Kayyumda Eksen Kayması mı?
Türkiye de siyaseti uzun yıllar boyunca “terörle mücadele” ekseninde şekillendi. Özellikle 2015 sonrası çözüm sürecinin bitmesiyle birlikte, teröristler ile ilişkili olduğu iddia edilen parti mensuplarının yönettiği belediyelere kayyum atamaları gündemimize girdi. O dönem bu uygulama, kamuoyunda “devletin güvenlik refleksi” olarak tanımlanıyor, atamaların neredeyse tamamı teröristleri ve terörü destekleyen HDP ve türev partilerin belediyelerinde gerçekleşiyordu.
Bugün geldiğimiz noktada ise manzara farklı bir hal alıyor. Artık kayyum atamaları sadece “terör bağlantısı” üzerinden değil, farklı suçlamalarla ülkenin ana muhalefet partisi CHP’nin belediyelerine de yönelmiş durumda. Bu yeni tablo, siyasi gözlemcilerin dikkatini çeken bir “eksen kaymasına” işaret ediyor.
Kayyumun Gölgesinde Siyaset
Türkiye siyaseti öyle bir noktaya geldi ki, adalet terazisi artık kimseye güven vermiyor. Gündemin en sıcak başlığı Ankara Büyükşehir Belediyesi’ndeki tutuklamalar. Savcılar jet hızıyla dosya hazırlıyor, gözaltılar ardı ardına geliyor. Peki yıllardır hakkında sayısız dosya, ihbar ve şikâyet biriken eski başkan Melih Gökçek için tek bir savcı harekete geçti mi? Hayır. İşte bu çifte standart, demokrasinin sırtında kambur gibi duruyor.
İş CHP’li belediyelere gelince, hukuk aşkıyla yanan, adalet sevdalısı kesilen savcılar adeta birbiriyle yarışıyor. İstanbul, İzmir, Ankara… CHP’nin yönettiği hangi büyükşehir var ise operasyon gündemden düşmüyor. Soru şu: Bu gerçekten hukuk mu, yoksa siyasetin gölgesinde adalet mi?
Bursa’da da kulisler kaynıyor. Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey’e operasyon yapılır mı sorusu sokaklarda, kahvehanelerde, esnaf sohbetlerinde dillere pelesenk olmuş durumda. Hatta daha da ileri gidilip, Bozbey’in Ak Parti’ye geçebileceği dedikoduları dolaşıyor. Öyle ki CHP'li siyasetçilerden bile bu yorumları duyduğum anlar oldu. Şayet bu söylentiler böylesine yayılmışsa, Bozbey’in çıkıp kamuoyuna net bir açıklama yapması artık şart olmuştur. Sessizlik, bazen en ağır cevap olur; fakat bu tür konularda sessizliğin de maliyeti ağırdır.
Diğer tarafta ise CHP’nin İstanbul İl Kongresi… Gürsel Tekin’in kongre de yeni başkan seçilecek olmasına rağmen “Ben koltuğu bırakmam” çıkışı, partinin içinde de ayrı bir kriz havası estiriyor. CHP, içeride kongre kavgalarıyla uğraşırken dışarıda belediyelerine operasyon üstüne operasyon geliyor. Bir yanda kayyum tartışmaları, diğer yanda parti içi koltuk savaşları…
Sonuç? Türkiye’de siyasetin önümüzdeki döneminde iki kelime belirleyici olacak gibi görünüyor: Kayyum ve irade. İl seçim kurulu ve adalet mekanizması bakalım bu sefer halkın iradesinden yana mı tavır alacak, yoksa yine kayyumun gölgesine mi sığınacak? Bunu hep birlikte göreceğiz.




























