“Hukuk Hiçbir Zaman Seçici Olmamalıdır”
Düzenlenen basın toplantısında İYİ Parti Bursa Milletvekili Hasan Toktaş: “Bursa’nın pek çok sorunu bulunmaktadır. İmar, çevre, trafik ve su gibi temel alanlarda ciddi problemler yaşanmaktadır. Bunun yanı sıra, ekonomik kaynaklı olarak hem işverenler hem de çalışanlar açısından önemli sıkıntılar söz konusudur. Kamu kesiminde de benzer sorunlar yaşanmaktadır. Ayrıca, Bursa’da, Türkiye genelinde olduğu gibi, ciddi bir hukuk sorunu da oluşmuştur. Ne yazık ki Bursa bu konuda mağdur edilmiştir. Milletin oyları adeta heba edilmiştir. Hukuk hiçbir zaman seçici olmamalıdır; ancak maalesef Bursa’da bu yönde bir algı oluşmuştur.” dedi.
Bursaspor’a tebrik
Milletvekili Hasan Toktaş’ın konuşmasının ardından söz alan İYİ Parti Genel Sekreteri Osman Ertürk Özel Konuşmasının başında Bursaspor’un şampiyonluğunu kutlayan Özel, sezon başında takımı antrenmanda ziyaret ettiğini hatırlattı. Kendisinin Üsküp, Makedonya göçmeni olduğunu belirten Özel, Üsküp’te Türk gençlerin oynadığı bir futbol kulübüyle Bursaspor arasında yapılan antrenman maçına değindi. Bu maçın öncesinde duyuru yapılmamasına rağmen sonrasında bile binlerce Bursaspor taraftarının tepki gösterdiğini aktaran Özel, “Bu sahiplenme örneğini tüm Anadolu şehirlerinde görmemiz gerekiyor” dedi. Türk futbolunun ve sporunun yerelden kalkınmasının önemine dikkat çekti.
“İYİ Parti Türkiye Genelinde Sahada”
İYİ Parti’nin eş zamanlı programlarla sahada olduğunu belirten Özel, yalnızca bugün genel başkan yardımcılarına ait 11 il programı gerçekleştirildiğini söyledi. Nisan ayı sonunda 36 il programının tamamlanacağını, Mayıs ayında ise 53 il programına ulaşmayı hedeflediklerini ifade eden Özel, buna ek olarak 25 ilde parti içi eğitim faaliyetlerinin yürütüleceğini açıkladı. Programların belirli bir stratejiye göre oluşturulduğunu belirten Özel, özellikle 2002 seçimlerinde Doğru Yol Partisi’ne yüksek oy veren ilçelerin ve Yörük-Türkmen nüfusunun yoğun olduğu bölgelerin hedef alındığını söyledi.
Ekonomi Eleştirisi: “Cumhuriyet Tarihinin En Uzun Krizlerinden Biri”
Türkiye ekonomisine ilişkin sert eleştirilerde bulunan Özel: “Ekonomik olarak, Cumhuriyet tarihinde benzeri az görülmüş bir krizi uzun süredir yaşıyoruz. Ne zaman başladığı net olarak tarif edilemeyen ve bir türlü içinden çıkılamayan bir krizle karşı karşıyayız. Bazı verilerle bu durumu açıkça ortaya koymak mümkündür. En azından bir krizin kabul edilmesinin üzerinden 33 ay geçti. Bu süreçte bir enflasyon sarmalına girildiği ve buradan çıkmak için bir program uygulanması gerektiği ifade edildi. Bu 33 aylık programa “Şimşek programı” denilmektedir. Türkiye’de genellikle olumlu sonuçlanacağı düşünülen programlara Sayın Cumhurbaşkanı’nın adı verilir. Ancak başarı beklentisi düşük görülen durumlarda farklı isimler öne çıkarılır. “Şimşek programı” ifadesi de daha ilk günden itibaren bu programdan istenen sonucun alınamayacağına işaret ediyordu. Nitekim 33 ay sonunda bu program, hepimizin zihninde ve cüzdanında adeta şimşek gibi çaktı. Ne oldu? Bu süreçte, ENAG ya da İTO verilerine göre değil, kendi resmi verilerine göre, yani