Olmadı Mustafa Işık
Kameraya Konuşurken Alevler Arasında Kalan Gerçek
Bursa yanıyor hâlâ.
Gürsu, Kestel, Orhangazi…
Ormanlar, zeytinlikler, bahçeler ve umutlar alev alev. İtfaiyecilerle birlikte gönüllüler de gece gündüz çalışıyor. Yer yer kontrol altına alınan alanlarda rüzgârın yönüyle birlikte tekrar yükselen alevler, herkesin yüreğini dağlıyor. Yangının çıkış nedenleri hâlâ net değil; sabotaj mı, ihmal mi, doğa mı? Sorular cevap bekliyor. ( Bir Kişi Gözaltında)
Bu sırada sosyal medyaya düşen bir görüntü Bursa kamuoyunun dikkatini başka bir yöne çekti. Gürsu Belediye Başkanı Mustafa Işık’ın yangın bölgesinde yaptığı basın açıklaması, içerikten çok biçimiyle konuşulur oldu.
Beyaz gömlek. Kollar özenle katlanmış. Yaka mikrofonu takılmış. Kamera açısı ayarlanmış.
Cümleler düzgün, hatta biraz fazla düzgün.
Bir televizyon programına çıkıyor gibiydi.
Yangın yerinden yapılan açıklamada bir yangının ortasında olduğumuz değil, bir siyasi hesaplaşmanın eşiğinde olduğumuz hissine kapıldı izleyenler.
Kriz anı değil de, bir danışman provasından geçmiş gibi duran sözler, Bursa halkının gözünde doğal ve samimi olan bir yöneticiyi uzak ve kurgusal bir imaja sürükledi.
Oysa biz Mustafa Işık’ı öyle tanımamıştık.
Gürsu’nun sokaklarında yürüyen, halkla selamlaşan, çantasından dosyası eksik olmayan, dert dinleyen, çözüm arayan bir isim Mustafa Işık. Günü saati olmadan çalışan, fazla konuşmayan ama işini yapan bir başkandı. Bu nedenle de kendisine duyulan güven, siyasi bir kimlikten çok insani bir bağ ile kurulmuştu.
Ama şimdi sormadan edemiyoruz:
Bu açıklamayı gerçekten kendiniz mi yazdınız Sayın Başkan?
Yoksa “Söyleyin, Bozbey’i köşeye sıkıştıralım” diyen bir üst akıl mı yönlendirdi sizi?
Eğer öyleyse bilin ki bu yol doğru yol değil.
Siyasi kazanç için yaratılacak sahneler, halkın zihninde kalıcı güven kayıplarına yol açar.
Yangın yerinde konuşan bir belediye başkanından, siyasi rakiplerine laf yetiştirmesini değil, halkıyla omuz omuza mücadele etmesini bekler bu şehir.
Bursa, sizin siyasi geleceğinizden daha büyük bir değerdir.
Bugün sergilenen sahne dili, sadece sizin değil, yangından can kurtarmaya çalışan insanların çabasını da gölgede bırakmıştır.
Umarım Mustafa Işık’ı yeniden doğal, samimi, halkla omuz omuza duran haliyle görürüz.
Kamera önünde değil, yangın yerinde gerçek bir lider olarak elinde bir ağaç dalı ile bir alanı sözdürmek yerine, kamera karşısına geçip siyasi rant peşinde koşmadan samimiyetle.
Not: Elbette görevini yapmayan, görevinin başında olmayan kimler var ise hesabı bir gün sandıkta demokrasi ile soralım, ama önce ateşi söndürelim lütfen...




























