Bir hikaye ve siyaset…
  • Reklam
Ercan Akyıldız

Ercan Akyıldız

Bir hikaye ve siyaset…

06 Ocak 2020 - 01:10

Bugünler çok anlamlı ve manalı olduğundan siyasetin gündeminden nispeten uzak durmaya gayret sarf ediyoruz.
Ama mümkün mü siyasetin ya da kentin gündeminden uzak durmak.
Yazılarımızın akislerini ilgiyle izlemeye devam ederken, dokunulan her yerden ses gelmesi, bizim doğru yolda olduğumuzun ifadesi olarak kabul edilebilir.
Kaldı ki gündeme getirdiğimiz konular, bizzat bu şehirde yaşayan insanları doğrudan ilgilendirmesi, çözüm odaklı yaklaşımlar,birilerini de rahatsız ediyor.
Açıkçası bu saatten sonra şu olmuş, bu olmuş ifadelerinden çok,ne olacağının konuşulmasının daha doğru olacağını düşünenlerdenim.
Kibrin had safhaya çıktığı bir dönemde, kimseye selam dahi vermek istemeyen yönetici pozisyonundaki zatı muhteremler şimdi art arda toplantılar düzenleyerek güya birlik mesajı vermenin peşinde koşuyorlar.
Geçin bunları…
Önce insanlardan helallik alın…
Bakın ben ve benim gibi düşünen onca insan size hala haklarını helal etmediklerini açık açık söylüyorlar. Bunu her ortamda dile getiriyorlar.
Yarın içinizden biri o musalla taşına uzandığında;
İmam “Ey cemaat mevtayı nasıl bilirdiniz?”
Cenaze törenine katılan cemaat sus-pus...
İmam yine “Ey cemaat bu mevtaya hakkınızı helal ediyor musunuz?” dediğinde inanın ben ve benim gibi düşünen çok insan hep bir ağızdan“Hayır etmiyoruz”  diyecektir.
O cenaze törenine katılan yakınlarınızın nasıl bir psikoloji içine gireceklerini düşünebiliyor musunuz?
Şimdi den sosyal medya üzerinden sorulan bu sorulara ilginç ve bir o kadar da düşündürücü cevaplar alıyoruz.
Zaman zaman yazarım bu köşelerden “Haset üretiyorlar” diye...
Haset ve kıskançlık dolu düşünceleriyle bataklıklarda mikrop gibi üreyen çürümüş amaçların peşinden koşanların sitem dolu ifadeleri…
Güzel insanların ve onların yüreklerinden fışkıran  güzel düşüncelerin gölgesinde kaldığını söylemeliyim…
Demek ki diyorum kamuoyunun huzurunda olmak böyle bir şey;her görüşten ve her niyetten insanı çekiyorsunuz!
Tabi bizim savunduğumuz ilkeli siyaset, ahlaklı siyaset…
Siyasetçi dürüst olmalıdır.
İnsanları kandırmamalı, iki yüzlü olmamalı, şeytanla yol arkadaşlığı yapmamalıdır.
Hele şu günlerde…
Manevi alemin mimarlarından Mevlana’nın “ Ya olduğun gibi görün. Ya da göründüğü gibi ol” sözünün bugünde yaşatılmasıdır.
Yakın bir dostumun anlattığı yaşanmış bir olay.
Sanırım her defasında attığı Nutuklarda, hak ve hukuktan bahseden,dindar görünüp her türlü çirkefliğin içinde olanlara ders niteliğindedir,bankacı bir kızın hikâyesi.
Yazmıştım, bir kez daha yazıyorum...
İcap ederse yine yazarım.
Çevresinde dindar olarak bilinen defalarca hacca gidip gelen yaşlı bir adam, parasını çekmek için Bankaya gidiyor.
Banka cüzdanını işlemlerini yapması için gişe memuru hanımefendiye veriyor. Kendisi de gişe önünde beklemeye başlıyor.
Bu arada gişe memura bayan sol eliyle çay içerken, sağ eliyle de hesap yapıyor. Sakallı yaşlı adam bayanın sol eliyle çay içtiğini görünce hemen yerinden kalkıyor ve yüksek sesle “Bak kızım sol elle çay içilmesi günahtır. Sen çayı sağ elinle iç” demiş.
Gişe memuru bayan gayet sakin bir şekilde cevap veriyor; “Ne yapayım amca sol elimle çay içerken, sağ elimle de senin paranın faizini hesaplıyorum”
Nasıl cevap, adeta ders niteliğinde…
İşte siyasette de durum farklı değil.
Burada siyaseti adil yapanlarla, kullananlar arasında ince bir çizgi vardır.
Son söz; çözüm ileride önümüze konulacak sandıktır…
Ama dünyada 3 sandık vardır diyor bir dostum…
Çeyiz sandıklarımız.
Adam sandıklarımız
Bir de söz verip de tutar sandıklarımız…
 

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar

www.gazeteabc.com