız acıyor. Toplumsal dirençli toplumsal dayanışma ile kazandırmak ve yaratmak durumundayız. Afetlerde risk azaltmak o kadar zor bir iş ki geldiğim günden bu yana sürekli bu risk azaltma anlayışını oturtmaya çalışıyoruz ve bunda bir askerlik görevi görüyoruz.
17 Ağustos depremi milad olarak kabul edilmesi gerekiyordu
6 Şubat gerçekten hiçbir hatayı affetmedi. Bugüne kadar yaptığımız hiçbir hatayı affetmedi. Bu deprem ile 85 milyon insanın şapkasını önüne koyup biz nerede hata yaptık diye düşünmesi lazım. bizim için aslında 17 Ağustos depremi milad olarak kabul edilmesi gerekiyordu ama onunda da milad olmadığını gördük. Hiç olmassa 6 Şubat‘tan büyük dersler çıkartarak çok hızlı bir şekilde yapacağımız şeyler çok zor değil. Bunu Şili başarmış. Şili gibi bir ülke 1961 depreminden sonra bir aktivist, bir öğretim üyesi, bir hoca çıkmış bunları bunları yapmak zorundayız demiş. Yapılacak şeylerde aslında çok zor şeyler değil. Doğru bir planlama doğru bir şehirleşme toplumsal farkındalığı yaratma eğitim bunların hepsinin üst üste koyduğunuzda aslında bir Otokontrol sistemi de ortaya çıkıyor ve sonuçta iş daha da kolaylaşıyor. Bunu eğer Şili gibi bir ülke başarmışsa bizim çok daha rahat başarbilmemiz gerekir.
Marmara Türkiye’nin kalbi
Marmara hakikaten bizim kalbimiz yani ülkenin kalbi. Marmara her yere yeter. Marmara için çok kabaca baktığımızda 780.576 km karelik bir yüzölçümüz var. Bu yüzölçümünün yaklaşık %9.3 kapsıyor. Marmara bölgesi bu kadar dar bir alanda nüfusunda yaklaşık %3.1’ine evsahipliği yapıyor. 6 Şubat depremin yarattığı etki alanına baktığınızda yaklaşık 120.000 km karelik bir alandan söz ediyoruz. Ülke yüzölçümünün yaklaşık yüzde 17’sine karşılık veren bir alan ve 14 milyon insan doğrudan etkilendi. Ülkelerin yüzölçümü ile kıyasladığımız 6 Şubat Danimarka’nın İsviçre’nin Hollanda’nın 3 katı büyüklüğünde İngiltere büyüklüğünde Bulgaristan büyüklüğünde Polonya büyüklüğünde diyoruz fakat Marmara‘ya baktığımızda Marmara’da toplam yüzölçümün %9’u nüfusun %31’ini Marmara barındırıyor. Ekonominin %45.6’sı yine bu bölgede. Kritik bir kavram. Afetlerden sonra biz eğer iş sürekliliğini sağlayamazsak inanılmaz bir sorunla karşı karşıya kalacağız. Bugün 6 Şubat‘ın etkilerini halen yaşıyoruz. Dolayısıyla Marmara’da bizim belki de yoğunlaşcağımız önemli konulardan bir tanesi özellikle özel sektörümüzün, 385 civarında organize Sanayi bölgemizin olduğunu biliyoruz. 51 istihdam, 2 milyon civarında bir kapasite var. Buralarda iş sürekli planlarını bir an önce devreye sokmamız son derece büyük önem taşıyor. İmalat sektörüne baktığımızda %50’si ihracatımız %64.2’ sini Marmara bölgesi şekillendiriyor. Vergi gelirlerimizin de %62’si bu bölgeden elde edilmekte. Türkiye’nin belki de her şeyi bütün her şey burada şekilleniyor, burada büyüyor.“ ifadelerini kullandı.
Güney Marmara'da büyük risk altında
Orhan Tatar sunumunun devamında: "Tabiki sadece Marmara içi değil değil Güney Marmara da büyük risk altında.
Son yüzyıl da kaydedilen güney marmama depremleri konusu ele alınınca birçok depremin yaşandığı görünüyor. Birçok aktif diri fay burada hale etkisini göstermekte.
Epeyce önemli şeyler yapılmış ancak hala yapacak çok şey var. Deprem risk yönetmeliği bu konunun en önemli ayağıdır. Marmara bölgesine odaklandığımızda en fazla gözlem yapılan bölgedir. 300 ün üzerinde sensörler ile takip ediliyor. Kapıdağ yarımadası nda kurulan tesis ile 0.1 lik mikro depremleri dahi takip edebiliyoruz bu çok önemli çünkü mikro depremler yığılmanın nerede olduğunu gösteriyor.
DAS fiber optik kablolar sayesinde yine yer altında gerçekleşen birçok etkinliği de fiber optik kabloların içinden bir tanesi sayesinde takip edip kayıt altına alabiliyoruz. Bu da Türk Telekom ile beraber yapılan bir çalışmamız.
Afet Yönetim süreçlerinin de önemine dikkat çekerek afet anında ve afet sonrası süreçler için yapılan çalışmaların önemine değindi. Her ilin il afet yönetmelikleri aslında illerimizin anayasası gibidir.
Yönetmeliğin en temel özelliği binanın yıkılmamasıdır. Zorunluluğu olmayan perde duvar yönetmeliği gösterdi ki zorunlu olmayan hiçbir şey yapılmıyor bu nedenle de perde duvar yönetmeliği zorunlu hale getirilecek. Diğer zorunlu olmayan yönetmeliklerde de düzenlemeler yapılacak.
AFAD olarak her projeye destek veriyoruz
En önemli nokta risk yönetimi ve risk azaltma konusudur. Belediyelerimize de bu konuda oldukça büyük bir rol düşüyor. Afet işleri daire başkanlığı olarak Ankara'ya hepinizi davet ediyoruz haftaya salı günü gerçekleştirilecek bu toplantıda tüm risk yönetimi konularını detaylı ele alacağız.
AFAD olarak yapılan her projeye elimizden geldiğince destek veriyoruz. Burada en önemli durum bu projeleri sahaya yansıtmak ve hayata geçirmektir.
Kritik faylardan biri de Gemlik fayı beni de kaygılandıran faylardan biridir.
Türkiye bina yönetmeliği 418 ekten oluşuyor 2019 yılında yapılan bu yönetmeliğin genç bir mühendis arkadaşımızın anlaması oldukça zor olacak bunu da değiştirmek için yeni çalışmalar yapacağız.


















