Zorunlu Bir Koltuk, Ağır Bir Sorumluluk
9 Nisan Perşembe günü Bursa Büyükşehir Belediyesi’nde önemli bir süreç yaşanacak. Tutuklanan Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey’in boşalan makamı için belediye meclisi kendi içinden bir başkan vekili seçecek. Bu süreç, sadece hukuki bir zorunluluğun yerine getirilmesi değil; aynı zamanda demokrasinin nasıl yorumlandığını ve nasıl yaşatıldığını gösterecek bir sınavdır.
Demokrasinin gereği şudur: Halk belediye başkanını nasıl sandıkta seçiyorsa, olağanüstü durumlarda da sistem kendi kuralları içinde işlemelidir. Anayasa ve ilgili mevzuat açıkça söylüyor; böyle bir durumda belediye meclisi kendi içinden bir başkan vekili seçer. Bursa Büyükşehir Belediye Meclisi’nde çoğunluk Cumhur İttifakı’ndadır. Dolayısıyla yapılacak seçimde oy çokluğu ile muhtemelen AK Partili bir meclis üyesinin başkan vekili olarak seçilmesi kuvvetle muhtemeldir. Bu da demokratik sistemin doğal sonucudur.
Ancak burada önemli bir denge vardır. Mustafa Bozbey, Bursa halkının oylarıyla seçilmiş bir belediye başkanıdır. Bu gerçeğe saygı duyulması gerektiği gibi, aynı halkın belediye meclisinde farklı bir siyasi çoğunluk oluşturduğuna da saygı duyulmalıdır. Demokrasi, sadece bir makamın değil, bütün sandık sonuçlarının birlikte anlam kazandığı bir sistemdir.
Bugün bazı kesimler, “Halk CHP’yi seçti, dolayısıyla başkan vekili de CHP’li olmalıdır” şeklinde bir yaklaşım sergiliyor. Oysa Bursa seçmeni aynı gün iki farklı tercihte bulunmuştur: Belediye başkanlığında bir isme, belediye meclisinde ise başka bir siyasi dengeye oy vermiştir. Bu tabloyu doğru okumak gerekir. Başkanlık makamına saygı duyulması gerektiği gibi, meclis üyelerine verilen oyların da bir anlamı ve karşılığı vardır.
Temennimiz şudur: Perşembe günü seçilecek olan yeni belediye başkan vekili, görevinin geçici ve zorunlu bir sorumluluk olduğunu unutmadan hareket etmelidir. Yönetimde elbette değişiklikler olacaktır. Üst düzey kadrolarda, genel sekreterlerde veya daire başkanlarında yeni tercihler yapılabilir. Bu siyasetin doğasında vardır. Ancak alt kademede görev yapan emekçilere saygı duyulmalı, bir işçi kıyımı yaşanmamalıdır. Kurumların hafızası, o kurumda alın teri döken insanlarla yaşar.
Öte yandan unutulmaması gereken bir başka husus daha vardır. Mustafa Bozbey hakkında yürüyen yargı süreci henüz sonuçlanmış değildir. Eğer mahkeme kendisini suçlu bulursa, elbette siyasi ve idari tablo farklı şekillenecektir. Ancak beraat etmesi halinde Bursa’da yeniden bir değişim yaşanması kaçınılmazdır. Bu nedenle bugün koltuğa oturacak kişinin, bu makamın kendisine kalıcı bir siyasi zafer olarak değil, geçici bir emanet olarak verildiğini bilmesi gerekir.
Geçmişte Türkiye’nin farklı şehirlerinde yaşanan örnekleri gördük. İsimler değişti, dönemler değişti ama tartışmalar hep aynı kaldı. Bizim temennimiz, Bursa’nın yeni bir kriz hikâyesiyle değil; adalet, liyakat ve sağduyu ile anılmasıdır.
Son sözüm şudur: Kaybedilmiş bir şehirde kazanmış gibi yönetmek zordur. Bu nedenle yeni seçilecek başkan vekiline düşen görev, sadece idare etmek değil; aynı zamanda güven vermektir. Adaletten, haktan ve insanca paylaşım anlayışından yana bir yönetim anlayışı sergilenirse, Bursa bu süreci olgunlukla atlatacaktır.
Allah, Perşembe günü seçilecek olan yeni Bursa Büyükşehir Belediye Başkan Vekili’nin yardımcısı olsun işi çok zor.


























