Demokrasi, Sağduyu ve Türkiye’nin Geleceği
Türkiye, tarih boyunca siyasi krizlere, sert rekabetlere ve demokrasi sınavlarına sahne olmuş bir ülke. Ancak son yıllarda yaşanan gelişmeler, demokrasi kültürümüzün ve sağduyunun sınandığı bir dönemi işaret ediyor. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanması, yalnızca bir siyasi figürün yargı süreci değil, aynı zamanda Türkiye’de demokrasi, hukukun üstünlüğü ve seçim sürecine duyulan güven açısından büyük bir kırılma anı olarak değerlendirilmeli.
İmamoğlu, 2019 yerel seçimlerinde büyük bir halk desteğiyle İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı seçildiğinde, bu yalnızca İstanbul için değil, Türkiye siyasetinin geleceği için de önemli bir dönüm noktasıydı. Sandıktan çıkan irade, değişim talebinin güçlü bir ifadesiydi. Fakat sonraki süreçte yaşanan gelişmeler, demokratik değerlere ne denli sahip çıkıldığını ve seçimle gelen bir yöneticinin ne ölçüde özgür hareket edebileceğini sorgulamamıza neden oldu.
"Ayrıca CHP Genelbaşkanı Özgür Özel'in seçildikten sonraki ilk konuşmasında Selahattin Demirtaş'a selam çakması da akıllarda soru işareti bırakmıştı.
Sonrasında Siyasi milli mücadele dönemi başlamış ve ülkede barış için MHP liderinin kıvılcımı ile yeni bir süreç başlamış, ardından da imralıdaki katil tereorist elebaşı ile görüşmeler yapılmıştı. Terörün bitmesi için herkes suspus oldu. Sineye çekti şehit anaları her şeyi"
Ekrem İmamoğlu sürecine dönecek olursak!
Bir siyasi liderin hukuki süreçlerle engellenmeye çalışılması, yalnızca bireysel bir dava değil, tüm ülkenin demokrasi ve hukuk devleti anlayışına yöneltilmiş bir tehdittir. Türkiye, demokrasisini defalarca sınamış ve bu sınavlardan, halkın iradesine sahip çıkarak geçmiş bir ülke. Ancak bugün gelinen noktada, hukukun siyasallaştığına dair artan endişeler, kamu vicdanını rahatsız etmekte. Bir kişinin siyasi geleceğini mahkeme kararlarıyla şekillendirmek, sadece o ismi değil, demokrasinin temelini de sarsar.
Önümüzdeki cumhurbaşkanlığı seçimleri, Türkiye için bir dönüm noktası olacak. Siyasi rekabetin eşit şartlarda, hukukun gözetiminde ve halkın iradesine tam anlamıyla saygı duyularak gerçekleşmesi, geleceğimiz açısından kritik öneme sahip. Seçimler, yalnızca adayların yarıştığı bir süreç değil, halkın iradesinin test edildiği bir demokrasi göstergesidir. Eğer bu süreçler adalet ilkesinden saparsa, toplumun güveni sarsılır ve demokrasi, sadece kağıt üzerinde bir kavram olmaktan öteye geçemez.
Bugün Türkiye’nin ihtiyacı olan şey, siyasi çıkarları hukukun önüne koymak değil, tam aksine hukuku siyasetten bağımsız bir şekilde işletebilmektir. Sağduyu, demokrasinin temel taşlarından biridir ve toplumun farklı kesimlerinin bir arada yaşayabilmesini mümkün kılar. Birlikte yaşama kültürünün korunabilmesi, yalnızca iktidar sahiplerinin değil, tüm vatandaşların demokrasiye sahip çıkmasıyla mümkündür.
Protestolar ve sokak eylemleri!
Son günlerde İstanbul başta olmak üzere birçok şehirde halkın protesto gösterilerine çıktığını görüyoruz. Türkiye, demokratik hakkını kullanan vatandaşlarının taleplerini dinlemek, onlara karşı şeffaf ve kapsayıcı bir yaklaşım sergilemek zorundadır. Ancak sağduyuyu elden bırakmamak, barışçıl gösteri hakkının korunması ve provokasyonlardan kaçınılması büyük önem taşımaktadır. Sokakların sesini duymak, demokrasinin bir gereği olduğu kadar, toplumsal barışın devamı için de kritik bir adımdır. Şiddet içermeyen, ortak bir geleceğe dair taleplerin dile getirildiği protestolar, demokrasinin sağlıklı işleyişinin bir parçasıdır ve yönetimler tarafından tehdit olarak değil, toplumsal duyarlılığın bir yansıması olarak değerlendirilmelidir.
Şişli de yürüyüşü izledim.
Bir medya mensubu olarak Şişli de üniversite öğrencilerinin yürüyüşünü izledim.
Eskiden sokaklarda yürüyüşler olduğunda polkisle çatışmalar ekranlardan düşmezdi.
Şişli de polismerkezinin önünden yürüyen gençler Polis'e el sallayarak devam etti. Polis değil müdahale etmek aksine yollarını açtı ve araç trafiğini durdurarak gençlerin rahat yürümelerine olanak verdi.
Yürüyüşte dikkatimi çeken bir konu da üniversite gençlerinin hakaret eden değil espirili eleştiren dövizleri oldu.
Örneklerini fotoğraf olarak paylaşıyorum.
.jpeg)
.jpeg)
.jpeg)
Millet bunun da üstesinden gelir!
Türkiye, tarih boyunca büyük değişimlere sahne olmuş, zor zamanları aşmayı başarmış bir ülke. Bunun en önemli örneğini, yakın tarihte halkın Fetö (Fetullah Gülen cemaati ) terör örgütüne attığı tokat ile gördük.
Ancak unutulmamalıdır ki, demokrasinin gerçek gücü, halkın özgürce seçim yapabilmesinde ve hukuk karşısında herkesin eşit olmasında yatar.
Seçilene saygı demokrasinin temelinde yatar. Bugün atılacak adımlar, yarının demokrasisini belirleyecek. Bu süreçte sağduyuyu, diyalogu ve adaleti rehber edinmek, hepimizin ortak sorumluluğudur. Demokratik eylem yapmak haktır, ancak polis veya devlet ila karşı karşıya gelmek suçtur. Devlet ise asla vatandaşına orantısız güç kullanmamalıdır. Eğer hedef demokrasi, hak, özgürlük ve istikbal ise, devlet milletine kulak vermeli ve adaleti tesis etmelidir. Unutmayalım 85 milyon biriz, birlikteyiz... #yaşasındemokrasi




























