Türkiye’de şehirler büyümüyor, şişiyor. Gelişmiyor, çöküyor. Modernleşmiyor, çirkinleşiyor. Çünkü biz kenti mimarlarla değil, müteahhitlerle, plancıların rehberliğinde değil, rantçının iştahıyla kuruyoruz. Ve her yeni bina, aslında bir sonraki felaketin temeline atılan tuğla oluyor.
Bugün ülkenin dört bir yanında yürüyen sözde kentsel dönüşüm projeleri, gerçekte bir “kentsel çöküş” tablosudur. Rant hırsıyla yapılan plansız, estetikten yoksun, doğaya ve toprağa düşman yapılar, kentleri yaşanacak değil, kaçılacak yerler hâline getiriyor. Çünkü amaç, insanca yaşamak değil; daha fazla kat, daha fazla konut, daha fazla satış.
Bu düzenin adı: İmar ve mimarlıkta rant rejimi.
Ve bu rejimin üç ayağı var:
Göz yuman bürokrasi,
İşbirlikçi yerel yönetimler,
Ahlaki sorumluluk taşımayan mimarlık ofisleri.
Deprem mi dediniz?
Elbette bu ülkenin en büyük gerçeği. Ama ne yazık ki, en az ciddiye alınanı. 1999’da Marmara'da 17 bin insan öldü. 2023’te Hatay yerle bir oldu. Bu kadar acıya rağmen hâlâ “zemin etüdü nedir” bilmeyen projeler onaylanıyor, hâlâ denetimsiz betonlar dökülüyor, hâlâ “bi imza alırız abi” mantığıyla mühürler vuruluyor. Çünkü herkes biliyor ki, deprem değil; bu düzen öldürüyor.
Kent estetiği diye bir kavramdan bahsedebilir miyiz hâlâ?
Şehirlerin silueti yok, kimliği yok, ruhu yok. Binalar arasında gölge savaşları, sokaklarda trafik düğümleri, park yerine AVM, okul yerine rezidans dikiliyor. Yollar çıkmaz, kaldırımlar işgal altında, çocuklar oyun alanı değil, otopark görüyor.
Şehir dediğiniz şey sadece binalardan ibaret değildir. Şehir, bir halkın yaşam biçimidir. Ama bu halk artık nefes alamıyor. Betonun içine hapsolmuş, güneşi göremeyen, doğayı unutan bir kuşağa dönüşüyoruz.
Ve şimdi yeniden sormak gerekiyor:
Şehirlerimizi kim planlıyor?
Bilim mi, sermaye mi?
İhtiyaç mı, kar hırsı mı?
Vicdan mı, cüzdan mı?
Şehircilik, geleceği planlama işidir. Ama biz bu geleceği gömmekle meşgulüz.
Ve eğer bu akıl dışı, estetik düşmanı, deprem umursamaz rant düzenine dur demezsek, bir gün “şehrimiz vardı” diye anı kitaplarında sayfa arayacağız.




























