Gerçekleştirilen basın açıklamasında konuşmayı yapan TİS Sekreteri Yeliz Toy: “Felsefe bize öğretmiştir ki şimdiki zaman, bir ayağı geçmişe basan bir köprüdür. Bugün bunu iliklerimize kadar tekrar idrak ettiğimiz bir olay vesilesiyle buradayız. Geçmişin sesi olan ve geleceğe uzanan bir ilkeden doğan büyük bir davayı savunmak için bir aradayız: Mustafa Kemal Atatürk’ün Bursa Nutku ‘nu ve onun temsil ettiği Cumhuriyet iradesini. 92 yıl önce Bursa’da yankılanan ve Türk Gençliği ’neCumhuriyet’i koruma görevini yükleyen bu tarihi konuşma, bugün ne yazık ki bir yargı konusu yapılmaya çalışılmaktadır. Güzel şehrimiz Bursa’nın, bundan tam 92 yıl önce tanıklık ettiği butarihi konuşma, ülkemizin kurucusu, büyük önder Mustafa Kemal Atatürk'ün Bursa Nutku olarak tarihe geçmiştir. Gönüllere kazınanbu sesleniş, Türk gençlerinin Cumhuriyet'i koruma vazifesini nasıl güdüsel yürüteceğini vurgulamıştır. Belki benim şu anda durup sizlere seslendiğim yerde dahi genç Cumhuriyetin heyecanlı yurttaşları, o konuşmadan bahsediyordu. Biz ise burada o kıymetli konuşmayı, tabir yerindeyse savunmak için bir aradayız. Böyle ifade ediyorum çünkü bugün Atatürk'ün o konuşması yargılanmaya çalışılıyor. Bizler bu girişimin yalnızca bir bireyi değil, aynı zamanda Cumhuriyet değerlerini, halkın iradesini ve tarihsel hakikati hedef aldığını biliyoruz.
Bursa Şube Başkanımız Özkan Rona, bir sosyal medya paylaşımında Bursa Nutku'ndan alıntı yaptığı için yakın zamanda hedef haline getirilmiş, 19 Mart akşamı evinden gözaltına alınmıştı. Bursa'da skandallarla gündeme gelen gerici okul yöneticilerine uygulanmayan “görevden alma tedbiri”, yoldaşımız Rona'ya uygulanmış, kendisi ancak 51 gün sonra işe iade edilmişti. Şimdi ise aynı paylaşımdan yola çıkarak Rona'yı ve onun nezdinde Bursa Nutku ‘nu yargılamaya çalışıyorlar.
Üstelik bu ilk de değil; tarih dedikleri gibi tekerrürden mi ibaret bilinmez ancak gericilerin hamlelerini tekrarlamak gibi kısır bir döngüye sıkıştıkları açıktır. Çünkü Bursa Nutku, 1954'te Ankara Üniversitesi'nde bir duvara yazıldığında da 1957'de Dünya,1958'de ise Ulus gazeteleri tarafından manşette yayınlandığında da 1966'da Ege Üniversitesi'nde bir fikir kulübü tarafından rota olarak açıklandığında da gericilerin hedefi haline gelmiş, sansüre uğramış, bastırılmaya çalışılmış, ama her defasında halkın vicdanında yeniden yankılanmıştır. Çünkü bu Nutuk, bir metinden ibaret değil; bir direniş çağrısı, bir Cumhuriyet yemini, bir halk iradesidir. Bugün aynı karanlık odaklar bir kez daha sahnededir. Ulusal bayramlarda aniden hasta olan, Cumhuriyet'in kurucuları için “iki ayyaş” deme cüreti gösteren, halkını ve ülkesini satan padişah için yeniden bir tarih yazmaya çalışan, yani Cumhuriyet alerjisi ezelden gelen ve giderek artan bu zihniyeti biliyoruz. Bugün başlayacak olan yargılamanın gerici zihniyetin hukuku araçsallaştırarak Özkan Rona üzerinden ilerici kamuoyuna gözdağı verme girişimi olduğunun da farkındayız.
Ancak unutmasınlar: Ne Cumhuriyet geri adım atar ne de onun emanetçileri susar. Eğitim-İş olarak buradan açıkça ifade ediyoruz:
− Bursa Nutku yargılanamaz!
− Atatürk'ün sözleri mahkeme salonlarına sığdırılamaz!
