Kentsel dönüşüm, bugün deprem kuşağındaki şehirlerimizin geleceğini belirleyen en kritik süreçlerden biri. Ancak sahada gördüğümüz gerçekler, bu sürecin çoğu zaman amacından saptığını ve bir "rant-sel dönüşüm" halini aldığını gösteriyor. Bir inşaat mühendisi gözüyle, kentsel dönüşüm adı altında yapılan ve geleceğimizi ipotek altına alan en büyük 5 hatayı masaya yatıralım:
1. Parsel Bazlı "Lego" Dönüşümü
Kentsel dönüşümü, sadece eski bir binayı yıkıp yerine aynısının daha yükseğini dikmek sanıyoruz. Oysa gerçek dönüşüm ada bazlı olmalıdır. Yan yana duran binaları ayrı ayrı dönüştürdüğünüzde; ne sokak genişliyor, ne otopark sorunu çözülüyor, ne de bir çocuk parkına yer açılıyor. Sonuç; sadece dikeyde büyümüş, kaotik bir beton yığını oluyor.
2. Altyapıyı "Eski" Bırakmak
Üst yapı pırıl pırıl, akıllı ev sistemli, mutfak tezgahı mermer... Peki ya yerin altı? 10 dairelik binayı yıkıp yerine 20 daire yaptığınızda, o sokağın kanalizasyon borusu, elektrik trafosu ve su hattı bu yükü kaldıramaz. Üstü modern, altı 1970’lerden kalma bir şehir sürdürülebilir değildir. Altyapı iyileştirilmeden yapılan her bina, geleceğin arıza kaynağıdır.
3. Sosyal Donatı Alanlarının İhmali
Şehir sadece binalardan ibaret değildir. Bir mahalleyi dönüştürürken oraya nefes alacak alanlar (parklar, yürüyüş yolları, sosyal tesisler) eklemiyorsanız, yaptığınız şey bir şehircilik hamlesi değil, sadece bir inşaat faaliyetidir. İnsanları dört duvar arasına hapsedip "sizi depremden koruduk" demek, yaşam kalitesini hiçe saymaktır.
4. Mühendislik Hizmetini "Maliyet" Olarak Görmek
En büyük hatalardan biri de en ucuz teklifi veren müteahhitle veya en az donatı kullanan projeyle ilerlemeye çalışmaktır. Unutulmamalıdır ki; kötü bir mimari gözü yorar ama yetersiz bir mühendislik hizmeti can alır. Zemin etüdünden statik hesaba kadar her aşamada "nasıl ucuza kaçarız" mantığı, dönüşümün asıl gayesi olan "güvenli yaşam" ilkesine ihanettir.
5. Sosyal ve Ekonomik Dokuyu Korumamak
Kentsel dönüşüm sadece fiziksel bir değişim değildir; bir mahalle kültürünü de yerinden edebilir. Mahallenin eski sakinlerini, artan aidatlar veya maliyetler nedeniyle oradan uzaklaşmak zorunda bırakmak, şehrin hafızasını silmektir. Dönüşüm, insanı merkeze almalı; sadece metrekareyi değil, komşuluk hukukunu ve sosyal dengeyi de gözetmelidir.
Sonuç Olarak: Kentsel dönüşüm bir gayrimenkul piyasası oyunu değil, bir güvenlik ve modernleşme projesidir. Eğer bugünden doğru planlamazsak, 30 yıl sonra bugün "yeni" dediğimiz binaların çarpıklığını ve yetersizliğini konuşuyor olacağız. Gelecek nesillere sadece "sağlam binalar" değil, "yaşanabilir şehirler" bırakmak zorundayız.



























