Meclis gündem maddeleri öncesinde parti grup sözcüleri açıklamalarda bulundu. MHP Grup Sözcüsü İsmail Şenol: “Milliyetçi Hareket Partisi Grubu olarak geçtiğimiz günlerde gündeme getirdiğimiz ve görüldüğü üzere gündeme getirmeye devam edeceğimiz önemli bir çevre ve halk sağlığı sorunu bulunmaktadır. Bursa’nın Osmangazi ilçesi Hamitler mevkiinde yer alan katı atık depolama alanı, gelinen noktada kapasitesini doldurmuş ve ciddi bir tehdit oluşturur hâle gelmiştir. Bölgeden gelen yoğun şikâyetler, sıkıştırma ve serme işlemlerinin yetersiz kalması sonucu atıkların tehlikeli seviyelere ulaşması, ağır koku ve çevresel risklerin giderek artması; meselenin ertelenemez bir kamu sağlığı ve yaşam hakkı sorununa dönüştüğünü açıkça göstermektedir. Bu durum artık yalnızca bir çevre problemi değil, doğrudan yaşam kalitesini tehdit eden toplumsal bir mesele hâline gelmiştir.
Bölge halkından gelen şikâyetler, Milliyetçi Hareket Partisi İl Başkanlığımız başta olmak üzere Osmangazi İlçe Başkanlığımıza ve meclis üyelerimize yoğun ve sürekli şekilde iletilmektedir. Vatandaşlarımız, bu durumun günlük yaşamlarını, aile düzenlerini ve sağlıklarını ciddi biçimde olumsuz etkilediğini açıkça ifade etmektedir. Ortaya çıkan tablo ne Bursa’ya ne de bu şehri yöneten iradeye yakışmamaktadır. Bu mesele; insan hayatı, halk sağlığı ve şehircilik sorumluluğu meselesidir. Bugün gelinen noktada Bursa için çok net bir gerçek vardır: Hamitler dolmuştur ve Bursa’nın zaman kaybetme lüksü kalmamıştır. Kayapa bölgesinde planlanan katı atık bertaraf tesisinin proje aşaması tamamlanmıştır. Bu alanın uygun olmadığı yönünde bazı bilimsel değerlendirmeler ve teknik raporlar kamuoyuna yansımış, çeşitli tartışmalar yaşanmıştır. Ancak tüm bu değerlendirmelere rağmen, bugün itibarıyla Bursa için Kayapa projesi dışında hazır, hızlı ve uygulanabilir başka bir alternatif bulunmamaktadır.
Yeni bir ana alan belirlenmesi durumunda ÇED süreçleri, bilimsel raporlar, hukuki prosedürler ve benzeri nedenlerle sürecin yıllar alacağı açıktır. Bu sürecin tamamlanmasını beklerken mevcut alanın tamamen dolması, Bursa’yı ciddi bir çevresel ve sağlık kriziyle karşı karşıya bırakacaktır. Bu nedenle artık tartışmaktan ziyade, mevcut şartlar altında bu krizden nasıl çıkılacağına odaklanmak zorundayız. Çözüm üretme sorumluluğu çerçevesinde geçmişte alınan kararların yeniden değerlendirilmesi kaçınılmazdır. Vatandaşlarımızın haklı kaygıları gözetilerek, katı atık bertaraf tesisinin bir an önce faaliyete geçirilmesi yönünde ivedilikle harekete geçilmelidir. Şehrimizin bugün karşı karşıya kaldığı tablo, günü kurtaran değil; akılcı, bilimsel ve sürdürülebilir adımların atılması gerektiğini açıkça ortaya koymaktadır.” dedi.
AK Parti Grup Sözcüsü Sinan Kahraman: “Öncelikle trafik sorunuyla ilgili birkaç notumuzu paylaşmak isterim. Trafik sorunu her geçen gün artmaktadır. Gerek meclise gelirken gerekse günlük yaşamda bunun etkilerini hepimiz hissediyoruz. Önceki dönemlerde de Bursa’da trafik sorunu elbette vardı; ancak gelinen noktada trafik artık kilitlenmiş durumdadır. Üstelik bu sorun günün her saatinde yaşanmaya başlamıştır. Seçim döneminde, özellikle beyanatlarınızda trafiği tamamen gündemden kaldıracağınızı, artık bu konunun tartışılmayacağını ifade etmiştiniz. Ancak anlaşılan o ki trafiğin çözülemeyeceği fark edilince konu doğrudan gündemden kaldırıldı. Ne trafikle ilgili bir çalışma konuşuluyor ne de somut bir adım atılıyor. Geçtiğimiz günlerde yalnızca bir sosyal medya paylaşımınızı gördüm. Belediye Başkanı Sayın Mustafa Bozbey, vatandaşlara “Bursa’yı ortak akılla yöneteceğiz” diyordu. Hep birlikte Bursa’yı yöneteceğimizi ifade ediyorsunuz. Bu noktada sizlere açıkça sormak istiyorum: Trafikle ilgili çözümünüz nedir? Bu konuda birlikte bir araya gelmeyi, ortak bir değerlendirme yapmayı önerdik. Buna rağmen somut bir adım göremiyoruz. Sizlere oy verirken bir projeniz, bir vizyonunuz var diye bu koltuklara getirdik. Aradan 2 yıl geçti. Gelinen noktada, 2 yıl sonra vatandaşla ve trafikle ilgili ne yapılacağını soruyor olmanızın ne kadar manidar olduğunu buradan hatırlatmak isterim.
