Algı Üretenlere Karşı Milletin ve Devletin Yanındayız
Gazetecilik; belgeyle konuşur, gerçekle yürür, vicdanla yazılır.
Yapay zekâ ile üretilmiş, bağlamından koparılmış ve hedef seçilerek servis edilmiş bir görselin arkasına saklanmak ise gazetecilik değil, algı mühendisliğidir.
Bir Yunan gazetecinin, başka bir ülkede yaşanan bir olay üzerinden, yapay zekâ manipülasyonu ile Türkiye Cumhuriyeti’nin Cumhurbaşkanını hedef alması; ifade özgürlüğü değil, itibar suikastıdır. Bu, kalemin değil; niyetin kirlenmesidir.
Ben devletine bağlı, milletine sağdık ve cumhuriyetin bekçisi olan bir Türk olarak şunu açıkça söylüyorum:
Bu mesele ne bir şahsın savunusudur ne de bir siyasi tartışmanın parçasıdır. Bu mesele, Türkiye Cumhuriyeti makamlarının itibarı ve millî iradenin dokunulmazlığı meselesidir.
Bugün hedef alınan kişi Recep Tayyip Erdoğan olabilir;
yarın Türkiye’nin başka bir kurumu, başka bir seçilmişi olabilir.
Bu nedenle sessizlik bir erdem değil, zaaf olur.
Ancak şunun da altı özellikle çizilmelidir:
Sayın Cumhurbaşkanı’na yönelik dış kaynaklı her türlü hedef alma karşısında, millet olarak duruşumuz nettir. Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin ve millî iradenin arkasında, milletçe dimdik dururuz. Zira bu duruşumuzu özellikle dedeleriniz iyi bilirler. Belki size de masal niyetine anlatmışlardır Türk milletinin milli iradesini.
Bizler demokratik bir ülkede yaşayan yurttaşlarız. Elbette siyasi çekişmeler olur, partiler sandıkta rakip olur, fikirler yarışır. Bu, demokrasinin ve Cumhuriyet kültürünün doğal sonucudur.
Sandıkta rakip oluruz, eleştiririz, itiraz ederiz.
Ancak mesele devletin itibarı, millî irade ve Türkiye Cumhuriyeti olduğunda;
doğusundan batısına, kuzeyinden güneyine bir oluruz.
İşte o noktada siyaset biter, millet başlar.
Yapay zekâ çağında gazetecilik, daha fazla sorumluluk gerektirir.
Görüntü üretmek kolaylaşmış olabilir; ancak gerçeği eğip bükmenin adı hâlâ yalandır.
Yalanın ise milliyeti, ideolojisi, bayrağı olmaz.
Türkiye, algılarla yönlendirilecek bir ülke değildir.
Bu topraklar; montajla değil, sandıkla konuşur.
Dedikoduyla değil, millet iradesiyle ayakta durur.
Bizim cevabımız küfürle, tehdit ile, sokak diliyle olmaz.
Bizim cevabımız:
Hukukla,
Gerçekle,
Devlet aklıyla olur.
Ve mesele devlete geldiğinde, millet olmanın ne demek olduğunu;
yapay gündemlerle değil,
algı operasyonlarıyla değil,
tek yürek duruşumuzla tüm dünyaya gösteririz.
Bu duruş bir kişiye değil,
bir partiye değil,
Türkiye Cumhuriyeti’ne sahip çıkma iradesidir.






















