26 Günlük Latin Amerika Maceram: Venezuela’dan Kosta Rika’ya
Latin Amerika benim için her zaman merak konusu olmuştu. Bu yıl tam 26 gün süren bir yolculukla Venezuela, Küba, Dominik Cumhuriyeti, Panama ve Kosta Rika’yı adım adım keşfetme fırsatım oldu. Yolculuğum sadece turizm destinasyonlarını görmekle sınırlı kalmadı; aynı zamanda Türk iş insanları için yeni fırsatlar ve iş birlikleri kurma şansı da sundu.
İlk durağım Venezuela oldu.
Ülkenin turizmini yeniden canlandırmak amacıyla Turizm Bakanı Leticia Gómez’ün davetiyle Karakas’a gittim.

Yüzlerce turizm profesyonelinin katıldığı etkinlikte Bakan Gómez, bize hem organizasyonu hem de ülkenin turizm vizyonunu bizzat tanıttı.
.jpeg)
Venezuela’nın doğal güzelliklerini deneyimlemek ise başlı başına bir macera oldu. Canaima Ulusal Parkı, Angel Şelalesi ve tropikal ormanlarıyla adeta büyüleyiciydi. Ama en unutulmaz anım, Bakan Gómez’ün helikopteriyle ulaşılması neredeyse imkânsız zirvelere çıkmamız oldu.
Bulutların üstünden parkı izlemek, şelalelerin göğe yükselişini kuşbakışı görmek… kelimeler yetersiz kalıyor. Ayrıca bölgede yaptığımız yürüyüşlerde yerel halkla tanıştım, kültürlerini, el sanatlarını ve geleneksel yemeklerini deneyimledim. Bu deneyim, Venezuela’nın turizmdeki potansiyelini gözler önüne serdi ve Türkiye’den grupların ilgisini çekecek birçok fırsat sundu.
Venezuela’dan sonra rotam Küba’ya uzandı. İş insanları Barış Terzi ve Erol İnan ile Havana sokaklarında tarihle iç içe yürüdük, devrim müzelerini gezdik ve salsa ritimlerinin coşkusunu yaşadık. Ama asıl büyü Varedero’daydı. Karayiplerin en ünlü sahilinde denizin ve güneşin tadını çıkardım, yunuslarla yüzme deneyimi yaşadım ve tropikal doğada safari turuna katıldım. Palmiye ormanları, egzotik kuşlar ve vahşi yaşam, Küba’nın hem kültür hem de doğa açısından ne kadar özel bir destinasyon olduğunu gösterdi.
Sonraki durağım Dominik Cumhuriyeti’ydi.
Beyaz kumlu plajları ve turkuaz deniziyle adeta bir tatil cenneti. Burada ayrıca Azerbaycanlı turizm profesyonelleri ile bir araya geldik. Görüşmelerimiz sonucunda Avrupa Turizm ve Festival Turizm iş birliğiyle Türkiye ve Azerbaycan’dan Karayiplere tur grupları düzenleme kararı aldık. Bu anlaşma hem bölge turizmi hem de iki ülke iş birlikleri için oldukça önemliydi.
Panama ise yolculuğumda stratejik bir durak oldu. Panama Kanalı’nı ilk kez gözlerimle görmek inanılmazdı. Atlantik ve Pasifik’i birbirine bağlayan bu mühendislik harikası, yalnızca ticaretin değil, turizmin de sembolüydü. Kanalda dev gemilerin geçişini izlemek ve modern Panama City’nin gökdelenlerini görmek, şehrin Latin Amerika’daki önemini bir kez daha hissettirdi.
Yolculuğumun son durağı Kosta Rika’ydı.
İş insanı Mahmut Çopur ile birlikte tarım ürünleri fuarına katıldım.
Kahve, kakao, muz ve ananas gibi bölgenin değerli ürünlerini yakından görme fırsatı buldum. Bu süreçte en büyük desteği, Türkiye’nin Kosta Rika Büyükelçisi Sayın Naciye Gökçen Kara verdi. .jpeg)
Büyükelçimizin rehberliği ve Türk iş insanlarına sağladığı destek, Latin Amerika pazarına daha güçlü bir giriş yapmamı sağladı.
Bu 26 günlük Latin Amerika yolculuğu, bana bir kez daha gösterdi ki turizm yalnızca tatil değil; aynı zamanda ekonomik diplomasi, kültürel etkileşim ve iş dünyası için büyük fırsatlar demek. Venezuela’nın helikopterle keşfettiğim zirveleri, Küba’nın Varedero’su, Dominik’in plajları, Panama’nın kanalı ve Kosta Rika’nın ekoturizmi, Türk turizmi için yepyeni ufuklar açıyor.
Latin Amerika artık benim için uzak bir kıta değil; dostlukların, iş birliklerinin ve keşiflerin adresi.
.jpeg)

.jpeg)
.jpeg)




























