Yaz geldi, güneş yüzünü daha cömertçe göstermeye başladı. Sahiller doldu, parklar şenlendi. Güneşin sıcaklığı bedenimizi ısıtırken, ruhumuza da iyi geliyor kuşkusuz. Ama bu “sarı dost” her zaman masum değil. Çünkü faydaları kadar, bilinçsiz maruziyetle birlikte getirdiği zararları da var. Bugün biraz güneşin hem iyi hem kötü taraflarına bakalım istedim…
İşe güzel haberle başlayalım. Evet, güneş vücudumuzun D vitamini üretmesi için en temel doğal kaynak. Sabah ya da akşam saatlerinde 15-20 dakikalık bir güneşlenme bile, kemik sağlığından bağışıklığa kadar birçok süreci olumlu etkiliyor. Hele ki kapalı mekanlarda çalışan biz şehir insanları için, bu ışık adeta bir ilaç gibi…
Ama ya fazlası? İşte burada işler değişiyor. Güneşe uzun süre korunmasız kalmak, sadece bir bronzluk meselesi değil. Cilt yaşlanması, güneş lekeleri, hatta cilt kanseri riskine kadar uzanan bir tehdit zinciriyle karşı karşıyayız. Özellikle yaz aylarında öğle saatleri (10:00–16:00 arası) adeta birer tehlike saati.
Bilim insanları da uyarıyor: UV ışınları sadece cilde değil, gözlere de zarar veriyor. Gözde katarakt riskini artırıyor, güneş yanıkları bağışıklığı baskılıyor.
Peki ne yapmalı?
Öncelikle mutlaka güneş koruyucu krem kullanılmalı. SPF 30 ve üzeri öneriliyor.
Geniş kenarlı bir şapka, UV filtreli gözlük ve açık renkli, bol giysiler yazın vazgeçilmezi olmalı.
Bol su içmek ve özellikle çocukları direkt güneş ışığından korumak şart.
Unutmayalım, güneş hayat kaynağımız. Ama her şey gibi onun da “dozunda” olanı makbul. Sağlıkla ışıldayan bir yaz için, bilinçli bir güneşlenme şart.
Gökyüzünün altın armağanına teşekkür ederken, doğaya saygı duymayı da unutmayalım…


























