Bursa’nın Ekonomik Aklı Yeniden Yazılabilir mi? BTSO, Siyaset ve Değişim İhtiyacı
Bursa Ticaret ve Sanayi Odası, sahip olduğu tarihsel birikim ve temsil gücüne rağmen, son yıllarda şehirde aynı karşılığı bulamayan kurumların başında geliyor. Bunun en temel nedenlerinden biri, BTSO’nun uzun süredir siyasetin gölgesinde kalması ve bağımsız bir ekonomik akıl üretmek yerine, siyasal dengelere göre pozisyon aldığı yönündeki yaygın kanaattir. Bursa sanayicileri ve ticaret erbapları, artık bu durumun sürdürülebilir olmadığını açıkça dile getirmektedir.
Uzun yıllardır BTSO Başkanlığı görevini yürüten İbrahim Burkay’ın, kent ekonomisi nezdinde eski etkisini ve karşılığını yitirdiği yönündeki değerlendirmeler, sadece kulislerde değil, iş dünyasının geniş kesimlerinde konuşulmaktadır. Görev süresinin uzunluğu, beraberinde başarıdan çok yorgunluk ve kopuş algısını getirmiştir. BTSO’nun, Bursa’nın gerçek gündemlerinden uzaklaştığı ve temsil gücünün zayıfladığı eleştirileri artık görmezden gelinemeyecek düzeydedir.
Bu eleştirilerin önemli bir ayağını da spor kamuoyunda sıkça dile getirilen Bursaspor meselesi oluşturmaktadır. Bursaspor, kentin en güçlü ortak markası olmasına rağmen, son yıllarda yaşadığı dramatik sportif ve mali çöküş sürecinde yeterli kurumsal desteği görememekle eleştirilmektedir. İbrahim Burkay’ın aynı zamanda Türkiye Futbol Federasyonu Yönetim Kurulu’nda yer almasına rağmen, Bursaspor’un ardı ardına küme düşmesi karşısında etkin bir rol üstlenmediği yönündeki değerlendirmeler, BTSO’nun şehirle olan bağının ne kadar zayıfladığını da gözler önüne sermektedir. Bursa kamuoyunda, BTSO’nun Bursaspor’a hem maddi hem de kurumsal anlamda yeterli desteği vermediği düşüncesi yaygındır.
Eleştirilerin bir diğer önemli başlığı ise TEKNOSAB süreciyle ilgilidir. Bursa’nın en stratejik sanayi hamlelerinden biri olarak sunulan TEKNOSAB arazilerinin, bazı iş insanları tarafından proje kamuoyuna açıklanmadan önce satın alındığı, sonrasında ise bu arazilerin fahiş fiyatlarla el değiştirdiği iddiaları uzun süredir konuşulmaktadır. Bu süreç, BTSO’nun şeffaflık ve eşitlik ilkesini yeterince işletip işletmediği sorusunu da beraberinde getirmiştir. Kent ekonomisine yön vermesi gereken bir kurumun, bu tür tartışmaların merkezinde anılması, BTSO’nun itibarına ciddi zarar vermiştir.
İşte tam da bu atmosferde, Özer Matlı’nın BTSO Başkanlığına adaylığı, yalnızca bir isim değişikliği değil, bir zihniyet değişimi talebi olarak okunmaktadır. Ancak bu adaylık, beraberinde bazı siyasi tartışmaları da getirmektedir. Özer Matlı’nın, Önder Matlı’nın ağabeyi olması, kamuoyunda doğal olarak siyasi bağlamda da değerlendirilmektedir. Bununla birlikte Bursa iş dünyasında hâkim olan görüş, bu ilişkinin BTSO’nun geleceğini belirleyecek asli unsur olmaması gerektiği yönündedir.
Asıl mesele, adayların hangi siyasi kimliğe yakın olduğu değil; hangi başarı hikâyesini, hangi vizyonu ve hangi liyakati temsil ettiğidir. Bursa’nın artık ideolojik kamplara bölünen, siyasetin gölgesinde kalan bir BTSO’ya değil; bilimi, ilmi, üretimi ve rekabet gücünü merkeze alan bağımsız bir oda yapısına ihtiyacı vardır. Yeni dönemde BTSO meclisi ve yönetimi, siyasi aidiyetlerle değil, iş dünyasında iz bırakmış, güven vermiş ve vizyon ortaya koymuş isimlerden oluşmalıdır.
Sonuç olarak, Bursa bugün bir başkanlık yarışından çok daha fazlasını tartışmaktadır. Tartışılan şey, BTSO’nun kime yakın olduğu değil; kime hizmet edeceğidir. Şehrin sanayicisine mi, tüccarına mı, yoksa başka ajandalara mı… Özer Matlı’nın adaylığı bu sorgulamayı yeniden gündeme taşımıştır. Bursa iş dünyası, önümüzdeki süreçte tercihini siyasetin gölgesinden yana mı, yoksa liyakat ve vizyonun aydınlığından yana mı yapacağını net bir şekilde ortaya koyacaktır.




























