Kahvenin Ötesinde Bir Kolombiya Var
Hay una Colombia mucho más allá del café
Ömer Aydoğdu | GazeteABC.com | Bogota / Kolombiya
Amerika Birleşik Devletleri'nde düzenlenen Dünya Kupası'nın ardından dört arkadaş, dönüş yolculuğumuzdan önce rotamızı Güney Amerika'nın en merak edilen ülkelerinden biri olan Kolombiya'ya çevirdik. Milli takımımızı tribünden desteklemenin heyecanını yaşadıktan sonra Bogota'da geçirdiğimiz dört gün, yalnızca yeni bir ülke görmemizi sağlamadı; aynı zamanda yıllardır kulaktan dolma bilgilerle oluşturduğumuz birçok önyargının da yıkılmasına vesile oldu. Bazen bir ülkeyi gerçekten tanımak için televizyon ekranlarından izlemek ya da internette hakkında yazılanları okumak yetmez. O ülkenin sokaklarında yürümek, insanlarıyla sohbet etmek ve günlük yaşamına tanıklık etmek gerekir.
Aslında planımız farklıydı. Bogota'dan sonra Venezuela'ya geçecek ve Türkiye'ye dönüşümüzü oradan gerçekleştirecektik. Ancak dost ve kardeş ülke Venezuela'da yaşanan deprem felaketi nedeniyle programımızı değiştirmek zorunda kaldık. Bu büyük afet hepimizi derinden üzdü. Seyahat planları elbette değiştirilebilir, ancak kaybedilen canların ve yaşanan acıların telafisi yok. Bu vesileyle Venezuela halkına geçmiş olsun dileklerimizi bir kez daha iletiyor, yaralarının en kısa sürede sarılmasını temenni ediyorum.
Kolombiya denildiğinde birçok insanın zihninde hâlâ yıllar önce çekilmiş filmlerin oluşturduğu bir tablo canlanıyor. Uyuşturucu kartelleri, Pablo Escobar, iç savaşlar ve güvenlik sorunları... Elbette ülkenin geçmişinde bunların önemli bir yeri var. Ancak bugün gördüğümüz Kolombiya, geçmişte yaşadığı zorluklardan ders çıkararak geleceğe yürümeye çalışan bambaşka bir ülke. Yaklaşık iki asır önce bağımsızlığını kazanan ve bugün 53 milyondan fazla nüfusuyla Güney Amerika'nın önemli ülkelerinden biri olan Kolombiya, demokratik yapısını güçlendirmeye, ekonomisini büyütmeye ve dünyaya farklı bir yüzünü göstermeye çalışıyor.
Başkent Bogota'ya indiğiniz anda sizi ilk şaşırtan şey, şehrin deniz seviyesinden yaklaşık 2 bin 640 metre yüksekte kurulmuş olması. İlk saatlerde yüksek rakımın etkisini hissetseniz de kısa sürede bu tempoya alışıyorsunuz. Ardından ise modern caddeler, iş merkezleri, parklar ve hareketli şehir yaşamı dikkatinizi çekiyor. Açıkçası beklediğimizden çok daha düzenli, çok daha canlı ve çok daha gelişmiş bir şehirle karşılaştık. Elbette her büyük şehirde olduğu gibi dikkat edilmesi gereken bölgeler var, ancak yıllardır oluşturulan olumsuz algının bugünkü Bogota'yı anlatmakta yetersiz kaldığını rahatlıkla söyleyebilirim.
Şehrin sokaklarında dolaşırken bizi en çok etkileyen ise insanların samimiyeti oldu. Türk olduğumuzu söylediğimizde birçok kişi gülümseyerek sohbet etmek istedi. Türkiye'yi İstanbul, Kapadokya ve son yıllarda Latin Amerika'da büyük ilgi gören Türk dizileri sayesinde tanıyan insanlarla karşılaştık. Aramızdaki coğrafi mesafe ne kadar büyük olursa olsun, insanların sıcaklığı bu mesafeyi birkaç dakika içinde ortadan kaldırıyor.
Kolombiya'nın dünyaya açılan en güçlü markası ise hiç kuşkusuz kahve. Ancak burada kahve yalnızca ekonomik bir ürün değil, aynı zamanda ülkenin kültürünün ayrılmaz bir parçası. Sabahın erken saatlerinde küçük bir mahalle kafesinde içtiğiniz kahvenin çekirdeği belki birkaç gün önce hasat edilmiş oluyor. İşte bu yüzden aroması, kokusu ve tadı bambaşka. Kahve burada sadece bir içecek değil, Kolombiya'nın dünyaya açılan en güçlü kimliklerinden biri. Bunun yanında muz, avokado, kakao, şeker kamışı, çiçek üretimi ve tropikal meyveler de ülke ekonomisinin önemli gelir kaynakları arasında yer alıyor. Yer altı kaynakları, enerji sektörü ve son yıllarda artan teknoloji yatırımları da Kolombiya'nın ekonomik çeşitliliğini güçlendiriyor.
