“Gerçekten çok güzel bir merkez”
Düzenlenen tanıtım programına katılım sağlayan Uludağ Üniversitesi Rektörü Feridun Yılmaz: “Bursa’nın medeniyetimizin beşik şehirlerinden biri olması dolayısıyla, bu şehirde kültürel zenginliği nasıl artırabiliriz sorusu üzerine birkaç kez yoğun istişare yaptık. Bu çerçevede fiziki mekân olarak çok değerli bir kültür merkezini şehrimize kazandırdı. Kendisine bir kez daha teşekkür ediyorum. Arkadaşlar, gerçekten çok güzel bir merkez. Esas olarak orayı merkeze alacağız; elbette başka mekânlar da olabilir ancak orası kıymetli bir yer. Orayı da canlandıracağız. Bursa’nın kültür hayatına ve ülkemizin kültürel birikimine ne tür katkılar sunabiliriz sorusu üzerine kapsamlı değerlendirmeler yaptık. Bizler aynı zamanda araştırma üniversitesi kimliğine sahip, Türkiye’de büyük hacimli ve güçlü bir sosyal bilimler altyapısı bulunan bir üniversiteyiz. Sosyal bilimler alanındaki fakültelerimizde ve programlarımızda Türkiye’ye mal olmuş çok sayıda hocamız bulunuyor. Bu birikimi de bu çatı altında buluşturmayı hedefledik. Elbette sadece Uludağ Üniversitesi öğrencileri değil; Bursa’daki diğer üniversitelerden, örneğin Teknik Üniversite ve Mudanya Üniversitesi’nden öğrencileri ve akademisyenleri de sürece dâhil etmeyi planladık. Başkanımızın riyasetinde, Yıldırım Belediyesi’nin desteğiyle kültürel anlamda zengin bir faaliyet nasıl ortaya konur sorusuna birlikte cevap aradık.
“Biz bu çalışmanın somut çıktılar üretmesini istedik”
Bu süreçte Fatih Hocam, Sedat Bey, Murat Sedat Bey ve adını tek tek anamadığım diğer tüm hocalarımızın katkılarıyla önemli bir hazırlık yapıldı. Katılımcıların yavaş yavaş kalem tutmaya cesaret etmeleri amacıyla disiplinli bir başlangıç gerçekleştirildi. Zira bu tür faaliyetlerde genellikle iyi bir başlangıç yapılır, öğrenciler katılır; ancak bir süre sonra süreç zayıflayabilir. Bunun da elbette bir değeri vardır. Fikir alışverişi her zaman kıymetlidir. Ancak biz bu çalışmanın somut çıktılar üretmesini istedik. Amacımız, öğrencilerimizin cesaret ederek yazmaya başlamaları ve ortaya kalıcı eserler koymalarıydı. Bu noktada hocalarımıza özellikle teşekkür ediyorum. Sadece konuşmacı olarak katılmadılar; aynı zamanda öğrencilerle yakından ilgilendiler. Organizasyonu yürüten hocalarımız ise öğrencilerimizi sürekli teşvik ederek onların yazarlık yolculuğuna ilk adımlarını atmalarına destek oldular.
“Bursa Düşünce Okulu” ismi de çok anlamlı
Fiziki mekân ve diğer ihtiyaçlar konusunda da belediyemizden büyük destek gördük. Düşünce toplantılarının vazgeçilmezi olan çay ve kahveden, diğer tüm imkânlara kadar son derece cömert bir katkı sağlandı. Bu vesileyle kendilerine huzurlarınızda teşekkür ediyorum. Ancak en kıymetli destek, düşünce ufkuna yapılan katkıdır. Maddi destek her yerde bulunabilir; fakat düşünceye verilen destek çok daha değerlidir. Bu nedenle başkanımızdan başlayarak süreci koordine eden ve katkı sunan tüm hocalarımıza teşekkür ediyorum. Disiplinli bir şekilde başlanan bu sürecin 1. dönemi tamamlanacak; ancak burada sona ermeyecek. Devamı gelecek. “Bursa Düşünce Okulu” ismi de çok anlamlı. Bu yapı, Bursa’da süreklilik arz eden bir okul hâline gelecek ve hem şehrimizin hem de Türkiye’nin kültür hayatına önemli katkılar sunacaktır. Ortaya çıkan bu düşünce ortamının, gelecekte pek çok kıymetli fikrin filizlenmesine vesile olmasını diliyoruz.” dedi.
