Türkiye, son kırk yıldır terörle mücadelede hem insan kaynağı hem de ekonomik anlamda ağır bedeller ödedi. Şehit analarının gözyaşı hiç kurumadı, yitirilen gençlerin ardından sadece bir vatan değil, bir gelecek de yandı. Ancak bu mücadelenin yalnızca toplumsal ya da siyasal değil, aynı zamanda çok ağır bir ekonomik maliyeti de var. Peki terörsüz bir Türkiye, bu ülkeye ne kazandırırdı?
Terörle Mücadelenin Faturası
1984’ten bu yana faaliyet gösteren bölücü terör örgütüyle ve diğer terör yapılarıyla süren mücadelede Türkiye’nin harcadığı tahmini bütçe, 750 milyar dolar ile 1 trilyon dolar arasında hesaplanıyor. Bu rakam, Türkiye’nin toplam dış borcunu kapatabilecek, altyapı devrimleri yapabilecek, eğitim ve sağlık alanında Avrupa’nın önüne geçebilecek bir ekonomik büyüklüğe karşılık geliyor.
Yalnızca savunma harcamaları değil; güvenlik personeli istihdamı, mühimmat ve teçhizat temini, göç nedeniyle oluşan sosyal maliyetler, yıkılan yerleşim alanlarının yeniden inşası, işsizlik ve sosyal entegrasyon sorunları da bu fatura içinde yer alıyor. Terör tehdidi yüzünden Doğu ve Güneydoğu Anadolu’daki onlarca şehir, yatırım ve kalkınma fırsatlarını kaçırdı. Tarım, hayvancılık, sanayi ve turizm gibi alanlarda büyük potansiyeller değerlendirilemedi.
Barışın Ekonomisi
Şimdi gelin, terörsüz bir Türkiye hayal edelim.
Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgeleri'nde huzurun sağlandığı bir ortamda tarım ve hayvancılık yeniden canlanır. Bu bölgelerin verimli ovaları ve doğal kaynakları üretime açılır.
Tarihi ve kültürel mirasın dünyaya tanıtılmasıyla, bölgesel turizm patlama yaşar. Mardin, Diyarbakır, Van, Bitlis gibi şehirler Türkiye'nin yeni Kapadokya'sı olur.
Yatırımcı artık korkmadan bölgede fabrika kurar, organize sanayi bölgeleri genişler. Bu da bölge insanı için kalıcı istihdam demektir.
Savunma ve güvenlik harcamalarının bir kısmı artık eğitime, yüksek teknolojiye, kadın ve genç istihdamına aktarılır.
Göç veren şehirler artık göç alan, kendi gençlerine gelecek sunabilen cazibe merkezleri haline gelir.
Yani terörün olmadığı bir Türkiye, sadece huzurun değil; ekonomik büyümenin, toplumsal gelişmenin ve gelecek umudunun da adresidir.
Bundan Sonra Ne Olacak?
Bugün gelinen noktada, Türkiye terörle mücadelesinde hem askeri hem istihbarat boyutuyla önemli kazanımlar elde etti. Ancak bu başarıların kalıcı olması için sadece güvenlik değil, kalkınma ve sosyal reformlar da şart. Gençlerin dağa değil üniversiteye, fabrikaya, tarlaya gitmesini sağlayacak ekonomik ve sosyal projelere öncelik verilmelidir.
Bu mücadele sadece bir silah meselesi değil, aynı zamanda akıl, yatırım, eğitim ve adalet meselesidir.
Eğer Türkiye terörü tamamen gündeminden çıkarabilirse, yalnızca huzur değil; yıllık bazda milyarlarca dolarlık bir ekonomik sıçrama da mümkündür. Bu da demektir ki, terörsüz bir Türkiye, daha güçlü bir Türkiye demektir. Hem moral hem de maddi anlamda.
Samimi Değiller, 30 Terörist Yetmez!
Bugün 30 teröristin silah bıraktığı ifade edildi. Ancak kırk yılı aşkın bir süredir ülkenin güvenliğini tehdit eden, binlerce canın yitirilmesine neden olan bir terör yapısı karşısında bu sayının açıklanması, kamuoyunda büyük bir hayal kırıklığı yaratmıştır.
Büyük Türk milleti artık göstermelik değil, gerçek ve köklü çözümler görmek istemektedir. 30 kişiyle sınırlı bir silah bırakma süreci, ne bir stratejik başarıdır ne de toplumsal barışa samimi bir katkıdır. Bu tür adımların güven verici olabilmesi için şeffaflık, kararlılık ve devletin güvenlik konseptine uygun şekilde eş zamanlı kalkınma politikalarıyla desteklenmesi gerekir. Aksi takdirde bu tür haberler, sadece toplumun umutlarıyla oynanmış olur. Samimi olarak kaç kişi varsa tamamı silah bırakmalı ve devlete teslim olmalıdırlar. Ayrıca terör örgütü lideri alçak, asla İmralıdan çıkarılmamalıdır. Milletin barış içerisinde yaşaması için toplumsal anlayış ve önyargısız olmak gerekir. Ancak İmralıdaki bebek katili sonsuza kadar gün ışığı görmemelidir.




