Bogota'da geçirdiğimiz süre boyunca sadece bir turist gibi gezmedim. Aynı zamanda bir iş insanı ve gazeteci gözüyle Türkiye ile Kolombiya arasında kurulabilecek ticari ve turistik köprüleri de araştırmaya çalıştım. Bana göre iki ülke arasındaki mevcut ilişkiler, gerçek potansiyelin henüz çok gerisinde. Türkiye'nin turizm, sağlık turizmi, inşaat, tekstil, mobilya ve gıda sektörlerindeki tecrübesi ile Kolombiya'nın tarım gücü, kahve üretimi, doğal kaynakları ve Latin Amerika pazarına açılan stratejik konumu birbirini tamamlayabilecek büyük fırsatlar sunuyor. Doğrudan uçuşların artması, karşılıklı yatırımın teşvik edilmesi ve turizm iş birliklerinin güçlenmesi halinde iki ülke arasındaki ilişkiler çok farklı bir noktaya taşınabilir.
Kolombiya'nın bir başka dikkat çekici yönü ise insanların hayata olan bağlılığı. Sokakta yürürken bir köşeden salsa müziği yükseliyor, birkaç adım sonra başka bir meydanda canlı performans izliyorsunuz. İnsanlar çalışıyor, üretiyor, eğleniyor ve bütün bunları büyük bir doğallık içinde yapıyor. Belki de uzun yıllar yaşadıkları zorluklar, bugün hayata daha sıkı sarılmalarını sağlamış.
Dört gün elbette bir ülkeyi tamamen tanımak için yeterli değil. Ancak ilk izlenimler bazen çok şey anlatır. Biz Bogota'dan ayrılırken valizimize sadece dünyaca ünlü Kolombiya kahvelerini koymadık. Yanımızda yeni dostluklar, yeni ticaret fikirleri ve en önemlisi de yıkılmış önyargılar getirdik.
Bugün geriye dönüp baktığımda şunu rahatlıkla söyleyebilirim; Kolombiya, geçmişiyle anılan değil, geleceğiyle konuşulması gereken bir ülke.
Bogota'da geçirdiğimiz süre boyunca sadece bir turist gibi gezmedim. Aynı zamanda bir iş insanı ve gazeteci gözüyle Türkiye ile Kolombiya arasında kurulabilecek ticari ve turistik köprüleri de araştırmaya çalıştım. Bana göre iki ülke arasındaki mevcut ilişkiler, sahip olunan potansiyelin henüz çok gerisinde. Türkiye'nin turizm, sağlık turizmi, inşaat, tekstil, mobilya ve gıda sektörlerindeki tecrübesi ile Kolombiya'nın tarım gücü, kahve üretimi, doğal kaynakları ve Latin Amerika pazarına açılan stratejik konumu birbirini tamamlayabilecek büyük fırsatlar sunuyor. Doğrudan uçuşların artması, karşılıklı yatırımın teşvik edilmesi ve turizm iş birliklerinin güçlenmesi halinde iki ülke arasındaki ilişkiler çok farklı bir noktaya taşınabilir.
Bu düşüncemizi Türkiye'ye dönüş yolculuğumuz da adeta doğruladı. İstanbul'a gerçekleştirdiğimiz Türk Hava Yolları uçuşunda en az 150 Kolombiyalı yolcunun tatil amacıyla Türkiye'ye geldiğini gözlemledik. Yolculuk sırasında tesadüfen Dünya Kupası'nda oynanan Kolombiya maçını da hep birlikte uçak ekranlarından büyük bir heyecanla izledik. Maçın heyecanı sayesinde birçok Kolombiyalı yolcuyla sohbet etme fırsatı bulduk. Neredeyse tamamı Türkiye'yi görmek için uzun bir yolculuğu göze aldıklarını anlattı. İstanbul, Ankara, Kapadokya, İzmir ve Pamukkale'yi kapsayan kültür turlarına katılmak üzere Türkiye'ye geldiklerini öğrenmek, açıkçası beni hem şaşırttı hem de gururlandırdı.
Bu manzara bana bir gerçeği bir kez daha gösterdi; Türkiye artık sadece Avrupa, Orta Doğu ve Körfez ülkelerinin değil, Latin Amerika'nın da dikkatini çeken önemli bir turizm destinasyonu haline geliyor. Aynı şekilde Kolombiya da Türk turistler için keşfedilmeyi bekleyen, doğal güzellikleri, kültürü ve misafirperver insanlarıyla önümüzdeki yıllarda çok daha fazla ilgi görecek bir ülke olma potansiyeline sahip. Turizm, iki ülke arasında kurulacak en güçlü dostluk köprülerinden biri olmaya aday görünüyor.
