Erzincanlılar Derneği Başkanı Tahsin Yıldız: “Geçen hafta pazar günü BİLDEF’in karar kurulunda yaşanan talihsizlikler nedeni ile ayrılma kararı aldık. Bu kurulda 3 derneğimiz ihraç edildi. Süreç ordan buraya BİLDEF’teki bu çatırdı yeni değil bu 6-7 senelik bir mevzu. 2019 yılında BİLDEF'in genel başkan adayıydım. O dönemde Mustafa Dursun, "Bir dönem daha yapayım, sonra bırakayım. Gençlerle birlikte götürsün" dedi. Tamam dedik, bir dönem daha yaptı. Ancak 2019 yılına gelindiğinde, bazı üyeler Ramazan ayı adayı göstermek istediklerini belirttiler. Biz ise bunun ahlaki olmadığını söyledik. Taraf tutmanın doğru olmadığını düşündük ve içimizden bir mesaj göndererek ortak bir yöntem bulalım dedik, ama onlara ikna olamadık. Seçime girdik.
Hazirun listelerini istememize rağmen, bize karakalemle yazılmış bir şekilde 33 dernek olduğu bildirildi. Biz de bu 33 dernek üzerinden denegasyon çalışmamızı yaptık. Seçime girdiğimizde ise 35 dernek olduğunu gördük. İki dernek nereden geldi? Her neyse, orada biraz tartışma yaşadık ama ses çıkarmadık. Sonuçta, bir dernek altı oy kullandığı için toplamda 12 oy kullandı. Bu dernekler ve biz, seçimi yedi sekiz oy gibi bir farkla kaybettik. Aslında kazandığımız bir seçimi kaybettik. Derneklerin genel kurulu oy kullanabilmesi için, kendi genel kurullarında nasıl yönetim kurulu seçiliyorsa, federasyon delegelerinin de aynı şekilde seçilmesi gerekiyor. Ancak o dönemde, Karvan ve Sarıkkale derneklerini görmedik. Varsa bile, neden eksik bırakıldık? Bu durumun usulsüz olduğunu söyledik. Seçimden sonra, bana destek veren 20 dernek başkanıyla birlikte bu usulsüzlüğü mahkemeye taşımaya karar verdik. 2019’daki genel kurulu mahkemeye taşıdık, fakat 2020 yılındaki pandemi süreci nedeniyle dava iki yıl uzadı. İki yıl sonra dava düştü. Düşme sebebi, genel kurula şerh koyduğumuz için dava etme hakkımızın olmamasıydı. Ancak biz haklıydık; davamızla haklıydık, ama şerh koymadığımız için dava düştü. Dava kaybedildi, ama karşı taraf haklı bulundu. Biz sustuk, çünkü birliğimize, beraberliğimize ve kardeşliğimize zarar gelmesini istemedik. Oranın ilk kuruluşundan beri orada bağlı olan dernekleriz. Amacımız Bursa’daki hemşerilerimize hizmet etmektir. Ses çıkarmadık. Ancak arkamızdan, birçok aşağılayıcı ve kırıcı sözler söylendi, gazetelere yanlış bilgiler verildi. Bu süreçte ben beş yıldır BİLDEF’in kapısından içeri girmedim.
2012 yılından beri Bursa Erzincanlılar Derneği’nde yöneticilik yaptım. 2015 yılından beri aktif olarak Bursa Erzincanlar Derneği’nin başkanlığını yapıyorum ve Bursa’daki birçok sivil toplum kuruluşunda yer aldım. Aktif olarak bunları medyaya yansıtmadık, Allah rızası için çalıştık. Şimdi yeni bir genel kurul yapılıyor. Arkadaşlarımız geldi ve "Sen küstün, kenara çekildin ama burada senin üzerinden bir genel kurul daha geçti. Değişen hiçbir şey olmadı. Kurulduğu günden beri aynı sistem, aynı yönetim 5-6 kişiyle yönetiliyor" dediler. O yüzden artık müdahale etmemiz, bu işin içinde olmamız ve hizmet etmemiz gerektiği kanaatine vardık. Bu arkadaşlarla yola çıktık. Genel duruma gittiğimizde, Tahsin Yıldız’ın "Bunlara hırsız demiş" ifadesini duyduk. Ben bunları mahkemeye verdiğim için beni ihraç etmişler. Seçime bir buçuk ay kala, Yozgatlar Derneği, Kırşehirliler Derneği ve Kanşeriler Derneği'nden ihraç edilmişim. Bunun sebebi, 2019 yılındaki Anadolu Günleri organizasyonuyla ilgili. Kültür ve Turizm Bakanlığı’ndan yüz bin lira para alınmıştı. Organizasyonu yapan firmadan da bir yüz bin lira alınmıştı. Ancak bu ödemelerin nereye yapıldığını bilmemiz gerekiyordu.
Yönetim kurulu olarak bu bilgileri talep ettik. Ancak "Bize gösteremezsiniz" dendi. Ben de "Açıklamazsanız hırsızsınız" dedim. Bu durum, aramızda bir gerginliğe yol açtı. Sonrasında, beni mahkemeye verdiler. Anayasam gereği, bu bir dernek başkanı olarak benim hakkımdı. Bu sebeple ihraç edildim. Genel kurula geldiğimizde ise hazirun listesini istedik ama verilmedi. Türk Medeni Kanunu’na göre derneğe ihraç edilemezsiniz. Ancak ihraç kararları alındı. Üç derneğin durumu da bu şekilde oldu. Yozgatlar Derneği’nin başkanı Ahmet Aslan, derneği kurmuştu. Aynı kişilerden oluşan yönetimlerin olduğu söyleniyordu. Bu kişiler, yeni dernekler kurarak sorunları çözmeye çalışıyorlardı. Bu zihniyetten rahatsızız. Bursa bu tavsiyelere uygun değil. Sonuç olarak, bu usulsüzlükleri mahkemeye taşımak istiyoruz. Derneklerin savunmaları alınmadan ihraç edilemez. Türk Medeni Kanunu’na göre benim kişisel olarak ihraç edilmem yasak. İtiraz ettiğimde, mahkemeye bir ay içinde geri dönebilirim. Ancak bu süreçte, bu usulsüzlüklerin önüne geçmek için harekete geçmemiz gerekiyor.” dedi.

















