Osmangazi Belediyesi tarafından gerçekleştirilen “Duygusal Dayanıklılık Atölyesi”, Osmangazililere vücut ve beyinde salgılanan kimyasalların duygu, davranış ve düşünceler üzerindeki etkilerini anlatmayı hedefledi. Atölyede, insan vücudunda salgılanan kimyasalların bireylerin duygu, düşünce ve davranışları üzerindeki belirleyici rolü bilimsel veriler ışığında ele alındı.
Osmangazi Belediyesi, Osmangazi’de yaşayan vatandaşların farklı alanlarda bilinçlenerek kendilerini geliştirmelerine katkı sağlamak amacıyla düzenlediği çeşitli atölye çalışmalarıyla dikkat çekiyor. Bu kapsamda gerçekleştirilen “Duygusal Dayanıklılık Atölyesi” de katılımcılara duygu durumlarını olumsuzdan olumluya çevirebilecek kelime ve ifade biçimlerini öğretmeyi amaçladı.
Eğitimde ayrıca karşılıksız yapılan iyiliklerin vücutta oksitosin hormonunun salgılanmasını artırdığı vurgulandı. Bu hormon, bireyin hem kendisine hem de çevresine karşı daha şefkatli, anlayışlı ve merhametli olmasını destekliyor. Katılımcılar, küçük iyiliklerin yalnızca bireysel mutluluğu değil, aynı zamanda toplumsal dayanışmayı da güçlendirdiği konusunda farkındalık kazandı.
Olumsuz ifadelerle kurulan cümlelerin insan ilişkilerini olumsuz etkilediği vurgulandı. Örneğin, “Ben filanca kişiyle anlaşamıyorum” dediğimizde beynimiz bu durumu kesin bir yargı olarak kabul ediyor ve çözüm üretme sürecini durduruyor. Oysa “Filanca kişiyle henüz anlaşma yolunu bulamadım” dediğimizde, beynimiz iletişime açık kalıyor ve çözüm aramaya devam ediyor.
Kendini fark etmeyen birini başkalarının fark etmesi mümkün olmuyor; çünkü iletişim, her şeyden önce kişinin kendi içinde başlıyor. Kendimize karşı şefkatli ve merhametli olmanın önemi de öne çıkarıldı. Hacızade, herkesin hata yapabileceğini ve yapılan hataların büyük bir kısmının telafi edilebileceğini ifade etti. İyi bir iletişim kurabilmek, insanın hayatına önemli katkılar sağlıyor.

Osmangazi Belediyesi, Osmangazi’de yaşayan vatandaşların farklı alanlarda bilinçlenerek kendilerini geliştirmelerine katkı sağlamak amacıyla düzenlediği çeşitli atölye çalışmalarıyla dikkat çekiyor. Bu kapsamda gerçekleştirilen “Duygusal Dayanıklılık Atölyesi” de katılımcılara duygu durumlarını olumsuzdan olumluya çevirebilecek kelime ve ifade biçimlerini öğretmeyi amaçladı.
Atölye Konumu ve Konuşmacısı
Atölye, Panorama 1326 Fetih Müzesi'nde düzenlendi. Katılımcılar, İnsan Kaynakları Danışmanı ve Eğitmen Sezgin Akgün Hacızade’nin sunumlarıyla beyin kimyasallarının insan davranışları üzerindeki etkilerini örneklerle öğrendi. Hacızade, özellikle mutluluk, motivasyon ve bağ kurma süreçlerinde rol oynayan hormonlara dikkat çekerek katılımcılara önemli bilgiler aktardı.
Eğitimde ayrıca karşılıksız yapılan iyiliklerin vücutta oksitosin hormonunun salgılanmasını artırdığı vurgulandı. Bu hormon, bireyin hem kendisine hem de çevresine karşı daha şefkatli, anlayışlı ve merhametli olmasını destekliyor. Katılımcılar, küçük iyiliklerin yalnızca bireysel mutluluğu değil, aynı zamanda toplumsal dayanışmayı da güçlendirdiği konusunda farkındalık kazandı.
Olumsuz Kelimeler ve İnsan İlişkileri Üzerindeki Etkisi
Hacızade, vücut ve beyinde salgılanan kimyasalların duygu, davranış ve düşünceler üzerindeki etkisine dikkat çekerek katılımcılara, kullandığımız kelimeler ve beden diliyle duygularımıza müdahale edebileceğimizi ve onları dönüştürebileceğimizi anlattı. Özellikle “ama” kelimesinin kritik olduğunu belirtti; bir kişiyi överken veya eleştirirken “ama” kelimesi kullanıldığında, öncesinde söylenen tüm olumlu ifadelerin etkisinin yok sayıldığı ve iletişimin zayıfladığı ifade edildi.
Olumsuz ifadelerle kurulan cümlelerin insan ilişkilerini olumsuz etkilediği vurgulandı. Örneğin, “Ben filanca kişiyle anlaşamıyorum” dediğimizde beynimiz bu durumu kesin bir yargı olarak kabul ediyor ve çözüm üretme sürecini durduruyor. Oysa “Filanca kişiyle henüz anlaşma yolunu bulamadım” dediğimizde, beynimiz iletişime açık kalıyor ve çözüm aramaya devam ediyor.
Beden Duruşu ve Olumlu Düşünce İlişkisi
Hacızade, omuzları çökük biçimde bilgisayar başında uzun süre kalındığında vücudun beyine olumsuz anılar komutu gönderdiğini belirtti ve bunun bilimsel araştırmalarla da desteklendiğini söyledi. Dik durmak ve aktif hareket etmek, beynimize daha olumlu düşünceler gelmesini sağlıyor. İnsanların bizi dinlemesi için öncelikle kendi içimizi dinlememiz gerektiği vurgulandı.
Kendini fark etmeyen birini başkalarının fark etmesi mümkün olmuyor; çünkü iletişim, her şeyden önce kişinin kendi içinde başlıyor. Kendimize karşı şefkatli ve merhametli olmanın önemi de öne çıkarıldı. Hacızade, herkesin hata yapabileceğini ve yapılan hataların büyük bir kısmının telafi edilebileceğini ifade etti. İyi bir iletişim kurabilmek, insanın hayatına önemli katkılar sağlıyor.
Oksitosin ve Karşılıksız İyilikler
Oksitosin, beyin ve kalpte salgılanan önemli bir kimyasal olarak tanımlandı. Hacızade, bu hormonun özellikle iyi niyetli, yapıcı ve olumlu davranışlar sergilendiğinde salgılandığını belirtti. Karşılıksız iyilik yapıldığında, herhangi bir beklenti olmadan birine yardım ettiğimizde hem kendimiz hem de çevremiz için olumlu bir etki oluşuyor. Oksitosin, bireyin kendisine karşı daha şefkatli ve anlayışlı olmasını destekliyor. Atölye çalışmasının özeti için Hacızade, “Duruşunu değiştir, duygun değişsin” ifadesini kullandı.
Katılımcıların Geri Bildirimi ve Teşekkür
“Duygusal Dayanıklılık Atölyesi” ne katılan vatandaşlar, etkinlikten çok önemli bilgiler öğrendiklerini belirterek bu güzel etkinliği düzenlediği için Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın’a teşekkür etti.




















