Anne Baba Dayanışma Ağı adına açıklamalarda bulunan Dicle Dilan Salman: “Biz, gençlerin aileleriyiz. Birbirimize emniyetin, adliyenin ve cezaevlerinin kapılarında tanıdık. Çocuklarımız için verdiğimiz ortak mücadele esnasında yeniden dayanışmayı, birlikte sevinmeyi, birlikte yüzülmeyi ve ne olursa olsun birlikte mücadele etmeyi öğrendik. Bunu bize asıl öğreten, hangi şartlar altında olurlarsa olsunlar mücadeleye devam eden gençlerdir. Tutuklu olan ve tahliye edilen gençler, ev hapsi ve çeşitli adli kontrol kararları altındalar. Fakat bizler biliyoruz ki, hala tutuklu olan gençlerin de, hukuksuzluğa uğrayıp tahliye edilen gençlerin de umutları var. Mücadeleleri asla bitmedi ve bitmeyecek. Bizim çocuklarımız, o alanlarda bulunan binlerce kişiden, sizden ve bizden farklı hiçbir şey yapmadılar. Sadece anayasal haklarını kullandılar. O gün orada hep birlikte yan yanaydık.
Bu yüzden bugün burada esas yargılanan hepimizin iradesidir. Bu gençler hakkında verilen hukuksuz tutuklama kararları ve tahliyelerden sonra verilen adli kontrol kararları, tüm toplum üzerinde bir baskı yaratmakta ve bir korku çemberi oluşturmaya yöneliktir. Bu kararları alan hakimlerin, tutuklamaları talep eden savcıların tüm kararları ve talepleri hukuki değil, siyasidir. İki bin dokuz yüz on birden yargılanan bu gençlerin, hiçbirini bırakın yirmi sekiz günü, bir saat dahi cezaevinde kalması hukuki değildir.
Tutuklu gençlerin derhal serbest bırakılması ve adil adli kontrollerin kaldırılması, ailelerin yalnızca vicdani talebi değildir. Hukuktan beklediğimiz, doğru işlemesi gerekmektedir. Bir kez daha tekrar ediyoruz: Bu çocuklar anayasal haklarını kullandıkları için asla tutuklanamaz. Çocuklarımızı serbest bırakın. Bugün burada olup dayanışma gösteren herkese teşekkür ediyoruz. Sürecin en başından beri her gün çocuklarımız için hukuk mücadelesi veren avukatlara ve kamuoyu yaratmamızı sağlayan Bursa muhalefetine teşekkür ediyoruz. Sözümüz hem dosta hem düşmana. Kimseye zulmettirmeyeceğiz. Yürekli gençlerin onurlu anne babalarıyız. Kurtuluş yok, tek başına; ya hep beraber, ya hiçbirimiz.” şeklinde konuştu.
CHP Bursa Milletvekili Kayıhan Pala: “Bütün yurttaşların, bütün gençlerin, bütün öğrencilerin yanındayız. Sonuna kadar yanında olmaya devam edeceğiz. Hak, hukuk ve adalet mücadelesini hep birlikte büyüterek artık Türkiye'de hepimizin nefes alabildiği kendi. bir ortamı hep birlikte yaratacağız.” dedi.
CHP Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal: “Hükümetin kendi hukuk düzenini yarattığı tarihsel bir dönemden geçiyoruz. Hakim ve savcıların görevi, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası, yasaları, bireysel hak ve özgürlükler ile insani vicdanı adaletli bir şekilde kullanmaları gibi temel bir sorumluluğa sahiptir. Oysa bugün gördüğümüz durum, anayasadan, yasadan ve bireysel hak ve özgürlüklerden tamamen uzaklaşmış bir tabloyu ortaya koymaktadır. Sadece birilerinin talimatlarıyla hareket etme refleksi gösteren bir hukuk düzeniyle karşı karşıyayız. Elbette buna itirazımız var ve o itirazımızı hep beraber gündeme getiriyoruz. Değerli dostlar, bu bir mücadeledir. Bu, faşizme karşı dayanışma mücadelesidir. Bu, özgürlüklerimizi kısıtlayan, düşüncemizi ifade etme özgürlüğümüzü engelleyen bütün bu yapılara karşı hep birlikte mücadele etme çabasıdır.
Arkadaşlarımız içerideler. Ama şunu merak edip etmediklerinden emin değilim. Evet, tutukladınız bazılarını ve arkadaşlarımızı ev hapsine attınız. Peki, ya düşünceleri? Peki, fikirleri? Peki, ortaya koydukları anlayış nerede? Liselerdeki arkadaşlar nerede? Üniversiteli arkadaşlar nerede? Tarlada çalışan çiftçiler nerede? Emek dünyasında, işçiler ve emekçiler ayaktalar. Her tutukladığınız, her gözaltına aldığınız arkadaşlarımızın düşünceleri, gökyüzünde ve yeryüzünde büyüyor. Neye karşı? Faşizme, baskıya, diktatörlüğe karşı. Kısaca, coğrafya ve gökyüzü ayakta. Bu mücadeleyi herkes, bütün canlılar omuz veriyor ve destekliyor. Hukuk düzeninin, demokraside, özgürlükten ve hukuktan yana tutum sergilemesini bekliyoruz. Arkadaşlarımızı derhal serbest bırakmasını bir kez daha vurguluyoruz. Bu ülkede anayasal haklarını kullanan hiç kimse, tutuklanmadan ayakta mücadelesini sürdürme imkanına sahip olmalıdır. Ne demek? Tenkit yazısını yazmamak mı? On dört gün beklemek mi? Her hakim kendi keyfine göre mi hareket edecek? Böyle bir anlayışı reddediyoruz.” dedi.




