Kolombiya'da bizi en çok etkileyen konulardan biri de insanların sıcaklığı oldu. İnsanlar o kadar sıcak kanlı ve samimiydi ki, kendinizi asla yabancı bir ülkede gibi hissetmiyorsunuz. Türk olduğumuzu söylediğimizde birçok kişi gülümseyerek sohbet etmek istedi. Aramızdaki coğrafi mesafe binlerce kilometre olsa da, Kolombiya insanının misafirperverliği bu mesafeyi birkaç dakika içinde ortadan kaldırıyor.
Dünyanın farklı köşelerini gezdikçe bir gerçeği daha iyi anlıyorum; ülkeleri tanımak için haritalara bakmak ya da haber bültenlerini izlemek yetmiyor. Bir fincan kahveyi o ülkenin insanıyla paylaşmadan, sokaklarında yürüyüp yaşamın ritmini hissetmeden o coğrafyanın gerçek hikâyesini öğrenmek mümkün olmuyor. Bogota bana tam da bunu öğretti.
Español
Hay una Colombia mucho más allá del café
Ömer Aydoğdu | GazeteABC.com | Bogotá / Colombia
Después de la Copa Mundial de la FIFA celebrada en Estados Unidos, cuatro amigos decidimos dirigir nuestro viaje hacia Colombia, uno de los países más fascinantes de Sudamérica, antes de regresar a Turquía. Tras vivir la emoción de apoyar a nuestra selección nacional desde las gradas, los cuatro días que pasamos en Bogotá no solo nos permitieron conocer un nuevo país, sino que también derribaron muchos de los prejuicios que habíamos formado durante años a partir de comentarios y percepciones equivocadas. A veces, para conocer realmente un país, no basta con verlo en la televisión o leer sobre él en internet. Es necesario caminar por sus calles, conversar con su gente y experimentar de cerca su vida cotidiana.
En realidad, nuestro plan era diferente. Después de Bogotá viajaríamos a Venezuela y desde allí regresaríamos a Turquía. Sin embargo, debido al terremoto que afectó al país hermano y amigo de Venezuela, nos vimos obligados a modificar nuestro itinerario. Esta tragedia nos entristeció profundamente. Los planes de viaje pueden cambiar, pero el dolor causado por la pérdida de vidas humanas no tiene reparación. Aprovecho esta oportunidad para expresar una vez más mis más sinceros deseos de pronta recuperación al pueblo venezolano.
Cuando se menciona Colombia, muchas personas todavía recuerdan las imágenes que durante años mostraron las películas y los medios de comunicación: los carteles de la droga, Pablo Escobar, los conflictos armados y los problemas de seguridad. Sin duda, esa etapa forma parte de la historia del país. Sin embargo, la Colombia que vimos hoy es completamente diferente; un país que ha aprendido de su pasado y que avanza con determinación hacia el futuro. Con más de dos siglos de independencia y una población que supera los 53 millones de habitantes, Colombia continúa fortaleciendo su democracia, impulsando su economía y mostrando una nueva imagen al mundo.
Lo primero que llama la atención al llegar a Bogotá es que la ciudad se encuentra a aproximadamente 2.640 metros sobre el nivel del mar. Durante las primeras horas se siente el efecto de la altitud, pero el cuerpo se adapta rápidamente. Después aparecen las amplias avenidas, los modernos centros empresariales, los parques y una ciudad llena de vida. Sinceramente, encontramos una ciudad mucho más organizada, dinámica y desarrollada de lo que esperábamos. Como sucede en cualquier gran ciudad, existen zonas donde es recomendable tomar precauciones, pero puedo decir con tranquilidad que la imagen negativa construida durante años ya no representa la realidad de la Bogotá actual.
Lo que más nos impresionó fue la calidez de su gente. Al decir que éramos turcos, muchas personas se acercaban sonrientes para conversar con nosotros. Conocían Turquía gracias a Estambul, Capadocia y, especialmente, a las exitosas series turcas que han conquistado América Latina. La distancia geográfica desaparece cuando uno encuentra personas tan cercanas y hospitalarias.