“Dünyada ülkeler değil şehirler ön plana çıkmaktadır”
Düzenlenen programda konuşma yapan Yıldırım Belediye Başkanı Oktay Yılmaz: “Ben bir şehir yöneticisiyim, bir şehreminiyim. Bu anlamda insan ile şehrin birbirinin aynası olduğunu biliyoruz. Bir yandan kentin fiziksel dönüşümünü gerçekleştirirken, diğer yandan insanımıza hizmet etmeyi ve şehir kültürünün vücut bulmasını da en az bunun kadar önemsiyoruz. Bu doğrultuda önemli işler ve dönüşüm projeleri hayata geçiriyoruz. Ancak biz kentin dönüşümüne yalnızca bir kentsel dönüşüm projesiyle değil, bir kültürel dönüşüm projesiyle başladık. Bir binamızı kütüphaneye dönüştürerek bu süreci başlattık. Bugün geldiğimiz noktada kütüphanelerimizin 100 bine yakın üyesi olduğunu görüyoruz. Bu da aslında kentin en büyük ihtiyaçlarından birinin bu tür mekanlar olduğunu açıkça ortaya koyuyor. Dolayısıyla bir yandan fiziksel dönüşümü gerçekleştirirken, diğer yandan kültürel ve sosyal dönüşümü desteklemek son derece önemlidir. Bu iki unsur birbirinin ayrılmaz parçalarıdır; birini ihmal ettiğinizde başarıya ulaşmanız mümkün değildir. Bu noktada hem düşünce dünyamızı hem de medeniyet tasavvurumuzu şehre yansıtmak amacıyla sosyal ve kültürel projeler geliştirmeye gayret ettik. Alev Balatları Şehir Düşünce ve Sanat Merkezi bünyesinde, saygıdeğer rektörümüzün ve kıymetli hocalarımızın desteğiyle Bursa Düşünce Okulu’nu başlatmayı hedefledik. Geçmişte birçok seminer ve konferans düzenledik; ancak bu çalışmaların sistematik bir yapıya kavuşmasını istedik. Aynı zamanda, dünyanın ihtiyaç duyduğu merhamet medeniyetinin yeniden inşasına katkı sunmayı amaçladık. Çünkü günümüzde artık ülkelerden ziyade şehirler ön plana çıkmaktadır.
Program Mayıs ayında tamamlanacak
2025–2026 döneminde başlattığımız bu projeye 500’ün üzerinde başvuru aldık. Açıkçası bu kadar yoğun bir ilgi beklemiyorduk. Bu durum, kentin böyle bir çalışmaya ne kadar ihtiyaç duyduğunu ve öğrencilerin bu alana ne denli ilgi gösterdiğini ortaya koymuştur. Bu yönüyle projeyi son derece kıymetli buluyoruz. Hocalarımızın titiz çalışmalarıyla başlayan bu süreçte dönemin sonuna yaklaşmış bulunuyoruz. İnşallah Mayıs ayında programı tamamlamış olacağız. Bu süreç boyunca sergilenen istikrar da bizleri ayrıca memnun etmiştir. Elbette ilk yıl olması sebebiyle bazı eksiklikler ve aksaklıklar yaşanmış olabilir; ancak böyle güçlü ve istikrarlı bir başlangıç yapılmış olması son derece değerlidir. Bugün bu sürecin somut bir çıktısı olarak Bursa Düşünce Okulu Dergisi ile karşınızdayız. Bu dergi, sizlerin eserleriyle, düşünce dünyasıyla ve ince ruhuyla şekillenmiş; akademik ve bilimsel bir çalışma niteliği kazanmıştır. Kıymetli hocalarımızın rehberliğinde ortaya çıkan bu eser, sürecin en önemli kazanımlarından biri olmuştur. Temennimiz, Bursa Düşünce Okulu Dergisi’nin bundan sonraki dönemlerde de yayın hayatına devam etmesi ve Bursa’ya, ülkemize ve insanlığa katkı sunmasıdır.
“Burası bir sivil akademidir”
Dünyanın yaşadığı travmalara baktığımızda, yeni bir medeniyet tasavvuruna duyulan ihtiyaç açıkça görülmektedir. Artık yalnızca yeni binalara ya da yeni şehirlere değil; şehirlere ve dünyaya ruh verecek, iyiliği esas alacak bir anlayışa ihtiyaç vardır. Bursa Düşünce Okulu bu açıdan büyük önem taşımaktadır. Bugün özellikle kendi coğrafyamızda, mevcut medeniyet anlayışlarının ciddi bir sorgulamadan geçtiğini görmekteyiz. Bu noktada yeni bir bakış açısı ve yeni bir perspektif geliştirmek büyük önem arz etmektedir. Bu sadece felsefecilerin, edebiyatçıların ya da ilahiyatçıların sorumluluğu değildir. Aynı zamanda mimarların, mühendislerin ve farklı disiplinlerden gelen bireylerin de tarih, edebiyat, felsefe, kültür ve coğrafya okumalarından beslenmesi gerekmektedir. Ancak bu şekilde medeniyetin yeniden inşasında aktif rol alabilirler. Bu projenin temel amacı da tam olarak budur. Burası bir fakülte ya da bir bölüm değil; sivil bir akademidir. Farklı meslek gruplarından katılımcıların medeniyet inşasına katkı sunacak şekilde kendilerini geliştirmelerini hedeflemektedir. Bu emeğin meyvelerini görmek bizleri son derece mutlu etmiştir. Bizler fiziki imkanlarımızı ve mekanlarımızı paylaşsak da bu projeye asıl değer katan, başta saygıdeğer rektörümüz olmak üzere kıymetli hocalarımızdır. Her birine yürekten teşekkür ediyorum. İnanıyorum ki 5 yıl, 10 yıl sonra buradan yetişecek düşünürler, yazarlar, sanatçılar ve akademisyenler; hem Bursa’ya hem ülkemize hem de insanlığa önemli katkılar sunacaktır. Ayrıca sürece titizlikle destek veren çalışma arkadaşlarıma da özellikle teşekkür ediyorum. Hepinizi saygı ve sevgiyle selamlıyorum. Bursa Düşünce Okulu Dergisi’nin hayırlı ve uğurlu olmasını diliyorum.” dedi.


















