Son günlerde küresel piyasalarda belirgin bir rahatlama dikkat çekiyor. Petrol fiyatlarında düşüş, borsalarda yükseliş ve yatırımcı iştahındaki artış bu iyimser havayı destekliyor. Bu hareketliliğin arkasında ise ABD ile İran arasında gündeme gelen yeni mutabakat iddiaları bulunuyor.
Ancak burada kritik bir soru öne çıkıyor: Piyasalar gerçekten kalıcı bir barışı mı fiyatlıyor, yoksa yalnızca geçici bir iyimserliği mi?
Bugün İran–İsrail hattına ilişkin ortaya konan çerçeveye bakıldığında, ortada klasik anlamda bir barış anlaşmasından çok, tarafların zaman kazandığı ve koşullara bağlı ilerleyecek bir diplomatik süreç olduğu görülüyor. Hürmüz Boğazı’nın yeniden istikrarlı şekilde işleyişe açılması, yaptırımların aşamalı olarak gevşetilmesi ve İran’ın küresel ekonomiye yeniden entegrasyonu gibi başlıklar gündemde yer alıyor.
İlk bakışta bu gelişmeler dünya ekonomisi açısından olumlu bir tablo çiziyor. Çünkü modern ekonominin en kritik damarlarından biri petroldür. Küresel petrol ticaretinin yaklaşık beşte biri Hürmüz Boğazı’ndan geçiyor. Bu nedenle bölgedeki her gerilim yalnızca Orta Doğu’yu değil, Avrupa’dan Asya’ya kadar geniş bir coğrafyayı etkiliyor.
Nitekim son haftalarda yaşanan gerilim döneminde petrol fiyatlarının yükselmesi, enerji maliyetlerini yeniden küresel enflasyon tartışmalarının merkezine taşımıştı.
Bu noktada ABD’nin yeniden diplomatik zemine yönelmesinin arkasında ekonomik bir gerçeklik de bulunuyor. Özellikle yükselen petrol fiyatları Washington için yalnızca dış politika değil, iç politika açısından da bir baskı unsuru. Akaryakıt fiyatlarındaki artış enflasyonu yukarı çekerken, bu durum doğrudan seçmen memnuniyetine yansıyor. Yaklaşan seçim süreci düşünüldüğünde, enerji fiyatlarını kontrol altında tutma isteği belirleyici bir faktör olarak öne çıkıyor.
Bu açıdan bakıldığında ABD’nin önceliği, İran’ı tamamen saf dışı bırakmaktan ziyade enerji piyasalarında istikrarı yeniden sağlamak gibi görünüyor.
İran cephesinde ise durum farklı bir çerçeveye sahip. Uzun süredir devam eden yaptırımlar, sermaye çıkışları, enerji altyapısındaki yıpranma ve ekonomik daralma ülkeyi ciddi şekilde zorlamış durumda. Bu nedenle yaptırımların hafifletilmesi ve dış yatırımın yeniden başlaması Tahran açısından önemli bir ekonomik nefes alanı anlamına geliyor.
Buna rağmen tablo tamamen netleşmiş değil. En büyük belirsizliklerden biri İsrail’in tutumu.
Çünkü açıklanan çerçeve, İran’ın nükleer programı, balistik füze kapasitesi ve bölgesel vekil güçleri gibi İsrail’in temel güvenlik kaygılarına dair kesin ve bağlayıcı çözümler içermiyor. Bu başlıkların büyük bölümü hâlâ masada duruyor.
Bu durum, piyasaların yaşadığı rahatlamanın kalıcılığını belirleyecek temel unsurun imzalar değil, sahadaki gerçek davranışlar olacağını gösteriyor.
Ekonomi tarihi önemli bir gerçeği tekrar tekrar ortaya koyar: Piyasalar çoğu zaman geleceği fiyatlar, ancak beklentiler bazen gerçeklerden daha hızlı hareket eder.
Bugün de benzer bir tabloyla karşı karşıya olabiliriz. Petrol fiyatları ilk etapta gerileyebilir, Avrupa’nın enerji maliyetleri düşebilir, enerji ithalatçısı ülkeler kısa vadeli bir rahatlama yaşayabilir. Türkiye gibi ekonomilerde ise cari açık ve enflasyon üzerindeki baskı geçici olarak hafifleyebilir.
Ancak Hürmüz Boğazı’nda güvenliğin tam anlamıyla sağlanması, tanker trafiğinin normalleşmesi, sigorta maliyetlerinin düşmesi ve enerji arz zincirinin tamamen stabil hale gelmesi zaman alacaktır. Jeopolitik risk primi bir anda oluşmadığı gibi bir anda da ortadan kalkmaz.
Bu nedenle mevcut gelişmeleri “Ortadoğu sorunu çözüldü” şeklinde okumak gerçekçi değildir. Daha doğru ifade şudur:
Dünya ekonomisi kalıcı bir barışı değil, daha büyük bir çatışmanın şimdilik ertelenmiş olma ihtimalini fiyatlıyor.
Eğer süreç olumlu ilerlerse, küresel ekonomi önümüzdeki aylarda belirgin bir rahatlama yaşayabilir. Ancak taraflardan birinin geri adım atması ya da sahada yeni bir gerilimin ortaya çıkması durumunda, bugün oluşan iyimserlik hızla tersine dönebilir.
Ortadoğu’da anlaşmalar çoğu zaman imzalarla değil, sahadaki gelişmelerle test edilir. Bugün piyasa imzaları fiyatlıyor; yarın ise davranışları fiyatlayacak.

























