Gazeteabc/ Haber: Adiviye ElbaşDOĞADER, Bursa Kent Konseyi, Osmangazi Kent Konseyi, Karacabey Kent Konseyi, Nilüfer Kent Konseyi , Bursa Veteriner Hekimleri Odası, Bursa Barosu Kızıl Geyiklerin av ihalesinin iptal edilmesi ve avcılık hakkında ortak basın açıklamasında bulundular.






Küresel yaban hayatı nüfusu %70 oranında azaldı
Gerçekleşen basın açıklamasında DOĞADER Yönetim Kurulu Üyesi Sedat Güler: "Dünya Doğayı Koruma Vakfı’nın (WWF) son açıkladığı veriye göre 1970 yılından bugüne, küresel yaban hayatı nüfusu %70 oranında azaldı. Tüm hayvanların toplamından sadece %4’ü yaban hayvanı. Dünyanın her ülkesinde yaban hayatını koruma önlemleri arttırıldı, ancak ülkemizde tam tersi kaçak avcılık kontrolsüz bir şekilde artıyor ve koruma önlemleri çok yetersiz. Ayrıca son yıllarda ülkemizdeki orman yangınlarının sayısının ve büyüklüğünün artması ile ağaçlarımızla beraber yanarak yok olan yaban hayatının sayısını ise kimse bilmiyor ve görmüyor. Aynı zamanda iklim değişikliği ile yaban hayatı üzerindeki tehdit unsurlarının etkileri daha fazla artıyor, kuraklık gibi sorunlar yaban hayvanlarının yaşayacakları yerlerin ortadan kalkmasının dışında yaban hayatı üzerinde stres oluşturup enfeksiyöz hastalıkların direnç kazanmasına ve yayılmasına neden olma potansiyeli taşıyor.
38 kızıl geyik katledilecek
Türkiye Cumhuriyeti Tarım ve Orman bakanlığı Doğa Koruma ve Milli Parklar Müdürlüğü; avcılardan ve av turizmi şirketlerinden ihale ve kura yöntemiyle para alıp, yaban hayatın katliamına öncülük ediyor. Yaban hayatını koruması gereken devlet kurumu, av turizminin taşeronu haline dönüştürülüyor. En son Doğa Koruma ve Milli Parklar Müdürlüğü’nün açtığı yaban hayvanı av ihalesi ile,3’ü Bursa ve Bilecik’ten olmak üzere ülke genelinde 01 Eylül 2024-29 Şubat 2025 arasında toplam 38 kızıl geyik katledilecek. Ayrıca ülkemizin ormanlarında ve dağlarında yaşamaya çalışan yüzlerce yaban keçisi de ölüm listesinde.
Bu katliam ihalesi derhal durdurulmalı ve iptal edilmelidir!
T.C.Tarım ve Orman Bakanlığı Doğa Koruma ve Milli Parklar Müdürlüğü’nün görevi, yaban hayatının doğal yaşam döngüsü içinde sürmesini sağlamak ve savunmasız yaban hayatını korumaktır. Yaşamak haktır, avcılık cinayettir." ifadelerini kullandı.
Tüm canlıların yaşama hakkını savunuyoruz
Bursa Kent Konseyi Başkanı Ertuğrul Aksoy: "Her canlının yaşam hakkını ve tüm canlıların yaşama hakkının olması gerektiğine inanıyoruz. Kesinlikle Kızılgeyik dahil bütün canlıların yaşaması için çaba göstermemiz bunun için çalışmalarımızı sürdürmemiz gerektiğini ifade ediyorum." dedi.
Devletin denetleme ve koruma görevi var
Bursa Veteriner Hekimleri Odası Başkanı Melike Baysal: "Gömlek baştan yanlış iliklenince devamı da yanlış geliyor Türkiye için. Türkiye'de yaban hayatı, yaban hayatı koruma ve yaban hayatı geliştirme sahalarıyla ilgili yönetmelikle korunuyor. Biliyorsunuz yönetmelikler için önce kanunlar çıkarılır. Bu yönetmeliğin kanunu ise 4915 sayılı Kara Avcılığı Kanunu. Yani önce avcılık kanunu çıkarıp sonra da yaban hayatını korumaya çalışmak gömleğin yanlış iliklenen düğmesi. Devletin denetleme ve koruma görevi vardır. Bundan sonraki süreçlerde tüm dünya bunu yapabiliyor. Biz de yapabiliriz. Artık dünyanın yok oluş sürecinde sadece insanı değil hayvanı ve önceleyerek kanunlarımızı ve yönetmeliklerimizi oluşturmalıyız. Biz Bursa Veteriner Hekimler Odası olarak daha önce bu ihaleleri bir avukat arkadaşımız 2 kere dava açmıştı, kazanmıştı. Biz de o da avukatımızla görüştük. bu konuda gerekli girişimleri yapacağız." dedi.
Tek adamın her şeye karar verdiği bir ülkede onun bakanının da ondan bağımsız düşünmesi mümkün değil
CHP Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal: "Mevcut iktidar yaban hayvanları toplatıp öldürmeyi kendine vazife etmiş bir iktidar elbette ormanlara da saldıracak, ormanlardaki hayvanlara da saldıracak ve bütün bunları birer kar ve rant ilişkisi üzerinden görmeye çalışmaktalar. Bugün bu ülke yaşanan iş, iktidarın yağma, yok etme ve katliam politikalarıdır. Bunu çok açık ve net bir şekilde görmek zorundayız. Susuzluğa mahkum olmuş bir ülkede ormanların ya da ekosistemin bütününü bozarak adeta bu ülkeyi cehenneme çevirmiş bir yapıyla karşı karşıyayız. Orman Bakanlığı da bunun bir aracılığını yaparak aslında kaçak avcılığın önünü açmak için sözüm ona yapmaya çalışarak kaçak avcılığı yasallaştırma çabası içerisindedir. Kontrolü olmayan, ormanlarına sahip çıkmayan, suyuna sahip çıkmayan, ülkenin bütün varlıklarına sahip çıkmayan bir Orman Tarım Bakanlığından başka ne beklenebilirdi? Elbette hiçbir şey. Sadece bu ihaleden nasıl gelir elde edeceğini düşünmekten başka yolları, yordamları yok. O yüzden hukukun tamamen teslim olduğu, tarafsız ve bağımsızlığını yitirdiği, tek adamın her şeye karar verdiği bir ülkede onun bakanının da ondan bağımsız düşünmesi mümkün değil. Tek çaremiz var. Birlikte Sivil toplum örgütleri, Akademik Odalar ve demokratik kitle örgütleri hep beraber bu ülkenin sahibi olduğumuzu ortaya koyacağız. Birlikte mücadele edeceğiz. Bu ihalenin iptal edilmesini istiyoruz. Hayvanları öldürmek cinayettir. Geyikleri öldürmek cinayettir. Hayvanlar yoksa hayat yok. Keçileri kovdunuz. Müteahhitleri saldınız ormana. Şimdi köküyle kesiyorsunuz. Kalan bütün canlıları yok ediyoruz. Karşı olduğumuzu bir kez daha açık ve net bir şekilde söylüyoruz ve bu dayanışmayı büyüterek bu ülkenin ormanları suyu halkındır, hepimizindir, bir grup küçük talancının değildir." dedi.




















