OLAY TV HABERCİLİĞE SOYUNDU KENDİSİ HABER OLDU
  • Reklam
  • Reklam
İbrahim ERDOĞAN

İbrahim ERDOĞAN

OLAY TV HABERCİLİĞE SOYUNDU KENDİSİ HABER OLDU

28 Aralık 2020 - 01:09

Hadi gelin önce başlığı biraz açalım. İnsana kahkaha attırmayıp, yüzünü buruşturarak, acımsı bir gülümsemeye yol açan; ne dram ne de komedi denilebilecek ciddi bir oyun türüdür ‘kara mizah.’

Tanımlamak için de genelde hep şu örnek verilir: “Kendini asmak için kemerini çıkaran adamın, pantolonunun düşmesidir, kara mizah.” Şimdi asıl konumuza dönelim.

Bir TV kuruluşu düşünün 1 Kasım 2020 tarihinde büyük umutlarla yayın yaşamına başlıyor, sadece 26 gün sonra 25 Aralık 2020 tarihinde de ekranlarını karartıyor.

Dikkat ederseniz, ‘kapatma’ değil, ‘karartma’ ifadesini özellikle kullandım. Çünkü, olayın özeti şu: OLAY TV’nin yayın lisansı hakkı devlet eski bakanlarından Cavit Çağlar’a ait. Trabzonlu İşinsanı Hüseyin Köksal ile bir ortaklık kuruluyor. Çağlar lisansını koyuyor, Köksal da yatırım için gerekli finansı sağlıyor.

Muhalif çizgide olacağı duyurulan yayınlar başlıyor başlamasına ama, aynı anda da iktidar odaklı duyulan rahatsızlıklar, malum baskıları da beraberinde getiriyor.

Medyanın yüzde 90 küsuruna nüfuz etmiş olmanın rahatlığını yaşayan muktedirlerin doğal olarak huzuru kaçıyor.

BASKI DEĞİL, TAVSİYE!

Devletin zirvesinden Çağlar’a, “Sana yeni bir kadro listesi verelim, yayın politikanı değiştir” tavsiyesi! geliyor.

OLAY TV’de son olarak HDP’nin Meclis Grup Toplantısı’nın canlı yayınlanması ise bardağı taşıran son damla oluyor. Cavit Çağlar ile finans patronu arasında anlaşmazlık doğuyor ve Çağlar, “Lisansımı da alır giderim!” restini çekiyor, nitekim öyle de yapınca, OLAY TV neredeyse henüz prematüre haldeyken ekranını 180 çalışanının alkışlı protestosu eşliğinde karartıyor. Şimdi soru şu: Çağlar ile ortağı arasında anlaşmazlığa sebep olan konu neydi?

Çağlar’ın, iktidarın yeni kadro tavsiyesini kabul etmesine karşılık, ortağının direnmesi miydi?

Bu çok güçlü olasılık, zira Çağlar’ın hayli dolu olan bagajı ve yapmayı düşündüğü mega yatırımları nedeniyle egemenlere meydan okuyabilmesi mümkün görünmüyor.

Nitekim OLAY TV’nin yeni bir kadro yapılanmasıyla hükümet yanlısı tarzda bir yayın politikasıyla ekranlarını yeniden aydınlatacağı konuşulmaya çoktan başlandı bile.

Hazır karartma olayıyla birlikte ülke genelinde, üstelik de ‘bedavaya’ müthiş bir PR’da (tanıtım) yapmışken, Çağlar’ın bu krizi fırsata çevireceği sizce de çok açık değil mi?

KİM KAZANDI, KİM KAYBETTİ?

Peki bu olayda kim kazandı, kim kaybetti mi dediniz?

Hesap çok basit.

Çağlar sadece lisansını koydu aynen geri aldı. lisansın maddi değeri 5 ise 10’a, hatta 20’ye katlandı. Bu kesin.

Çağlar’a güvenip hatırı sayılır finansı ortaya koyan Hüseyin Köksal ise bu işten çırak çıktı. Şimdi hırs yapıp aynı ekiple başka bir lisans temin ederek, yeni bir kanal adıyla yayın yapmayı düşündüğü iddiaları da geliyor. 

Muhtemeldir ki, ikinci bir yatırım nedeniyle kaybının büyüyeceği de aşikar. Yani olayın net kaybedeni kesin o.

Ancak gerçek olan şu ki;

Her zaman olduğu gibi olayın en büyük kaybedeni; geleceğe dair hayaller kurarak yepyeni idealleriyle birlikte yola çıkan OLAY TV çalışanları oldu.

Ama hepsinden önemlisi; 

Asıl kaybedenler, yıllardır basın özgürlüğü cenderesinde kıvrım kıvrım kıvranan Türkiye’deki basın emekçileriydi…

İKİ KARARTMA BİR FARK!..

Tam da bu noktada final sorumuz gelsin ve konuyu bağlayalım:

-OLAY TV ekranlarının daha önce 31 Ekim 2019 tarihinde Bursa’da karartılması ile 25 Aralık 2020’de İstanbul’da karartılması arasındaki fark nedir?

El cevap: Her biri yılların emekçisi 300 küsur meslektaşımızın işsiz kaldığı olayda ne Bursa’da ne Türkiye’de yaprak kımıldamadı(!) İstanbul’daki hadisede ise adeta kıyamet koptu, ağıtlar yakıldı, neredeyse sağır sultan bile duydu. 

Bu memlekette, İstanbul’a kar yağmadan kış da gelmezdi çünkü!.. Sözün özü; 

Bir daha altını çizelim ki, OLAY TV kapatılmadı, karartıldı. Lisans var oldukça, gün olur devran döner, yeni bir ekip getirilir, ekran bir şekilde yine aydınlanır. Olan yine gazetecilere olmuştur vesselam.

İşte tam da bu nedenle OLAY TV konusu, ne yazık ki Türkiye’deki basın özgürlüğü sorununun adeta ‘kara mizaha’ dönüşmüş biçimidir.

Çağlar, tıpkı kara mizah örneğindeki gibi bu ülkede muhalif basının başına neler gelebileceğini bilmesine rağmen ‘kemerini’ çıkartmış, hikayedeki gibi açıkta kalmıştır. Tam o anda ‘karartma’ olmasıyla da aslında ucuz atlatmıştır!..

OLAY’DAN ÖNCE VE SONRA…

Bu arada Anadolu’da neredeyse her gün bir medya kuruluşu kapısına kilit vuruyormuş;

İki bin küsur gazete sayısı neredeyse 500-600’lere düşmüş;

Onbinlerce işsiz basın emekçisi sürüm sürüm sürünüyormuş, halen daha çalışma şansına sahip olanlar ‘üç otuza’ talim ediyorlarmış kimin umurunda?

Hadi gelin, hem zamanında ‘sarı öküzü’ veren, hem de medya özgürlüğü için hep ama hep İstanbul’dan feryat etmeyi alışkanlık ederek ağlaşıp sızlayanlara seslenerek bitirelim:

Bu ülkede basın özgürlüğü sorunu OLAY’dan önce de vardı, toplumsal tepki ve onun yaratacağı ‘yönetimsel değişim’ gerçekleşmedikçe, OLAY’dan sonra da var olmaya ne yazık ki devam edecek…

 

 

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar

www.gazeteabc.com