CHP'de Yol Ayrımı mı, Geçici Bir Fırtına mı?
Atatürk'ün kurduğu Cumhuriyet Halk Partisi, tarihinin en zorlu dönemlerinden birini yaşıyor. Partide başlayan ayrılıklar artık bireysel istifaların ötesine geçmiş durumda. Kitleler halinde yaşanan kopuşlar ve örgütlerdeki çözülme, CHP açısından ciddi bir siyasi yıkıma işaret ediyor.
Kemal Kılıçdaroğlu'nun mahkeme kararıyla yeniden genel başkanlık görevine gelmesinin ardından başlayan süreçte parti içindeki krizlerin önüne geçilemedi. Aksine, yaşanan gelişmeler ayrışmayı daha da hızlandırdı. Son olarak kurultayın yapıldığı ve kiralık olduğu iddia edilen salondaki katılımcılarla ilgili tartışmalar da kamuoyunda yeni bir kriz başlığı haline geldi.
Bugün gelinen noktada birçok CHP örgütü toplu şekilde partiden ayrılarak Özgür Özel'in kurduğu Yeni Parti saflarına katılıyor. Bursa'da da ilçe örgütlerinin toplu olarak ilçe binalarını terk edip Yeni Parti'ye geçmesi, yaşanan siyasi kırılmanın en dikkat çekici örneklerinden biri oldu.
Ancak benim kişisel öngörüm farklı.
Yakındaki ilk genel seçimde Kemal Kılıçdaroğlu'nun aday olmayacağını düşünüyorum. Hatta yapılacak ilk kurultayda yeniden genel başkanlığa aday olmasının da düşük bir ihtimal olduğunu değerlendiriyorum.
Bunun yanında, Özgür Özel'in kurduğu Yeni Parti'nin siyasi ömrünün uzun olmayacağı kanaatindeyim. Çünkü CHP seçmeni için "altı ok" yalnızca bir parti amblemi değildir; aynı zamanda köklü bir siyasi kimliği ve aidiyeti temsil eder. Yeni Parti'nin oluşturacağı ilk heyecan zamanla azalacak ve CHP'den ayrılan önemli bir bölümün yeniden baba ocağı olarak gördükleri CHP'ye döneceğini düşünüyorum.
Bu nedenle CHP'nin bugün yaşadığı dağınıklığın kalıcı olmayacağını, yeni bir lider kadrosuyla yeniden toparlanacağını ve eski günlerine doğru yelken açacağını öngörüyorum.
Özgür Özel'in genel başkanlığı döneminde CHP'nin yerel seçimlerde tarihi bir başarı elde ettiği inkâr edilemez. Ancak bugün gelinen noktada yaşanan ayrışmanın kalıcı sonuçlar doğuracağını düşünmüyorum. Siyasette seçmenin hafızası kadar aidiyet duygusu da güçlüdür.
Kemal Kılıçdaroğlu ise bana göre siyasi tarihte farklı bir şekilde anılacaktır. Eğer yapılacak ilk genel seçim de kaybedilirse, CHP'nin başında toplam 14 seçim kaybetmiş ve partiyi tarihinin en büyük dağılma sürecine sürükleyen genel başkan olarak siyasi tarihte yerini alacaktır.
CHP'nin görevden alınan Bursa İl Başkanı Nihat Yeşiltaş'ın da Yıldırım'daki örgüt yürüyüşünde yer alması, yaşanan sürecin yalnızca parti tabanıyla sınırlı olmadığını gösteriyor.
Gelelim Belediye Meclis Çoğunluklarına
Ancak asıl merak edilen konu belediye başkanlarının ve belediye meclis üyelerinin nasıl bir tavır alacağıdır. Çünkü siyasette dengeleri belirleyen yalnızca belediye başkanları değildir. Belediye meclislerinde yaşanabilecek ayrılıklar, bazı belediyelerin yönetim aritmetiğini tamamen değiştirebilir.
Özellikle Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey'in tutuklanmasının ardından Bursa Büyükşehir Beşlediyesi Ak Parti'ye geçti. Durum şu ki, Balıkesir, Denizli, Afyonkarahisar, Kütahya, Uşak, Kırşehir ve Adıyaman gibi meclis çoğunluklarının daha hassas olduğu belediyelerde yaşanabilecek her istifa veya Yeni Parti'ye geçiş , siyasi tabloyu yeniden şekillendirebilir. Çok az sayıda belediye meclis üyesinin farklı bir tercih yapması halinde bazı belediyelerde çoğunluk CHP'den AK Parti'ye geçebilir.
Bu nedenle önümüzdeki günlerde gözler yalnızca parti örgütlerinde değil, belediye meclislerinde yaşanacak gelişmelerde de olacak. Siyasi tablonun nasıl şekilleneceğini ise belediye meclis üyelerinin vereceği kararlar belirleyecek.
Bunlar elbette benim kişisel siyasi değerlendirmelerim ve öngörülerimdir. Siyaset, her an yeni dengelerin kurulabildiği dinamik bir alandır.
Son sözü her zaman olduğu gibi millet söyleyecek, tarihin hükmünü ise zaman verecektir.






