AK Parti Grubu ve Cumhur İttifakı Grubu adına bir öneride bulunmak istiyoruz. Hiç zaman kaybetmeden, gelin bu işi şehrin ana merkezlerinde çift katlı yollarla çözelim. Hep birlikte bir çözüm noktasında buluşalım. Bunu da AK Parti vizyonu ile birleştirerek, estetik kaygıları da gözeten bir anlayışla yol alalım. Sayın Başkan, komisyonda da görüşmüştük. İtfaiye Daire Başkanlığımıza ilişkin maddeler bugün de gündeme geliyor. Biz bu maddelere onay verdik. Ulaşım Daire Başkanlığından 430 milyon TL’lik bir bütçe aktarımı istediniz. Biz de bunun sebebini sorduk. Ortaya çıkan tablo şu şekildedir: Ulaşım Daire Başkanlığımız, geçen yıl ve bu yıl yapılacak işler için genel bütçeden 5,6 milyar TL talep etmiş ve “Bursa’da bu yatırımları yapacağız” demiştir. Ancak yıl bitmiş, geriye 15 gün kalmış ve Ulaşım Daire Başkanlığının 1,6 milyar TL’lik bütçesi kullanılamamıştır. Bu da ister istemez “Biz çalışmadık” anlamına gelmektedir. Kurum değişiklikleri olabilir, müdürler değişmiş olabilir; bunların hepsi mümkündür. Ancak Bursa halkı hizmet beklerken, trafik bu kadar yoğun ve herkes her dakika bu sorunu yaşarken, 1,6 milyar TL’lik bütçenin kullanılamamış olması ciddi bir vizyon eksikliğini göstermektedir. Dolayısıyla oradaki 430 milyon TL’lik bütçe, İtfaiye Daire Başkanlığının eksiğini kapatmak amacıyla aktarılmıştır.” dedi.
CHP Grup Sözcüsü Yücel Akbulut: “10 Aralık İnsan Hakları Günü bir kutlama günü değil; hukuk devletinin temel haklarını ve ortak sorumluluğumuzu hatırlama günüdür.
2025 yılı, dünyada ve Türkiye’de insan haklarının ağır sınamalardan geçtiği bir yıl olmuştur. Gazze’de sivillerin ve çocukların yaşam hakkı ihlal edilirken, “her insan eşittir” ilkesi bir kez daha ne kadar kırılgan olduğunu göstermiştir. Devletler, menfaatleri için görmemeyi, konforları için susmayı tercih etmektedir. Oysa görüp susmak, insan haklarının en ağır ihlalidir. Türkiye’de ise ifade ve basın özgürlüğü ile seçme ve seçilme hakkı gibi demokrasinin temel taşları ciddi şekilde sarsılmıştır. 2025 yılı, insan hakları açısından Türkiye için zor bir yıl olmuştur. Sokağa çıkan vatandaş, mikrofon gördüğünde konuşmaktan korkar hale gelmiştir. Çünkü her eleştiri suç sayılmaktadır. Gazeteciler ve düşüncelerini sosyal medyada ifade eden yurttaşlar, attıkları cümleler nedeniyle yargılanmakta ve tutuklanmaktadır. Tutuklama, artık istisnai bir tedbir olmaktan çıkmıştır. Emekliler ve asgari ücretle çalışan yurttaşlarımız, sosyal haklar bakımından ciddi zorluklarla karşı karşıyadır. Barınma, gıda ve ısınma bir lütuf değil; Anayasa’da yer alan sosyal devlet ilkesinin doğal sonucu ve temel insan haklarıdır.
Son olarak Sinan Bey’in ulaşım konusundaki eleştirilerine kısaca yanıt vermek isterim.“İki yaz geçti” dedi. Bizde “20 yaz geçti siz naptınız.” Oysa yirmi yılı aşkın süredir çözülemeyen sorunların, iki yılda tamamen çözülmesini beklemek gerçekçi değildir. 2024 yılından bu yana hem merkezi hükümetin hem de yerel yönetimlerin bu konuda sorumluluğu vardır. Sayın Sinan Bey’e tekrar ifade ediyorum: “Önümüzdeki beş yıl için hâlâ zaman vardır. İki yıl geçmiş olabilir; ancak biz halkımıza verdiğimiz sözleri yerine getirmek için kararlılıkla çalışmaya devam edeceğiz.” dedi.


