güvenilirliği sıkça tartışılan TÜİK verilerine göre bile enflasyonda yalnızca %6,7’lik bir gerileme sağlandı. Şimdi, eleştirilen “eski Türkiye”ye bakalım. Koalisyonlar dönemi olarak nitelendirilen o süreçte, 2001 krizi yaşandı. O dönemi birçoğumuz hatırlıyoruz. Sayın Bülent Ecevit, “Çok büyük bir krizle karşı karşıyayız” diyerek durumu açıkça ifade etmişti. Hem siyasi hem ekonomik bir kriz söz konusuydu. Buna rağmen, 2001 krizinde uygulanan program, 33 ay içerisinde %30’luk bir düşüş sağlamıştı. Yani eski Türkiye’nin 33 ayda sağladığı %30’luk iyileşme bir tarafta dururken, bugün “yeni Türkiye” olarak tanımlanan dönemde aynı sürede sağlanan gerileme, kendi verilerine göre bile yalnızca %6,7’dir. Son 2 yılda, daha doğru bir ifadeyle 2,5 yılda, yaklaşık %200’lük bir enflasyonla karşı karşıya kaldık. Bunu daha somut bir örnekle açıklayalım: Mayıs 2023’te cebinizde 100 lira olduğunu düşünün. Dünyanın en tutumlu insanı olup bu paranın 1 lirasını bile harcamadığınızı varsayalım. Nisan 2026’ya geldiğimizde bu 100 liranın alım gücü 34 liraya düşmüş durumdadır. Yani paranızın erime hızı bu şekildedir; 100 liranız bu süreçte 34 liraya gerilemiştir.” dedi.
İşsizlik ve Sosyal Yardım Eleştirisi
Türkiye’de 10 milyondan fazla işsiz olduğunu belirten Özel, nüfusun yaklaşık yüzde 38,7’sinin hayatında hiç maaş karşılığı çalışmadığını söyledi. Bu durumun özellikle kadınları etkilediğini vurgulayan Özel, sosyal yardımlar üzerinden bir “sadaka ekonomisi” oluşturulduğunu iddia etti. Ekonomik büyüme verilerinin yanıltıcı olduğunu savunan Özel, Gayrisafi Yurtiçi Hasıla artışının nüfus artışıyla birlikte doğal olarak yükseldiğini belirtti. Asıl önemli göstergenin ihracatın milli gelire oranı olduğunu ifade eden Özel, bu oranın yıllardır benzer seviyelerde kaldığını söyledi. Ekonomi yönetimini “faiz, vergi ve ceza sistemi” olarak nitelendiren Özel, yüksek faiz politikalarının üretici, sanayici ve KOBİ’leri zor durumda bıraktığını ifade etti. Faiz oranlarının dünya sıralamasında üst seviyelerde olduğunu söyleyen Özel, Türkiye’nin bu alanda Venezuela’nın ardından geldiğini iddia etti.
Bursa Analizi: “Potansiyel Var Ama Yeterince Parlamıyor”
Bursa’nın Türkiye’nin en önemli sanayi ve üretim şehirlerinden biri olduğunu belirten Özel: “Bursa’ya nasıl yansıdığına bakmak gerekiyor. Bursa, birçok açıdan Türkiye’nin önde gelen şehirlerinden biri. Sosyoekonomik göstergeleri, sanayisi, ticareti ve üretim hacmiyle ülkenin yıldız şehirlerinden biri konumunda. Ancak bu yıldız yeterince parlamıyor. Üretim hacmi güçlü olsa da Bursa’nın 2026 yılına yakışır şekilde yeşil ve dijital dönüşüm alanlarında gerekli adımları yeterince atamadığı görülüyor. Eski usul üretim anlayışıyla, genel başarısızlık içinde görece başarılı bir şehir görünümü sergiliyor. Bursa’nın bir diğer önemli meselesi deprem riski ve kentsel dönüşüm. Bu konunun önemi hem büyükşehir raporlarında hem de yerel aktörlerin değerlendirmelerinde açıkça ortaya konmasına rağmen, artan inşaat maliyetleri nedeniyle dönüşüm süreci yeterli hızda ilerlemiyor. Ulaşım ve trafik de Bursa’nın önemli sorunları arasında yer alıyor. Kent içi