Si hay un símbolo que representa a Colombia ante el mundo, ese es el café. Pero aquí el café no es solamente un producto económico; forma parte de la identidad nacional. En una pequeña cafetería de barrio puedes disfrutar de un café cuyos granos fueron cosechados apenas unos días antes. Esa es la razón de su extraordinario aroma y sabor. El café no es simplemente una bebida; es una de las mayores cartas de presentación de Colombia ante el mundo. Además, el banano, el aguacate, el cacao, la caña de azúcar, las flores y las frutas tropicales constituyen importantes fuentes de ingresos para la economía del país. Sus recursos naturales, el sector energético y las crecientes inversiones tecnológicas también fortalecen su desarrollo económico.
Durante nuestra estancia en Bogotá no recorrí la ciudad únicamente como turista. También observé el país desde la perspectiva de un empresario y periodista, investigando las oportunidades de cooperación comercial y turística entre Turquía y Colombia. En mi opinión, las relaciones actuales entre ambos países todavía están muy por debajo de su verdadero potencial. La experiencia de Turquía en turismo, turismo de salud, construcción, industria textil, mobiliario y tecnología alimentaria puede complementarse perfectamente con la fortaleza agrícola de Colombia, su producción de café, sus recursos naturales y su posición estratégica como puerta de entrada a América Latina. Si aumentan los vuelos directos, se incentivan las inversiones mutuas y se fortalecen los proyectos conjuntos en turismo, las relaciones entre ambos países podrían alcanzar un nivel completamente diferente.
Otro aspecto que llamó nuestra atención fue el entusiasmo con el que los colombianos viven la vida. Mientras caminas por las calles, escuchas salsa en una esquina y música en vivo en la siguiente plaza. La gente trabaja, produce, disfruta y lo hace con una naturalidad admirable. Quizás las dificultades que vivieron durante tantos años les enseñaron a valorar aún más la vida.
Cuatro días no bastan para conocer completamente un país. Sin embargo, las primeras impresiones muchas veces dicen más que largos discursos. Al salir de Bogotá no llevábamos únicamente el famoso café colombiano en nuestras maletas. También regresamos con nuevas amistades, nuevas ideas de negocio y, sobre todo, con muchos prejuicios completamente derrumbados.
Hoy puedo decir con total tranquilidad que Colombia ya no debe ser recordada únicamente por su pasado; merece ser reconocida por el futuro que está construyendo.
Durante nuestra estancia también investigué las posibilidades de fortalecer los lazos comerciales y turísticos entre Turquía y Colombia. Estoy convencido de que las relaciones actuales todavía no reflejan el enorme potencial que existe entre ambos países. Turquía posee una gran experiencia en turismo, turismo de salud, construcción, industria textil, mobiliario y alimentación, mientras que Colombia destaca por su agricultura, su café, sus recursos naturales y su privilegiada ubicación como puerta de entrada al mercado latinoamericano. Un aumento de los vuelos directos, una mayor promoción de las inversiones y una cooperación turística más intensa podrían llevar esta relación a un nivel completamente nuevo.
Esta idea quedó confirmada durante nuestro viaje de regreso a Turquía. En nuestro vuelo de Turkish Airlines hacia Estambul observamos que al menos 150 pasajeros colombianos viajaban con fines turísticos hacia Turquía. Durante el vuelo disfrutamos viendo el partido de la selección colombiana en la Copa del Mundo en las pantallas del avión y eso nos permitió conversar con muchos de ellos. Casi todos nos contaron que habían decidido hacer el largo viaje para descubrir Turquía. Nos explicaron que participarían en recorridos turísticos que incluían Estambul, Ankara, Capadocia, Esmirna (İzmir) y Pamukkale. Saber que habían elegido nuestro país como destino turístico nos llenó de orgullo.
Esta experiencia me confirmó una realidad: Turquía ya no despierta interés únicamente entre los viajeros de Europa, Oriente Medio o los países del Golfo; América Latina también comienza a descubrirla. Del mismo modo, Colombia posee todas las cualidades para convertirse en uno de los destinos preferidos de los turistas turcos gracias a su naturaleza, su cultura y, sobre todo, la hospitalidad de su gente. Estoy convencido de que el turismo será uno de los puentes de amistad más sólidos entre ambos países.
Uno de los aspectos que más nos impresionó de Colombia fue, sin duda, la calidez de sus habitantes. Son personas tan amables, cercanas y hospitalarias que en ningún momento uno se siente extranjero. Desde el primer instante nos hicieron sentir como en casa. A pesar de los miles de kilómetros que separan nuestros países, la hospitalidad del pueblo colombiano elimina cualquier distancia en cuestión de minutos.
Cada viaje me confirma una misma verdad: para conocer realmente un país no basta con mirar un mapa o seguir las noticias. Hay que compartir un café con su gente, recorrer sus calles y sentir el ritmo de su vida. Eso fue exactamente lo que Bogotá nos enseñó.


























