Bilmiyorum kaçıncı Gazze yazısıdır bu…
Belki onlarcası, belki yüzlercesi yazıldı. Ama bu yazı, vicdanını Batı'nın parıltılı sokaklarında kaybedenlere; insan hakları masallarını yalnızca çocuklarına anlatanlara…
Özellikle de Müslümanları sistemli biçimde terörist olarak gösteren, kendilerini üstün ırk sanan ve her fırsatta insan hakları posterleri paylaşanlara özenen gençlerimize...
Sözüm size, Türk çocukları…
Evet, bugün Türkiye’nin ekonomik şartları ağır olabilir. Evet, hayat pahalı. İş bulmak zor, gelecek kaygısı hepimizin zihninde bir yerlerde ağır bir taş gibi duruyor. Ama bütün bu gerçekler, bir başka gerçeğin üzerini örtemez:
Türk milleti, dünyada insan haklarına en çok değer veren, vicdanı en yüksek toplumdur.
Siz Avrupa’da yere çöp atmayanlara hayranlıkla bakarken, o çöpü yere değil, bizim üzerimize attıklarını göremiyorsunuz. Siz "medeniyet" diye methiyeler düzdüğünüz o toplumların, saat beşte çay içerken Gazze’deki çocukların ölüsüne sessiz kalışlarını görmüyorsunuz. Sadece kaldırım temizliğine değil, vicdan temizliğine de baksanız, gözünüzdeki sis belki dağılırdı.
Evet, biz bu coğrafyada zorluklarla yaşıyoruz. Ama bu topraklar, sadece toprak değil. Bizi doğuran annelerimizin, onların annelerinin, dedelerimizin büyüdüğü; acısıyla, sevinciyle yoğrulmuş bir medeniyetin yurdudur.
Bugün siyasete kızıp bu toprakları terk etmek isteyenlere soruyorum:
Gerçekten Avrupa’ya gitmek mi istiyorsunuz?
Gazze'ye ölüm kusanlara karşı tek bir cümle kuramayan, insanlık tarihine kara bir leke gibi düşen suskunluklarını görmezden mi geleceksiniz?
Bu fotoğraf Avrupanın eseridir!
Unutmayın:
Almanlar Yahudileri fırınlarda yakarken, biz Osmanlı olarak Yahudilere kucak açtık.
Suriye’de Ruslar bombalarken, bazı Arap devletleri sırtını dönerken, biz kapılarımızı açtık.
Ukrayna’dan binlerce aile savaştan kaçarken, yine biz yurdumuzu açtık.
Bu millet; dinine, diline, rengine bakmadan sığınak olmuş, kalkan olmuş bir millettir.
Almanya'daki Yahudiler ölümle yüzyüze iken!
Türkiye Ukrayna'lı Çocuklara Yuva Oldu
Şimdi karar sizin:
İnsan haklarını sadece diline dolayan Avrupa mı medeni?
Yoksa tüm zorluklara rağmen vicdanını ve merhametini kaybetmeyen Türkiye mi?
Gençler, sizler bu milletin evlatlarısınız.
Siyasetle ters düşebilirsiniz, yöneticilerle fikir ayrılığına düşebilirsiniz. Ama kendi yurdunu terk etmek çözüm değildir.
Bu toprakları, Mustafa Kemal Atatürk’ün gösterdiği “muasır medeniyetler seviyesinin üzerine çıkarma” idealinden vazgeçmeden daha fazla çalışarak güzelleştirmeliyiz.
Ve hani kadın hakları diyoruz ya sürekli…
Bir zahmet araştırın: Dünyada kadına ilk seçme ve seçilme hakkını hangi devlet verdi?
Kadın ne zaman insani değerlere kavuştu, bunu sorun kendinize.
Batı’nın "modernlik" dediği şeyin içi ne kadar dolu, ne kadarı gösteriş, anlayın artık.
Biz bu topraklarda kadına sadece hak değil, değer verdik.
Savaşta cepheye mermi taşıyan, barışta toplumun önüne geçen kadına “annelik” kadar “liderlik” de layık gördük.
Şimdi tekrar soruyorum:
Avrupa mı medeni?
Yoksa tarih boyunca insanı merkeze alan, vicdanıyla karar veren, merhametiyle örnek olan Türkiye mi?