− Özkan Rona yalnız değildir; onun yanında tüm yurtsever kamuoyu vardır.
Direncimizi, kararlılığımızı anlatmanın en iyi yolu yine Bursa Nutkunda gizlidir; Atatürk'ün veciz sözleriyle cevap veriyoruz: “Türk Genci, devrimlerin ve Cumhuriyet'in sahibi ve bekçisidir. Bunların gereğine, doğruluğuna herkesten çok inanmıştır. Yönetim biçimini ve devrimleri benimsemiştir. Bunları güçsüz düşürecek en küçük ya da en büyük bir kıpırtı ve bir davranış duydu mu, 'Bu ülkenin polisi vardır, jandarması vardır, ordusu vardır, adalet örgütü vardır' demeyecektir!” Bizler de demiyoruz! Çünkü biz varız. Cumhuriyet için varız. Tarih bizi çağırıyor. Biz cevap veriyoruz.” dedi.
Cumhuriyet Halk Partisi Bursa İl Başkanı Nihat Yeşiltaş: “Bugün burada yalnızca bir eğitimcinin haksız şekilde yargılanmasına karşı çıkmak için değil; aynı zamanda bu ülkenin kurucu değerlerine, Cumhuriyet’in temel ilkelerine ve Atatürk’ün mirasına sahip çıkmak için toplandık. Bugün burada yalnızca bir haksız yargılamaya karşı durmak için değil; bu ülkenin temel taşlarını; laikliği, bilimsel eğitimi, özgür düşünceyi ve çağdaşlaşma idealini savunmak için buradayız. Eğitim-İş Bursa Şube Başkanımızın, Mustafa Kemal Atatürk’ün “Bursa Nutku” olarak bilinen o tarihi konuşmasından bir bölümü paylaştığı için önce gözaltına alınması, ardından görevinden el çektirilmesi ve bugün burada yargılanması, bu ülkenin kurucu değerlerine apaçık bir saldırıdır. Tam 92 yıl önce Atatürk’ün Bursa’da yaptığı konuşmadaki sözleri, bugün bu topraklarda suç sayılıyor. O konuşma ki, gericiliğe, bağnazlığa ve cehalete karşı bir çağrıdır. Bir milletin akılla, bilimle, özgürlükle yoğrulmuş geleceğine duyulan inancın ifadesidir.
92 yıl sonra geldiğimiz noktada, Atatürk’ün sözlerini dile getirmek bile mahkemelerde yargılama gerekçesi oluyorsa, burada hukuktan değil, ancak baskıdan ve ideolojik bir sindirme politikasından söz edebiliriz.
Hepimizin ortak tarihidir Bursa Nutku. “Öğretmenler Cumhuriyetin fedakar, cefakar neferleridir” diyen bir liderin, öğretmenler eliyle çağdaş bir toplum kurma hayalini hedef gösteren bir öğüttür bu. Bugün yargılanan yalnızca bir sendika başkanı değildir; bugün yargılanan aslında Atatürk’ün çağdaş, laik ve demokratik Türkiye vizyonudur. Bu davanın öznesi yalnızca bir sosyal medya paylaşımı değildir. Bu dava, çağdaş, laik ve bilimsel eğitimi savunmanın, karanlığa karşı aydınlığı sahiplenmenin davasıdır. Bizler bu hukuksuzluğa karşı sessiz kalmayacağız. Bizler Atatürk’ün devrimlerini ve fikirlerini hapsetmeye çalışanlara karşı direneceğiz. Ve bizler, bu ülkenin çağdaşlık ışığını karartmak isteyenlere inat, Mustafa Kemal’in öğretisini savunmaya devam edeceğiz. Buradan yargı mensuplarına da sesleniyorum. Hukukun üstünlüğünü koruyun. Siyasal baskılarla değil, vicdanınızla karar verin. Eğitim-İş Şube Başkanımız yalnız değildir. CHP olarak, her zaman yanında olacağız. Bu dava, yalnızca onun değil; laikliğe, adalete ve ifade özgürlüğüne inanan herkesin davasıdır. Atatürk’ün Bursa’da yaktığı meşale asla sönmeyecek. Cumhuriyet ve devrimleri ilelebet yaşayacak. Teşekkür ederim.” dedi.

















