Venezuela ve Türkiye... Uzaklığın olduğu kadar samimiyetin de olduğu iki ülke. Aralarındaki diplomatik ilişkiler 1950’ye dayanıyor — Latin Amerika ile Karayipler bölgesinde Türkiye’nin en erken ilişki kurduğu ülkelerden biri1 . Coğrafi sınırlar, ticaret ve kültürle kısmen aşılabiliyor.
Son yıllarda dış ticaret hacmi açısından iki ülkenin arasındaki bağ zayıf değil; 2019’da yaklaşık 150 milyon dolar olan dış ticaret hacmi, 2022’de 1 milyar doları aşmıştı. 2024’te ise TürkiyeVenezuela arasındaki ticaret hacmi yaklaşık 665 milyon dolar seviyesinde gerçekleşti; bu rakam, ithalat ve ihracatta dengeli bir görünüme işaret ediyor. İhracatımız hububat, kimya, su ürünleri, mobilya gibi alanlarda; ithalatımız çelik, kimya, deri vb. alanlarda yoğunlaşıyor.
Ancak bu rakamlar, iki ülkenin elde edebileceği potansiyeli yansıtmıyor. Türkiye ve Venezuela liderleri yıllık 3 milyar dolar ticaret hacmi hedefine beraberce işaret etmiş durumda. Orta vadede 5 milyar dolara dek çıkarmak da hedefler arasında.
İşin yalnızca ekonomi tarafı değil, duygusal ve kültürel yönleri de var. Venezuela Devlet Başkanı Nicolás Maduro, sık sık Türkiye’nin tarihine, kültürüne olan hayranlığını dile getiriyor. Daha önce “Türk halkının, tarihinin güzelliklerini tanımak için” Türkiye’yi kitap fuarlarına davet etmiş; Türk yapımlarının kültürel değeri ve insani teması üzerinde durmuş.
Maduro’nun ifadeleri sadece nezaket sözcükleri değil; aynı zamanda ilişkileri derinleştirme ve “yumuşak güç” üzerinden ekonomik bağlantıların da önünü açma girişimleri. Türk kültür ürünleri, dizi-film, yayın, kitap gibi alanlarda artan iş birlikleri, karşılıklı beğeni ve tanıtım faaliyetleri bu kültürel sevginin görsel yansıması.
Bu minvalde Türkiye ve Venezuela’nın ortak oyun alanı olabileceğini düşündüğüm bazı sektörler şu şekilde:
• Tarım ve Gıda: Türkiye’nin hububat, un, su ürünleri gibi tarım odaklı ihracat kalemleri Venezuela pazarı için fırsat. Özellikle gıda güvenliği ve ithalat bağımlılığı yaşayan Venezuela, Türkiye’den tarım teknikleri, tohum çeşitliliği ithalini artırabilir.
• İnşaat / Müteahhitlik: Venezuela’da yeniden yapılanma, konut ve altyapı projeleri önümüzdeki yıllarda büyük önem kazanacak. Türk müteahhitler bu alanda teknik becerileri ve deneyimleriyle yer alabilir.
• Kültür & Turizm: Türk dizilerinin Latin Amerika’da çektiği dikkat; ortak kültür projeleri, fuarlar, kitap değişimi, film festivalleri, geleneksel ürünlerin ihracatı bu alanda derinleşebilir. Maduro’nun ziyaretleri, fuarlara Türkiye’yi onur konuğu seçmeleri bu köprünün parçası.
• Yatırım ve Finans: Serbest ticaret anlaşması, çifte vergilendirmenin önlenmesi ve yatırımların karşılıklı teşviki anlaşmaları masada. Yatırımcı güveni sağlanırsa, Venezuela’da otel, konut, madencilik gibi sektörlerde Türk sermayesi için cazip projeler var.
Gelgelelim bazı gerçeklere: Venezuela’nın uzun süredir ABD başta olmak üzere bazı ülke ve kurumlarla yaşadığı yap`rım baskıları ekonomik ilişkileri sınırlarken, finansal sistemdeki belirsizlikler, döviz rejimi ve ya`rım güvenliği gibi riskler de ya`rımcı kararlarını doğrudan etkiliyor. Ancak yine de Türkiye-Venezuela arasında ekonomik bağ kurulabilecek alanların varlığı dikkat çekiyor; bcaret hacmi hâlâ görece düşük olsa da ivme kazanıyor. Kültürel yakınlık ve liderlerin karşılıklı mesajları yalnızca samimiyet göstergesi değil, aynı zamanda ekonomik ilişkilerin zeminini yumuşatan unsurlar olarak öne çıkıyor.
Eğer iki ülke ortak vizyonla hareket eder ve tarım, inşaat, kültür gibi ya`rım alanlarında kurumsal anlaşmaları hayata geçirirse, yıllık dış bcaret hacminin 3 milyar dolarlık hedefe ulaşması mümkün görünüyor. Haga bu iş birliği, her iki ülkenin yurgaşlarına yeni isbhdam olanakları, gelir ar`şı ve kültürel zenginleşme kapıları bile açabilir.
Peki yeni dünya düzeni çok kutuplu bir sisteme evrilirken Venezuela ve Türkiye aynı kutupta kalabilecek mi? Bu sorunun cevabını hep beraber bekleyip göreceğiz…



