ulaşım planlamasında, yeni yolların inşasında ve toplu taşımanın etkin kullanımında eksiklikler olduğu görülüyor. Bu durum, şehrin ulaşım açısından gelecekte daha büyük sorunlarla karşılaşabileceğine işaret ediyor. Bursa aynı zamanda bir tarım kenti. Ancak tarım alanlarının hem kentleşme hem de sanayileşme baskısı altında olduğu görülüyor. Sanayileşmenin önemli ölçüde tarım arazileri üzerinde gerçekleşmesi, Bursa’nın tarım kenti kimliğini zayıflatıyor. Şehirde ayrıca ciddi bir nitelikli iş gücü açığı bulunuyor. Bursa’nın sanayi kenti olması nedeniyle ihtiyaç duyulan iş gücünün niteliği büyük önem taşıyor. Üniversite-sanayi iş birliğinin yeterli düzeyde olmaması ve diğer şehirlerdeki üniversitelerle Bursa sanayisi arasında güçlü köprüler kurulamaması bu sorunu derinleştiriyor. Bursa Ticaret ve Sanayi Odası verilerine göre 19.763 üye askıda, 38.883 üye ise aktif durumda. Askıdaki üye sayısının yüksekliği, ticari sürdürülebilirlik açısından önemli bir soruna işaret ediyor. Üyelerin büyük kısmını KOBİ’ler ve küçük işletmeler oluşturuyor. İş yeri açma sayılarında büyük bir düşüş görülmezken, kapanan işletme sayısında artış dikkat çekiyor. Özellikle gerçek kişi işletmelerin kapanış oranı yüksek. Büyük ölçekli firmalar henüz bu sorunu yoğun şekilde yaşamasa da küçük işletmeler açısından tablo ciddi. Sosyoekonomik endekslere bakıldığında, Bursa’nın ilçeleri arasında kalkınma açısından belirgin farklar bulunuyor. Bu durum, yatırımların ilçe bazlı planlanmasını ve bölgesel teşvik mekanizmalarının daha etkin kullanılmasını gerekli kılıyor. Hem Türkiye genelinde hem de Bursa özelinde ekonomik tabloya ilişkin temel değerlendirmeler bu şekilde özetlenebilir.” dedi.
Siyasi Süreç Eleştirisi ve “Ulus Bilinci” Vurgusu
Konuşmasının son bölümünde siyasi sürece değinen Özel: “İçinden geçtiğimiz süreçte, devletin en temel meselelerinin çözümünde izlenen yöntemlerin tartışmalı olduğunu görüyoruz. Bir yandan iktidarın ekonomiyi, eğitimi, sağlığı çözemediği yönünde eleştiriler yapılıyor. Vatandaş 1 ay içinde MR randevusu alamıyor. Güvenlik konusunda dahi ciddi sorunlar yaşanıyor. Ama aynı iktidarın, ülkenin en köklü meselelerinden birini çözeceğine inanılması ciddi bir çelişkidir. Kurulan komisyonların hukuki karşılığının tartışmalı olduğu da ortada. Bu tür yapılarda yer almanın, aslında alınan kararların meşruiyetine katkı sağladığını düşünüyoruz. Bu nedenle bu süreçlerin dışında durmayı bir duruş olarak görüyoruz. Bizim için mesele nettir. Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucu değerlerinden taviz verilmesine karşıyız. Bu değerleri korumak zorundayız. Eğitim, sağlık, ekonomi, dış politika… Bunların hepsi ulusal menfaat meselesidir. Ulusal menfaatleri koruyabilmek için ise güçlü bir ulus bilincine ihtiyaç vardır. Bu bilinç olmadan ortak bir gelecek inşa etmek mümkün değildir. Bu noktada Mustafa Kemal Atatürk’ün ortaya koyduğu değerleri korumak ve sahip çıkmak hepimizin sorumluluğudur. Biz, ulus bilincine sahip herkese kapımızın açık olduğunu ifade ediyoruz. Bu düşüncelerimizi il il, ilçe ilçe anlatmaya kararlıyız.” ifadelerini kullandı.


















